• 17.07.2016 00:00
  • (2379)

Karanlık bir gecenin ardından, yaşanan olayların ayrıntıları ortaya çıktıkça, iç savaşın eşiğinden döndüğümüz daha net görülüyor.

 

DARBELERE AMASIZ, FAKATSIZ KARŞI ÇIKMAK GEREK

 

İlk kez, askeri darbeye karşı halkın sokaklara dökülmesi ile darbe heveslilerinin hevesleri kursaklarında kaldı. Bu karanlık dehşet gecesinden sonra; Aklına esen rütbeli askerin yetkilerini aşarak, meclise el koyamayacağını, halk, darbeye karşı sokaklara çıktığında, darbe girişimlerinin başarısız olacağını hep birlikte öğrendik.

 

Bu terörist girişimin, daha önce yaşadığımız “ emir komuta zinciri” içersinde, sabaha karşı yapılan ve sonuç alınan darbe girişimlerinden çok farklı gelişmesi, halkın sokakta olduğu, uyanık olduğu saatlerde başlaması,  terör saldırılarını aratmayan eylemleri  nedeniyle;  İÇ SAVAŞ ÇIKARMAYI  amaçladığını düşünmek abartılı olmaz.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bombalı saldırı yapılmasından tutun da, halkın üzerine ateş açılmasına kadar her şey terör eylemini çağrıştırıyor. Tüm milletçe yaşadığımız bu terör eyleminin acı tarafı, ordunun içinden çıkan bir gurubun, emir- komuta zinciri içersinde, emirleri altında olan askerleri de kullanmasıdır. “ Biz tatbikata çıktığımızı sanıyorduk” diyor, yakalanan erlerden biri. Diğeri benzer bir hikaye anlatıyor…

 

 

Hikayesini hiç anlatamayacak başka bir asker boynu pala ile kesilmiş olarak, kanlar içinde yatıyor !

 

Bu kanlı eylemden, en son açıklamalara göre, 164 sivilin acısı ve gözlerimizden hiç gitmeyecek askerin vahşice katli kaldı.

 

DEMOKRASİYİ SAVUNMAK İÇİN SOKAĞA ÇIKMAK

 

Halkın darbe girişimine teslim olmayıp, sokağa çıkması Türkiye’de bir milattır.  Ama; Darbe girişimine karşı sokağa çıkanların içine karışan İŞİD/DAEŞ kafalı bir gurubun varlığı, Suriye, Mısır benzeri görüntülerin ülkemizde de çok kolay yaşanabileceğini gözler önüne serdi. Eli Palalı bu güruh, kimden, nereden cesaret aldılarsa, teslim olan emir eri gariban askerin kafasını kestiler. Doğuya gönderilse, Şehit oldu diye arkasından kanlı yaşlar dökeceğimiz askerimizi, komutanı köprüye gönderdi diye acımasızca öldürdüler ve herkes seyretti.

Bu ve buna benzer vahşi tablolar iç savaşın eşiğine geldiğimizde ne kadar tehlikede olacağımızı hatırlattı.

 

ADİL OLUNMALI VE SAP VE SAMAN BİRBİRİNE KARIŞTIRILMAMALIDIR

 

 Askeri yetkilerini kullanarak, terör estiren yetkililer yargılanırken, “ kurunun yanında yaş da yanar” diyerek “cadı avı” yapılarak, eskiden olduğu gibi yine mağdur vatandaşlar topluluğu yaratılmamalıdır. Sokağa çıkmak, demokratik bir haktır. Adalet duygumuzun kaybolmaması için;  Demokratik hakkı, pala, sopa, molotof eşliğinde kullanan hiç kimseye hoşgörü gösterilmemelidir. Rütbesiz askerleri teslim almak yerine, döven, kafa kesen ( ki fotoğraflarda bellidir) caniler de yargılanmalıdır.

Bu karanlık süreçte;  yaralılara acil şifalar, ölenlere rahmet ve ailelerine sabır dilerim.

 

İÇ BARIŞA, HUZURA VE DAHA ÇOK DEMOKRASİYE İHTİYACIMIZ VAR

 

Darbe girişimine;  tüm partilerin, medya  ve sivil toplum örgütlerinin karşı durması, iç barışın teminatıdır. Demokrasiyi ve Parlamentoyu korumak için sağlanan bu ortak duruş, iç barışın kapısını açacak anahtar olmalıdır.  Artık, birbirini ötekileştirmekten, hukuksuzluktan, şiddetten medet umanlara geçit verilmemelidir. Farklılıklarımızla yaşamayı savunmanın ve bunu anayasal, hukuksal teminat altına almanın zamanıdır!

Dilerim,  bu son kalkışma olur. Dilerim, meclise ve demokrasiye tüm halk olarak sahip çıktığımız unutulmaz ve demokrasiyi daha da güçlü kılacak adımların atıldığına şahit oluruz. Sokağa çıkan palalı, şiddet yanlısı güruhtan çekinerek, Demokratik Türkiye için sokağa çıkmaya korkanların da yüreklerine su serperiz.

Gün, Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Müslüman’ı, Müslüman olmayanı ile bu topraklarda BARIŞ ve HUZUR içinde yaşamı kurmanın, demokrasiyi yaşatmanın günüdür!  

 

Not : Camilerden sela verilerek halkın sokaklara çağrılmasının çok tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Ve bir daha asla yaşanmamalı. Bu ülkede Camilerden okunan selalardan sonra Kahraman Maraş’da Alevilerin kesildiğini, Sivas, Madımak  Oteli’nde Aydınların yakıldığını hatırlayarak tedirgin olan, Demokrasi aşığı halkı görmezden gelemezsiniz. Seçilmiş Belediyelerin hoparlörler aracılığıyla halkı çağırması yeterlidir. Nitekim, ezanın neden okunduğunu televizyonu açınca anladık. Yani bir işe yaramadı.