• 5.02.2016 00:00
  • (2279)

 

Kadın Politikaları Güncel Politikaların Üzerinde Olmalıdır

 

Kadının toplumsal rolünü sadece annelik üzerine sınırlandıran politikalar üretilirken; Kadınlar, kendi bedenleri  üzerinden üretilen politikalara karşı bir araya gelerek tavır almazlarsa, orta çağ karanlığına teslim olmamız çok uzak bir ihtimal değil.

 

Özellikle siyasetlerin içinde aktif rol alan kadınlar, rol aldıkları siyasi hareketlerin kendileri için neler ürettiğine iyi kulak vermelidirler.

 

Kadının kaç çocuk doğuracağından tutun da, doğumu sezaryenle mi yapacağına dair erkek politikacılar tartışırken, kadınlar bu tartışmalar hakkında ne düşündüklerini ortak bir dille açıklamalıdırlar.

 

Mesela;  Sağlık Bakanlığı normal doğumu teşvik ederken, sezaryen ile ilgili yaptırımlar getireceği tehdidini savururken;  Kadınlar “ Siz, kadınların rahat doğum yapacağı, doğumu bekleyebileceği sağlıklı, konforlu doğum odaları yaptınız da, biz normal doğumdan mı kaçtık?” diyebilmeliler. Geçmişte, hastane koridorlarında, tuvaletlerinde doğum yapan, çocuğunu düşüren kadınların hikayesini az dinlemedik.  Sağlık Bakanlığı evde normal doğumu teşvik için; evlere ebe ve doktor gönderse, kapıda ambulans beklese, hangi kadın koşa koşa hastaneye gider?  Sen hizmetin kalitesini arttırma, sadece yasakçı tedbirler üzerinden önlem almaya çalış. Bu alınan önlemler olsa, olsa yoksul kadınların itilerek, kakılarak, sağlıksız bekleme odalarında acı çekerek doğum yapmalarına neden olacaktır. 

Ekonomik durumu iyi olan hangi kadın gider de korku tüneli gibi odalarda beklemeyi göze alır? Bu durum, yoksul kadına şiddet uygulamanın başka bir yolu. Peki biz kadınlar olarak, buna izin vermeli miyiz? Özellikle iktidar partisinin kadınları, erkek politikacıların ağzına bakmayı bırakın artık. Bu saldırı size, bize…

 

Doğum izni mi? Kariyer Planlarına veda mı?

 

Anne olmak istiyorsan iş hayatında kariyer yapamazsın. Yok öyle; “ çocuk da yaparım, kariyer de “ masalları. Yeni yasa tasarısı ile; kadınlara, çocuklarını sözde rahatça büyütsünler diye yarım gün çalışma “hakkı” verecekler ya, İşveren bir kadını işe alırken, artık kırk kez daha fazla düşünecek. Erkeklere sorulan “ askerlik yaptın mı? “ sorgusundan sonra, kadınlara “çocuk yaptın mı ? Kaç tane daha yapacaksın? “ sorgulaması başlayacak.  Peki, doğum yapan kadına yarım gün izin “ hakkı” verilirken; özel ve kamu işletmelerine; en az  %40 kadın istihdam etme zorunluluğunun yanı sıra, çocuk kreşleri zorunluluğu getiriliyor mu? HAYIR !

 

 

Kadın, ekonomide hep arka planda kalsın, erkeğin dağıttıklarını toplasın, ona hizmet etsin, düzene yeni köleler yetiştirsin yeter. Bu zihniyetin altında yatan budur!

 

Bedenimiz ve giysilerimiz üzerinden tartışmayın artık

 

 Kadınların giydiği kıyafetler üzerinden yapılan tartışmalara da bir son verilmeli. Hiç tanımadığı kadının ayak bileğinden tahrik olan erkeğin, kendi nefsinin terbiyesi ile sorunu vardır; Kadının çarşaf ya da mini etek giymesi durumu değiştirmez.  Ne giyerse giysin, kadına yönelen her türlü şiddete karşı, yasalar kadını korumalı, kadının kıyafeti cezai indirim vesilesi olmamalıdır. Kadına yönelik şiddet uygulayan erkeğin ceza almaması için, yapılan “iyi hal şartlarından” “hafifletici nedenlerden” bıktık.

 

 

 

Her yıl olduğu gibi, bu yıl da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde taleplerimizi sıralamaya devam etsek de; Yılan hikayesinden yalan hikayesine dönen Kadına Yönelik Şiddete en ağır cezaların verilmesinden tutun da, Kadın istihdamında yapılan ayırımcı uygulamalara kadar ( eşit işe eşit ücret gibi) bir çok şey değişmedi. Hatta, annelik izni altında “bir parmak bal yalatıp” bizleri evlere hapsetmenin formüllerini arıyorlar. Bu oyuna gelmeyeceğiz.

Biz Kadınlar, İşyerlerine yakın çocuk kreşleri, kadın istihdamı zorunluluğu,  Şiddetten korunması gereken kadınlar için, Kadını sosyal yaşama hazırlayan, Kadın sığınma evleri ve şiddeti caydırıcı cezalar istiyoruz.