• 17.04.2020 00:00
  • (928)

 Foreign Policiy dersi, 14 Nisan’daki sayısında, koronavirüs salgınının yönetişim kalitesi için bir test haline geldiğini yazdı. Dünyadaki hemen hemen her ülke Covid-19 ile mücadelede gurur duyacakları işler yaptılar, ama neredeyse hepsi pek çok hata da yaptı. Yani hiçbir ülke mükemmel ve hatasız değil.

Kayıp sayısının azlığı veya tedavi edilen hasta sayısının yüksek olması, bir ülkenin performansını değerlendirmek için yeterli bir kriter değildir. İstatistikler, salgına karşı mücadelede nerede durduğumuza karar vermenin çok önemli olduğunu gösteriyor. Bu veriler, hem bir iddiayı kanıtlamak hem de bunun tersini kanıtlamak için kolayca kullanılabilir.

Bulaşma hızı, hasta sayısının evrim eğrisi bir ülkeden diğerine geniş ölçüde değişmektedir.

İstatistiklerin dışında, ülkelerin performanslarının değerlendirilmesinde önemli olan iki faktör daha vardır. Ve aslında, bu sonuçları üreten nedenlerdir.

Bunlardan ilki; hükümetlerin karantina ve sokağa çıkma yasağı gibi salgının yayılmasını kontrol altına almak için attığı adımlardır. Türkiye bu tedbirleri almakta yavaş davrandı ve uygulamada yetersiz kaldı. Hatta bu uyumsuzluk, İçişleri Bakanı’nın istifasına neden oldu, ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan istifayı kabul etmedi. Salgının en başında hemen harekete geçen ülkeler, yayılımı kontrol altına almada başarılı oldular. Tayvan, Güney Kore ve Almanya bu alanda en iyi performans gösterenler.

İkinci faktör ise; bir ülkedeki salgının büyüklüğü hakkında bir fikir veren testlerin sayısıdır. Bu sayede; testleri pozitif çıkanları tedavi etme ve virüsü başkalarına bulaştırmaları için onları izole etme şansı vardır. Endüstrinin test setleri üretme kapasitesi neredeyse sınırsızdır. Bu yüzden, yapılması gereken şey, tıbbi personeli günde mümkün olduğunca çok test yapmaları için eğitmek ve böylece günde binlerce test yapma kapasitesi yaratmaktır. Bir ülke bunu yaparak, on binlerce vatandaşının ölümünü önleyebilir. Çünkü yaşanan zamana karşı bir yarış. 

Her ne kadar test sayısını artırmak için çaba gösterilse de, bu makalenin yazıldığı tarihte Türkiye'de yapılan toplam test sayısı 477 bin 716 idi. Türkiye ve Almanya neredeyse aynı nüfusa -82 milyon- sahip iki ülke. Ama Türkiye’de şu ana kadar yapılan testler, 1 milyon 728 bin 357 test gerçekleştiren Almanya'ya kesinlikle çok uzak.

Anti Covid-19 mücadelede ABD’nin durumu özel bir kategori. İspanya ve İtalya başka bir kategoride. Sonra İngiltere, Fransa ve Almanya’yı içeren kategori geliyor. İstatistiksel olarak Türkiye, bu son kategori ile dünyanın geri kalan ülkeleri arasında bir yerde duruyor.

Türkiye'nin başarısız olduğu başka bir alan da, tıbbın kapasitesinin dışında salgının neden olduğu sorunları hafifletmek için alınan sosyal önlemler ile bağlantılı. Köklü sosyal dayanışma geleneklerine sahip Türkiye gibi bir ülkede, hükümet felaket zamanında yapması gerekenin tam tersini yaptı. Mahkeme, bir il belediyesinin (İstanbul) muhtaç vatandaşlar ve salgın nedeniyle işini kaybedenler için para toplamak için açtığı banka hesabını engelledi. İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, böyle bir kampanyanın başlatılması için il valisinin olurunun gerektiği belirtildi.

Hükümetin bu eyleminin nedeni, ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Mersin ve Eskişehir gibi hemen hemen tüm büyük metropollerde belediye seçimlerini kazanmasıdır. Bu sonuçlardan memnun olmayan hükümet, şimdi bu belediyelerin performansını engellemek istiyor. Genel bir insani çabanın seferber edilmesi gereken zamanlarda muhtaç insanları cezalandırmak, merkezi makamların yapması beklenen son şeydir.

Türkiye’deki merkezi otoritenin açgözlülüğü burada da durmadı: Muhalefet partisinin yönettiği bir başka metropol olan Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, yoksullara ve öğrencilere günlük yiyecek dağıtıyordu. Hükümet bunu da yasakladı.

Hükümetin bu şekilde davranarak beklediği başarıyı elde edip edemeyeceği, bir sonraki seçimlerde görülecek.