• 28.02.2020 00:00
  • (1405)

 İdlib’de Türk-Rus işbirliği test ediliyor

Yaşar Yakış

Zaman zaman yaşanan dalgalanmalara rağmen Suriye'deki Türk-Rus işbirliği az çok tatmin edici bir şekilde işe yaradı. Şimdiye kadar farklılıkların yönetilebildiği ve her iki tarafın da diğerinin temel çıkarlarına zarar veremeyecek şekilde kullanabileceği veya yorumlayabileceği gri bir alan vardı.

Ancak bu dönem sona ermiş gibi görünüyor. Temel çıkarlara ne kadar yönelinirse, taviz vermek o kadar zorlaşır. Her iki taraf da -biri Ankara'da diğeri Moskova'da olmak üzere- üst üste yapılan iki toplantıda ufukta bir çözüm için umut verici bir işaret olmadan, pozisyonlarını ortaya koydu. Bu toplantılarda beyan edilen pozisyonların, müzakerelerin başlamasından sonra revize edilebilecek maksimalist talepler olduğunu varsayabiliriz. Çünkü iki tarafın yetkilileri de, karşı tarafı kışkırtabilecek ifadelerden kaçındı.

Türkiye'nin İdlib konusundaki tutumu şöyle özetlenebilir: 

Suriye rejiminin İdlib’de birçok yerleşim yerini ele geçirmesi üzerine, Türkiye Suriye'ye takviye göndermeye başladı. Sayıları resmi olarak açıklanmasa da, gözlemciler Şubat ayı başından sonra yaklaşık 7 bin 600 asker ve 2 bin 850 askeri aracın Suriye sınırını geçtiğini tahmin ediyor. Türk ordusu tarafından kritik kabul edilen mevzilerde konuşlanmış olmalılar. Uluslararası medya Suriye'de 46 yeni gözlem noktası kurulduğunu iddia etti, ancak ne tür bir konuşlandırma olduğunu öğrenmek için daha net bilgilere ihtiyaç var: Bir bölgeyi kontrol etmek için belirli misyonlara sahip yeni gözlem noktaları mı yoksa yeni müfrezeler mi?

Mevzilerin veya üslerin konumlandırılması sahadaki yeni güç dengesinin gerekliliğine göre değişiklik gösterebilir, ancak mevcut konuşlandırma; Türkiye'nin Suriye güçlerinin İdlib eyaleti içinde kuzey ve batıya doğru ilerlemesini durdurmaya odaklanacağını ve Rejim güçlerinin M5 Şam-Halep Otoyolu’nun batısına ve M-4 Lazkiye-Halep Otoyolu’nun kuzeyine geçmesini engelleyeceğini gösteriyor.

Ankara'nın sahaya yönelik tasarımı; İdlib'deki askeri kontrolünü, desteklediği askeri grupları barındıracak kadar geniş bir alan bırakacak şekilde genişletme yönünde. Ayrıca Ankara, Türkiye sınırına doğru hareket eden ya da hareket etmeye hazır olan yüzbinlerce sivili mümkün olduğunca mevcut yerlerinde tutmak istiyor.

Türk ve Rus askeri ve sivil yöneticiler arasında biri Ankara'da, diğeri Moskova'da olmak üzere iki üst düzey toplantı yapıldı, ancak ikisinde de bir anlaşmaya varılmadı. Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın, Rusya’nın Türkiye'nin sorularına verdiği yanıtların tatmin edici olmadığını söyledi. Rus basınına göre Moskova, Türkiye'ye mülteci kampları kurabileceği sınır boyunca 15 km genişliğinde bir kemer bırakmayı önerdi. Türkiye ise, Rusya'nın önerdiği haritayı kabul etmedi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov daha açık sözlüydü: “Görüşmelerden önce söyleyebileceğim şey, İdlib'deki teröristleri herhangi bir bahaneyle destekleyecek hiçbir çabayı kabul etmeyeceğimizdir. Birleşmiş Milletler tarafından terörist kabul edilen gruplara karşı mücadelemiz devam edecektir."

Lavrov'un sözleri, Rusya'nın BM Güvenlik Konseyi tarafından tanımlanan teröristleri ortadan kaldırmakta ısrar edeceğini ancak Türkiye'nin geçmişte El Kaide bağlantılı El Nusra Cephesi saflarında savaşan bu silahlı muhalif gruplara desteğini sürdürmek istediği şeklinde yorumlanabilir.

Rusya'nın Suriye rejimini destekleme yönünde hem vaatleri hem de çıkarları var. Suriye'ye yerleşmek, Moskova'nın Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'de daha aktif bir rol oynamasına olanak sağlayacaktır. Ayrıca Suriye'deki varlığını, ABD'nin Filistin sorunundaki üstünlüğünü dengelemek için de kullanabilir. Bu nedenle Rusya, rejimin düşmesine izin vermemek için elinden geleni yapacak ve bu vaatlerden kolayca geri adım atmayacak.

Öte yandan Moskova, Türkiye'yi NATO'dan uzaklaştırma gibi farklı bir plana da sahip. Bu plan, Rusya'nın ulaşmaya çalıştığı önemli bir hedef. Rusya'nın köklü diplomatik gelenekleri muhtemelen bu iki hedefe de aynı anda ulaşmanın bir yolunu bulacaktır. Dolayısıyla Rusya, Suriye'yi de hayal kırıklığına uğratmadan Türkiye'yi tatmin etmenin bir yolunu bulabilir.

Türkiye-Rusya müzakerelerinin bu bölümü daha az umut verici de olsa, devam ediyor.