• 8.02.2019 00:00
  • (1541)

 Akçakoca Kızılay Konukevi’nde yaşlıların deprem riski nedeniyle tahliye edilerek, başka bir şehre götürülmeleri söylentileri üzerine; tüm sivil toplum kuruluşları, onları Akçakoca’dan göndermemek için bir araya geldi.  Akçakoca tarihinde çok ender rastlanan bu sahip çıkma durumunu görünce; Yaşadığım şehrin STK.ları ve insanları ile gurur duydum.

ANCAK, Böylesine insani bir sahip çıkma ve karşı duruşda; Bazen öylesine ifadeler kullanıldı ki; içimde açtığı yara kolay kolay kapanmayacak...

Bu sözlerin, benden daha fazla, DÜNYANIN EN KÖKLÜ YARDIM KURULUŞU OLAN KIZILAY Kurumunu daha çok acıtması gerekir. Çünkü, KIZILAY gibi, sadece insanlara değil, zarar gören hayvanlara da yardım eden bir kurumun yöneticileri; Kendilerine sığınmış yaşlı insanları, üstelik ellerinde, avuçlarında olanı bağışlayarak “EVİM” diye yerleştikleri yerden ve alıştıkları şehirden, RIZALARI DIŞINDA bir GÖÇE ZORLUYOR ve bunu duyan bir şehrin halkını da o insanlara SAHİP çıkmak zorunda bırakıyor.

VİCDANİ BİR DURUŞTA EKONOMİK DEĞER ARANMAZ !

İçimi acıtan  bu süreçte; Konukevinde kalan yaşlı insanların "Bizi göndermeyin " çaresizliklerinin arkasından gelen "ama biz burada alış veriş yapıyoruz, esnafa kazandırıyoruz, sayemizde insanlar çalışıyor " sözlerine ihtiyaç duymaları oldu.

Onların bu açıklamaları bize o kadar normal geldi ki; Yaşlılara sahip çıkmak için ağzını açan, Akçakoca Halkının onlara sahip çıkması için taşıdıkları ekonomik değerden bahseder oldu.

“ Onlar esnafa kazandırıyor!”

“ Orada şu kadar kişi çalışıyor, ekmek yiyor!”

Demeye başladık. Öyle ki; ekonomik değer taşımaları yaşlıların mağduriyetinin ötesine geçti.

Ve bu süreçte; “ İyi ki, onların bir ekonomik değeri varmış, yoksa mağduriyetlerini anlayan birkaç insanla oturur ağlaşırdık. “ diye şükrettim, İnsanlığımızın metalaştığını gümbür gümbür gözümüze sokan tüm bu söylemlere...

Hergün insanlığımız test edilirken, Akçakoca Kızılayı Konukevi’nde yapılan basın toplantısına katılanlar; "memleket ekonomisi batar" diye değil, insan oldukları için, artık yaşlandıkları yerde hiçbir ekonomik artıları olmasa bile korunmaları gerektiği için orada olsalar da; böyle güzel bir birlikteliğe, maddiyatın gölgesi düşmemeliydi...

“Her canlının yaşamını onurlu bir şekilde sürdürme hakkı vardır” diye savunurken, bir metadan bahsetmiyoruz! Yani alınıp, satılabilen şeylerden bahsetmiyoruz ! Hiçbir maddi değeri olmasa da; sadece ve sadece CAN taşıdığı için korunması, kollanması gerektiğinden bahsediyoruz!

LÜTFEN, VİCDANLA CÜZDANI BİRBİRİNE KARIŞTIRMAYIN!

DİP NOT : Bu günlerde hiçbir ekonomik değer taşımadığı halde, kendi haklarını savunamayan hayvanlar için emek veren, zamanını ve parasını harcayan insanların vicdanlarına birkez daha derin bir saygı duydum. Kendimi hiçbirzaman bir “hayvansever” olarak tanımlamadığım halde, Onlar için canhıraş mücadele eden insanları ( hayvanları değil ) neden terk edemediğimi anladım. Çünkü saf ve Vicdanlılar. Onlar için bir canlının canının acıması yetiyor, işlerini güçlerini bırakıp koşmalarına. Ve insan hayvan diye ayırmıyorlar. “ Eyvah canı yanıyor, ne yapabilirim?” diyorlar. Onlara saldırarak, aslında kalan son insanlıklarını yok edenler, bu konuyu bir daha düşünsün. Çünkü saldırdığınızda, canlarının canını acıttığınızda o melekler bir savaşçıya dönüşüyor. HİÇBİR CANLININ CANINI YAKMAYIN, YAKILMASINA İZİN VERMEYİN.

Nermin Alpay

Yaşam Hakkına Saygı Aktivisti