• 14.12.2016 00:00
  • (2430)

Taşra,  Üniversite Şehri Olabilir mi?

Merkezden uzak, büyükşehir dışındaki yerlere taşra dendiğini herkes bilir.  Merkezden uzak olmak; aynı zamanda, büyük şehir imkânlarından yoksun olmak demektir.

Anadolu’nun birçok yerinde mantar gibi üniversiteler açılıyor. Eğitmeni, akademisyeni sınırlı olan bu üniversiteler sayesinde,  liseden mezun olan gençler, işsizlik sırasına girmeden dört-beş yıl daha geleceğe dair umutlarını erteliyorlar. Üniversiteler, gençlerimize geleceklerinde iyi bir iş sahibi olacaklarına dair garanti veremese de, müfredata bağlı lise eğitiminden sonra, aydın bir birey olabilme şansını, yani üniversiteli olma şansını verebilmelidir. Devlet, Gençleri işsizlik oranı artmasın diye, aileleri çocuklarının eğitimi için varını yoğunu harcayarak ekonomiyi canlı tutsunlar diye, kullanmaktan vazgeçmelidir. Gençlere gerçekten Üniversiteli olmanın ayrıcalığını yaşatmak zorundayız. Bu da gençlere eğitim aldıkları okuldaki eğitimin kalitesiyle ve yaşadıkları, misafir oldukları şehirde okul dışında geçirebilecekleri kültürel mekânlarla sağlanabilir. Üniversite, akademik olarak, araştırmacı, analitik düşünebilen, sanata, edebiyata, sosyal meselelere duyarlı öğrenciler ( imamlar değil) yetiştirebilirse, o gençlerin ve ailelerin emekleri heba olmaz.

Üniversiteler  nerede açılmış olursa olsun, taşrayı dönüştürme gücüne sahipse, merkezden uzak olmayı avantaja çevirebilir. Bu ancak;  Üniversitenin akademik çalışmalarıyla dünya literatüründe yer alması ve Üniversite yönetiminin bulunduğu şehrin yöneticileriyle taşrayı dönüştürme planları yapması ile mümkündür.

Şimdi, bu girizgâhtan sonra, Akçakoca’nın Üniversite şehri olması için gereken alt yapı çalışmalarının yapıldığını söyleyebilir miyiz?

Akçakoca Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksek Okulu’nun Akçakoca’da eğitime başlamasının onuncu yılında, şehrimize gelen öğrenciler için toplu taşıma hizmetlerinden tutun da, kültür, sanat ve spor alanında bir hizmet verildiğini söyleyebilir miyiz? En son olarak, otogardan gece dolmuşlarını kaldırarak, taksi tutmak zorunda bıraktığımız öğrencilerden bahsediyorum.

Kırk yıl önce kapalı sinema salonu vardı Akçakoca’nın… Şimdi üniversite öğrencilerinin gideceği böyle bir yer yok. Sineması, tiyatrosu olmayan bir üniversite şehri düşünebiliyor musunuz?

Siyasal Bilgiler Fakültesi de gelecekmiş Akçakoca’ya… Biz buna bolca inşaat yaparak hazırlanıyoruz ama kültürel alt yapı çalışması hala yok.

Üniversiteler merkezin biraz dışında olsalar bile, öyle bir ulaşım ağı kurulur ki, üniversiteliler her türlü hizmete en ucuz, en hızlı ve kolay yollardan ulaşabilir. Akçakoca’da kültürel alt yapı yapamıyorsanız, her türlü sağlık hizmetini veremiyorsanız bile ( İnşallah yeni yapılacak hastane ile bu sorun çözülür) bu yerlere düzenli ulaşım imkânı sağlayarak, sorunu çözebilirsiniz. Tabi önce üniversite yolunu,  köy yolu olmaktan çıkarmak lazım.

O zaman Taşra, ulaşılmayan uzak yer olmaktan çıkar, Akçakoca, sakin dingin bir şekilde araştırmaların yapılabildiği, akademisyenlerinin ve öğrencilerinin mutlu olduğu bir şehir haline gelir. Akçakoca’yı sevmek budur ! İkinci Üniversite istemeye yüzümüzün olması için de yapılması gereken budur! Akçakoca aşığı bir vatandaş olarak; şehrimdeki üniversitelerin tercih edilen üniversiteler olmasını istiyorum. Gelenlerin koşarak, ayrılanların ise, her yıl geleneksel olarak geri döndüğü ve dostlarına tavsiye ettiği bir yer olsun istiyorum. Ve buradan yetkililere sesleniyorum: Lütfen gereğini artık yapın. Bir on yıl daha bekletmeyin gençleri.