• 23.09.2014 00:00
  • (2757)

Okullar açıldı, tatilciler geri döndü. Haftasonları neredeyse yüzbinleri bulan kalabalıklar ortadan kayboldu ama öğrenciler geri döndü. Akçakoca, Üniversitesi olan bir şehir olmasına rağmen, ev sahipleri ve pansiyoncular dışında öğrencilerle ilgilenen yok.  Akçakoca’mız ne yazık ki, şehrimize gelen gençlere, kahvelerde oturmaktan başka seçenek sunmuyor.

 

Sosyal tesisleri, sinemaları, tiyatroları olmayan bir yerde gençler ne yapar? Akçakoca’daki eğitimleri bitince, buraya dair hafızalarında neler kalacak?

 

Kültürevi’ni bu yıl da uyutmayınız lütfen…

 

Bu yıl da kısıtlı olanlarımızla, denize bakıp ( iyi ki o var) zaman öldüreceğiz. Ama bir seçeneğimiz daha var: ÖZKÖK KÜLTÜR EVİ… Neredeyse yılda iki- üç defa yapılan resim sergileri de olmasa gözümüzün önündeki koca binayı unutacağız.

 

Neden Kültürevi,  gençler için sanat atölyesi  işlevi görmesin?İkinci katta sergilenen yapıtlar üçüncü kata taşınarak, üç odası atölye olarak pekala kullanılabilir. Giriş katında edebiyat sohbetleri yapılabilir, kitap okuma günleri düzenlenebilir. Hatta belgeseller ve seçilmiş filmler izlenebilir.

 

Ninni Turizm ninni…

 

Akçakoca’da deniz sezonu bitince, turizm de kış uykusuna yatıyor. Yıllar önce Kışın ortasında, İstanbul’dan Amasra’ya günübirlik balık yemeğe gittiğimizi hatırlıyorum. Ve hep merak ediyorum; Balık, Karadeniz’in doğusundan batısına gelirken inci mi yutuyor? Neden Amasra’da tıka basa yiyerek ödediğimiz fiyata Akçakoca’da balık yiyemiyoruz? 

 

Fiyatları uygun yap, sürümden kazan…

 

Fiyat politikasını bilmeden gelip, Akçakoca’da alışveriş etmek zorunda kalanların ikinci gelişlerinde Düzce’den nevalelerini aldıklarını öğrendik.  Özel araçları ile, Ankara, Bolu, Düzce üzerinden gelenler; araçlarında tüpleri, mangallarıyla yemekleri ile geldiler, hatta araçlarında kaldılar. Akçakoca esnafına pek fazla bir şey kazandırmadılar. Neden?  Fiyatlar uygun olsaydı, böyle bir zahmete kalkışırlar mıydı? Diye sormak lazım.

 

“Vur Kaç”, Kazanç nereye kadar?

 

Akçakoca esnafı, otel işletmecileri, restoran işletmecileri bir araya gelerek; Akçakoca’nın geleceği üzerinde bir sempozyum yapmalı, alternatif turizm olanaklarını değerlendirmeli ve ORTAKLAŞA TANITIM KAMPANYASI yapmalıdır.

 

Birzamanlar “Karadeniz’in İncisi” olan şehrimizin, Türkiye’nin mutlaka görülmesi gereken şehirleri arasına girmesi için yapabileceklerimizi konuşalım. Dört mevsim iş yapamayan esnaf, bir yıllık karını kısa dönemde çıkarmaya çalışmasın. Sürümden kazansın. Herkes kazansın. Bu da bütün kış uyuyarak; yazı bekleyerek olmaz.

 

GELECEK YAZ İÇİN BUGÜNDEN PLAN YAPILMALI.

 

Haftasonları plajda yer bulamadık ama; gelenlerin profiline baktığımızda Akçakoca’ya çöpten ve gürültü kirliliğinden başka bir şey bırakmadıklarını söylemek yanlış olmaz. Akçakoca’lının,  çöpünü kumsallarda bıraktığı bir yerde, dışarıdan gelenlerin hoyratlığı,  biraz da “imam …..sa cemat ….r” deyişini hatırlatıyor.  Kirletenleri uyarmıyorsanız, göz yumuyorsanız“Ben atmıyorum.” demeniz yetmez.

 

Kış nüfusuna göre istihdam edilen personelin sayısını arttırmadan yazın biriken çöp dağlarını engelleyemezsiniz. Ama öncelikle çöpün atılmasını engelleyecek; bilinçlendirme çalışmaları yapılmalı, zabıta ve gönüllülerden oluşan kontrol birimleri oluşturulmalıdır. Son çare olarak da; Belediyenin bütçesi eleman tahsis etmeye yetmiyorsa, turizmcilerden eleman desteği alınmalıdır.