• 18.07.2017 00:00
  • (2797)

 Atalarımız “ Kervan Yolda Düzelir” demişler. O yüzden hangi işe kalkışsak, plan program yapmak, alt yapı hazırlamak gibi sorunları dert etmiyoruz.

Önce binaları yapıyoruz, sonra alt yapı çalışmalarına başlıyoruz. Avrupa bunun tam tersini yapıyorsa bize ne? Biz işimizi bilir, önce yapar, sonra kitabına uydururuz nasıl olsa…

Akçakoca, coğrafi konumu itibariyle üniversite şehri olabilir. Bunun için 5-10-20 yıllık planların yapılması, açılmış veya açılacak üniversitelerin uluslararası kalite standartlarına uygun hale getirilmesi gerekir. Ama biz önce açıyoruz, sonra hoca temin edene kadar yedek öğretmenlerle idare ediyoruz. Sonra da olağanüstü başarı bekliyoruz!!!

2006 yılında Düzce Üniversitesi’ne bağlanan, Akçakoca Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksek Okulu, geçen 16 yıla rağmen, bugün ki haliyle; hala gelen öğrencilerin beklentilerini  karşılamaktan uzaktır. “Taşra Üniversitesi”algısını, “Taşra’da Üniversite markasına dönüştürememiştir. Akçakoca ile bütünleşemeyen, eş dost akrabaya iş imkanı sağlayan, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” gibidir.(Bkz dip not)

Akçakoca ile bir türlü bütünleşemeyen Üniversite ile ilgili bilgilerimiz sokakta yapılan dedikodulardan öteye gidememiştir.  Cevaplarını merak ettiğimiz soruları açıkça soracak olursak; Üniversite’de cemaatçi yapılanmalar var mıdır? Dün Fetullah’ın kitaplarını çocuklara tavsiye ettiği söylenen kişiler , bugün hangi konumdalar? Cumhurbaşkanımızın hassasiyetleri dikkate alınırsa; Ne olduğu belli olmayan Cemaatçi yapılanmalara karşı daha dikkatli davranılıyor mu? Bugün hala Üniversite’de dinci cemaatler bulunmakta, korunup, kollanmakta mıdır? Çünkü 15 Temmuz’da bizler bu insanların bukalemun gibi değiştiklerini acı bir şekilde öğrendik. Aynı hatanın tekrarlanmasını istemiyoruz.

Bunu engellemenin yolu da;  işi amca oğluna, komşuya, cemaatin tavsiyesiyle gelen kişiye değil, bilene vermekten geçiyor.  Yani şimdi Üniversite’de liyakate;  varolan işe uygun kişinin seçiminde, bilgiye ve tecrübeye değer veriliyor mu?   Kaç idareci veya öğretim görevlisinin bylocke kullandığı tespit edildi. Bunlar hala görevlerini sürdürüyorlar mı?

BYLOCKE gizli bir haberleşme ağı olarak tanımlanıyor. Benim anlayamadığım Bylocke denen bu gizli haberleşme ağına bir insan neden ve nasıl dahil olur? Ayrıca gizli bir örgüt herkese giriş şifresini verir mi?  Asya Finans’dan kredi almak zorunda kalan gariban vatandaş suçlu oluyor da, gizli örgütün haberleşme ağına dahil olan nasıl görevine devam edebiliyor? Tabii ki “suçu ispatlanana kadar herkes masumdur” haliyle. Kaçma şüphesi olmayanların cezaevinde tutulmadan yargılanması, mağduriyetleri önlemek açısından en adil yargılama şeklidir. Benim anlamadığım kendisine hiçbir suç ve gerekçe gösterilmeden KHK kararnameleriyle açığa alınan akademisyenler varken,  yargısı devam eden bylocke kullandığı tespit edilmiş bir eğitim görevlisi ders verebilir mi?

Şehir efsanesine göre; ‘Öğrencilere Fetö darbe teşebbüsünden önce, Fetullah’ın kitaplarını okutanların olduğu, şimdinin vallahi ve billahi asla fetöcü değil, başka bir cemaatten olduğu doğru mudur?

Hangi cemaatten olursa olsun, cemaatlerin ne işi var Üniversitede?!!! Orası tekke mi, bilimsel çalışmalar yapılması gereken bir üniversite mi?

Cemaatçilerin korunduğu, cemaatçi olmayanların dışlandığı, mobingin her türlüsünün yaşatıldığı’ dedikoduları dolaşan bir kurum var karşımızda… ( Doğru değilse bile, Öğrencilerle konuşarak gerçeği bulmak hiç de zor olmasa gerek.) Bir Üniversite böylesi dedikodularla anılmamalıdır. Ama ne demişler “ ateş olmayan yerden duman çıkmaz.”

Cevaplarını alamadığımız bu sorularla boğuşurken, şehrimize yeni bir üniversite kazandırıldı. Bu durum bir Akçakocalı olarak beni gururlandırıp, sevindirse de, Düzce Üniversitesi Akçakoca Yerleşkesinde temiz bir sayfa açılmadan, cemaatçi yapılanmaların önü kesilmeden Bilimsel ve Akademik çalışmalarıyla gündemi sallayan bir üniversite hayalimiz çok ileri tarihlere kalacak.

Siyasal Bilgiler Fakültesi açma sözünde durduğu için Sayın Bakanımız Özlü’ye çok teşekkür ederken, ondan beklentilerimizin bundan çok daha fazlası olduğunun altını çizmek istiyorum:  Bu yıl öğrencilerin tercih etmeleri için klavuzda yer ayırttığınız bu üniversite için, idaresinden, akademisyenine kadar yeni ve güçlü bir kadro tahsis etmeye hazır mısınız?  

Sayın Bakanım, Siz çocuğunuzu bu yıl, bu şartlarda açılacak okula yollar mıydınız?  

Üniversite şehri olmak, öyle kuru bir bina ile olmuyor. Siyaset bilimi gibi önemli bir konuda, hangi hocalar ders verecek? Gelecek öğrencileri barındıracağımız uygun fiyatlı konutlar var mı? Ya öğrencilerin gidip oturabilecekleri uygun ortamlar, sinemalar, kültür merkezleri???!

Gelsinler… Ev sahipleri kazansın, marketler kazansın… Gelsinler… Bir de onlar görsünler…Akçakoca’da hangi Üniversite açılırsa açılsın, bilimsel ve akademik başarıya imza atacak akademisyenler ve akademisyenlerin önünü açacak idareciler yoksa, yazık olur Akçakoca’ya binbir umut ile gelen çocuklara. 

Madem artık kervan yola düştü, bir an önce ( öğrenciler gelmeden) kollar sıvanmalı, eksikler giderilmelidir.

DİPNOT  :Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın en önemli eserlerinden biridir. Hiçbir işte tutunamayan bir adama iş yaratmak için açılan işyeri ( Saatleri Ayarlama Enstitüsü)  ihtiyaç duyulmayan bir konuda arz yaratarak, bir sürü insana ekmek kapısı olur. Ve birgün ihtiyaç duyulmadığı fark edilip, kapatılınca çalışanlar işsiz kalırlar…