• 26.03.2022 12:12

Doktor olurken öğrenci bilir, iyi gün kadar kötü gün vardır ve zorlu koşullarda çalışması gerekebilir.

Asker olma yolunda olan öğrenci bilir, bu bir yaşam tarzıdır ve hayatı hep risk altında olacaktır. Biz sivillerin bilmediği görevleri olur, bir savaş durumunda da ben savaşmıyorum demez.

Doktorun salgın durumunda çalışması, askerin savaş durumunda çatışması doğaldır.

Olağan dışı durumlar vardır, her meslek erbabı bunu bilir.

Pekii benim bu şoför ağabeyim bunu nasıl unutmuş.

Genellikle bir saat kadar bekledikten sonra anca boş yer bulup binebildiğim araçta şöyle bir olay yaşadık. Ben gibi bekleyen, üşüyen, isyan eden insanlardan biri şoföre sitemde bulundu. Ancak kendisi öyle içli bir yanıt verdi ki, biraz da gergindi. Şaştım kaldım. Kendisi şöyle dedi

“Evimden kalkıp geldim, evimden… Lütfen ama lütfen, gücüme gidiyor.”

Abimiz hassas…

Vatandaş hassas…

Belediye yetkilileri gamsız.

Bu diyalog sırasında sustum, olay çıkmasın diye. Ama uzun zamandır susmaktan yoruldum. Köşe yazısı değil resmen sizin için bir köşe mektubu yazdım.

Değerli Şoför Ağabey, senin mesleğin nedir? Şoför. Öncelikle senin hizmet verdiğin Düzceli vatandaş olarak seni sıcak yatağından kaldırdığımız için üzgünüm, özür dilerim. Çünkü o soğukta dışarda olmak ne demek aylardır deneyimliyorum canım abim. Allah sana başka bir iş nasip etsin de kurtul bu çileden inşallah. Çok üzüldüm abi içerlememe, gücenmene.

Değerli şehir içi taşımacılığı yapan abilerim ablalarım, ben vatandaş olarak sizden de özür dileyeyim baştan, vardır size de bir kusurumuz. Açıklamalarınızı okudum. Zaten para kazanamadığınız halde ayda 23 bin tl’lik yakıt yakıyormuşsunuz, eski fiyattan 20 bin tl üzerinden çalışıyormuşsunuz, mazot istiyormuşsunuz, aylık 21 bin tl istiyormuşsunuz. Şoför parası, sigorta pirimi, bakımlar, lastikler… Derdiniz çok. Eylem yaparız haaa diyorsunuz.

Yapın abilerim ablalarım, neden yapmıyorsunuz. Eylem yapmıyoruz diyerek iş yavaşlatıyorsunuz, memnuniyetsiz ifadelerle araç kullanıyorsunuz, vatandaşla söz düellosuna giriyorsunuz, belediye bunu görmezden geliyor, siz eylem yapmamış, belediye de ulaşım aksatmamış mı oluyor?

Siz neden hakkınızı aramıyorsunuz, iyi niyetse aynı iyi niyeti de vatandaşa neden göstermiyorsunuz?

Değerli belediye yetkililerimiz vatandaş olarak sizden de özür diliyorum. Arkanızdan çok konuştuk, buradan da açıkça yazayım ki dedikodu olmasın.

Düzce’nin dolmayan bu dolmuş çilesinin sorumlusu kim? Yüzlerce kez gazetelere, bültenlere konu olan bu konu sizin için bir klişe oldu demek ki asla ciddiye almıyor, sorunu çözmüyorsunuz. Ciddiye almadığınız gazeteciler de bir düşünsün neden yazılanlar havada kalıyor?

Belediyenin görevleri nelerdir? Herhalde ortaöğretim sorusu bu. Belediye başkanı ne iş yapar, yardımcılar, müdürler ne iş yapar, şikayet hatları ne iş yapar, sistem nasıl işler?

Düzce’de su sorun, alt yapı sorun, kaldırım sorun, kar yağar sorun, yağmur yağar sorun, ulaşım sorun, güzergah sorun, etnik kökenine göre adam seçmek sorun. Bir park açılır açılışta onlarca şövale üstünde başkanın fotoğrafı!

Ve Sayın Başkan, Düzce Belediyesi Başkanlık makamını kendinize yakıştırmadığınızı anladık biz, siz bizi bu konuda kıralı çok oldu, ancak vefasızca davrandığınız bu halk size oy verdi. Gönülden size oy veren yüz binler var.

Biz hepimiz sizden özür dileriz, ömrünüzden üç beş yıl çaldık vaktinizi aldık…

OKUR MEKTUBU