‘Azize, ona de ki: Halti… ‘

  • 28.01.2020 00:00

  Geçmişte bu gerçeği acı tecrübelerle tatmış biri olarak Elazığ-Malatya hattında meydana gelen 6.8 şiddetindeki depremi duyunca, ruhum da sanki bu coğrafyayla birlikte sarsıldı. Sonra gerek sosyal medya ve gerekse canlı tivi yayınlarından neler olup bittiğini anlamaya çalıştım. Her ne kadar yıkılan sayılı birkaç bina altında ölen, yaralanan ve halen göçük altında kalanlar olsa da, çok şükür ki tahribat hacmi son derece sınırlıydı. Mesele şimdi enkaz yığınları altında yaşama mücadelesi veren canları kurtarmaktaydı. Anında teyakkuz haline geçmiş başta AFAD ve ülkemizin önde gelen yardım kuruluşlarına mensup fedakar çalışanların nasıl canhıraş bir gayretle bu yaşam kurtarma faaliyetlerinin baş rolünde yer aldıklarını görmek sevindiriciydi.

Ertesi gün sosyal medyaya bir görüntü düştü; UMKE (Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi) çalışanı son derece duyarlı genç bir kadın, enkaz altından kurtarılmak üzere kendisiyle iletişim kuran ve yakınında Türkçe bilmeyen yaşlı bir Kürt teyzenin de bulunduğunu ve durumundan endişe ettiğini belirten Azize hanıma “ona halti de, bak ben sana Türkçe söyleyeceğim, sen de ona Kürtçe söyle tamam mı, ona halti de” şeklinde tavsiyelerle onları nasıl güçlü bir şekilde hayatta tutma mücadelesi verdiğini izlerken, boğazım düğümleniyor ve gözlerimde engel olmadığım bir ıslaklık beliriyordu,

Ardından, Kürtçe bilen bu UMKE çalışanı hanımefendiyi izleyen yüzlerce kişi sosyal medya üzerinden Kürtçe teyze manasına gelen “halti, xalti” kelimesini asla unutmayacaklarına dair insani bir duyarlılıkla yeminler ettiler, şükranlarını bildirdiler. Ortak insani vicdana sahip Türk ve Kürt dostlarımız bunu toplumsal kaynaşmayı güçlendirecek bir güzellik olarak değerlendirdiler. Hakikaten elim bir felaket sonrası tanıklık ettiğimiz ne hoş ne de sıcak görüntülerdi bunlar! O dondurucu soğuk hava koşullarında ve betonların ölümcül tehdidi altında ‘’halti-xalti’’ kelimesi tüm yürekleri ısıtan ve tılsımıyla bir canı yaşama bağlayan hayat öpücüğüne dönüşüyordu adeta.

deprem azize ile ilgili görsel sonucu

İşte bu sözcük o andan sonra tüm ihtişamıyla gelip dimağıma çöreklendi ve türlü suikast girişimlerine rağmen bu coğrafya halklarının uzun tarihsel aşamalar boyu duygusal ve kültürel olarak nasıl da birbirinden kopamaz olduğu gerçeğini bir mıh gibi beynime çaktı.

Şöyle ki; Kürtçede teyze anlamında kullanılan “halti” kelimesi köken olarak aslında Arapçadır (خالتى) ve Araplar da tam olarak bu formuyla kullanırlar ve ‘’teyzem’’ manasına gelir. Türkçede bir ğalat-ı meşhur (yaygın yanlış kullanım) olarak babamızın kız kardeşini tanımlamakta kullandığımız “hala” kelimesi de tamamen bu kökenden gelir ve aslında  annemizin kız kardeşini yani teyzemizi tanımlar. Fakat dil tarihi böyle gelişmiyor.  İngilizcede hala ve teyze aynı kelimeyle “aunt”, amca ve dayı da yine aynı şekilde “uncle” olarak isimlendirilir, tıpkı Farsçada “dayı” kelimesinin hem babamızın hem de annemizin erkek kardeşine tekabül etmesi gibi. Ama biz babamızın erkek kardeşine emmi -Arapça kökenlidir-, annemizin erkek kardeşine dayı -Farça kökenli- deriz. Aslında hangisi hangi kelimeyi kimden almıştır tam olarak bilmek de zordur bazen. Arapçanın, ilk dönemlerinde Farisi Sibeveyh ve sonraki dönemlerde Selçuklu Türkü  Zemahşeri tarafından bugünkü haline doğru evriltildiği göz önünde bulundurulunca, esasen  müşterek bir medeniyet idealine sahip kavimlerin birbiriyle etkileşerek, yaşam tasavvurlarıyla birlikte sözcük ve kavram dünyalarını da ne denli benzeştirdiklerinin çarpıcı bir örneğidir bu.

Bugün kullandığımız Türkçe de, bize geçmişte yaşanan tarihsel süreçlerden etkilerle oluşan ve atalarımızın kendi yorumlarınca işlevsel değer katkılarıyla bizlere bıraktıklarından ibarettir. Bu dil içinde bolca Arapça, Farsça, Kürtçe, Frenkçe, Ermenice, Yunanca, Boşnakça, Çerkezce, Arnavutça vs.vs.  kelime ve kavramlar barındırır, tıpkı diğer kardeş dillerin de Türkçeden yüzlerce kelimeyi halen kullanmaya devam etmesi gibi.

Bazen sadece bir kelimeyle gerçekleşebilir büyük zihinsel devrimler ve UMKE’ci bir genç kadın, Azize hanımın civarında olduğunu belirttiği ve Türkçe bilmeyen yaşlı Kürt teyzeye ısrarla Kürtçe “halti halti” kelimesiyle hitap etmesini söyler. Yeryüzünün ölümler kustuğu gündür ve yaşamın kıyısında bir kadın aslında “hala” kadar kendisine yakın bu kelimeyi anlamadığı için birkaç kez daha tekrarlatır da durur; “halti, khaleti, خالتى, teyzem, halam” an gelir tek bir kelime yeter tüm dünyayı değiştirmeye de, acıları ve sevinçleri farksız aynı medeniyet ikliminden beslenen akraba çocuklarının, aslında lisanları bir teyze bir hala kadar birbirine yakın olduğu halde anlaşamıyor oluşları üzücü değil mi?

Türk-Türkmen, Kürt, Arap ve Farisi hiç ayrılabilir mi birbirinden? Boşnak, Ermeni, Çerkez, Azeri, Rum, Abhaz, Makedon, Gürcü, Roman, Arnavut ve Pomağı vs. olmayan bir gelecek projeksiyonu yapılabilir mi bu topraklarda?

Ortak resmi dilimizdir Türkçe, ama başta Kürtçe olmak üzere, tüm diğer kardeşlerimizin lisanlarını da rahatlıkla öğrenme fırsatımız olabilseydi keşke.

Ahh UMKE’ci  “halti” diyen Emine Kuştepe bacım, neler düşürdün böyle aklımıza? Ne derler; bir musibet, bin nasihat gibi bir şey işte. Var olasınız, nur olasınız! Rabbim sayılarınızı artırsın…

Selam ve esenlikler

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akçakoca TV (www.akcakocatv.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız