• 3.11.2021 09:56

 Türkiye’de Yeşil Düzce olarak tanınan Düzce’mizin tam ortasında iki park alanımız vardı. Birisi Gazino, diğeri de İnönü Parkı diye bilinirdi. Aslında eski Düzceliler İnönü Parkı’na Maarif Tarlası derler. Çok eskiden burada panayır kurulur, lunaparklarda çoluk çocuk eğlenirmiş. Bende yeni öğrendim Maarif Tarlası’nın hikayesini.. 1848 yılında Malatya’dan Mine Hatun’un ailesi Düzce’ye göç etmişler. Mine Hatun 1916 yılında çocuklar oynasın diye bu arsayı Maarif Müdürlüğüne hibe etmiş. Maarif Tarlası ismi buradan gelmekte. 1965 yılında ağaçlandırma yapılarak İnönü Parkı olarak isimlendirilmiş. Gazino’nun bulunduğu yer ise Düzce’ye yaptığı hizmetleriyle gönülleri fetheden Avni Akyol anısını yaşatmak için Avni Akyol Parkı olarak anılmaya başlanmış. Bu iki park alanı Düzce’nin bir nevi oksijen deposu olarak işlev görürken, Ihlamur ağaçlarının çiçek açmasıyla birlikte tüm Düzce’yi ıhlamur kokusu sarar sarmalardı.

       12. Kasım Depremi’nden sonra bu iki park alanımız park alanı olmaktan maalesef çıkartıldı. Bir takım çevrelerin rant alanı haline getirildi. Artık Mine Hatun’un vasiyetinden eser kalmadı. Parkın yakınından geçenler gördükleri manzara karşısında hüzne kapılıp sorumlular hakkında hiç de iyi şeyler söylemiyorlardı.

     Bu durum 2019 yerel seçimlerine kadar sürdü. Başkanımız Faruk Özlü seçim öncesi vaadlerinden birisi de bu park alanlarının düzenlenmesiydi. Gerçi buna da kimse inanmıyordu. Çünkü parktaki işletmeler iktidara yakın insanlar tarafından işletiliyordu. Bu durum tamamen AK Parti’nin felsefesiyle çatışıyordu, ama kimse cesaret edemiyordu. Temelinde oy hesabı ve çıkar hesabı yatıyordu. Savunma Sanayi Bakanlığı yapmış olan Faruk Özlü tam da bu sorunları çözmek için görevlendirildi. Hiç bir parti hesabı yapmadan, var olan sorunların çözümü için kollarını sıvayarak işe başladı. Bir sabah belediyenin iş makinaları bu ucube denilen barakaları, prefabrik yapıları, hiçbir estetik değeri olmayan taş yapıların yıkılmasına başlandı. Hiç unutmam bir dostum telefonda bana “ Faruk Özlü’ye karşı antipati duyuyordum. Park konusundaki çalışmasından dolayı kutluyorum. Ayrıca önyargımın ne kadar yanlış olduğunu gördüğüm için utanıyorum” dedi. Çünkü bu binalar yıkılırken bir takım çevreler felaket senaryoları üreterek çalışmanın önüne geçmeye çalıştılar. Sayın Özlü, Düzce’de atılması en zor adımı atmaktan kaçınmadı. Başkanlığının 2. Yılını değerlendirirken parkla ilgili detaylı bilgiler de vermişti. Artık onları yazmaya gerek yok bizde kalsın.

     29. Ekim Cumhuriyet’imizin 98. Yıldönümünde bu iki parkımız birleştirilmiş olarak MİLLET BAHÇESİ olarak Düzcelilerin hizmetine açıldı. 34 dönümden oluşan park içinde Beltura ait kafeteryası, okuma salonu, Düzce’nin yöresel ürünlerinin, Düzceli kadınların el emeği ürünlerinin ve Düzce’nin marka ürünlerinin pazarlandığı Vitamin Parkları yer almakta.

     Bilhassa çocukların eğlendiği, oynadığı alanların ve bisiklet parkurlarının oluşu parkı cıvıl cıvıl hareketli hale getirmiş. Ayrıca başkanın göreve gelmesiyle yapmış olduğu hizmetleri sergileyen panolara baktıkça; bunları ne zaman yaptı acaba diye soralım mı? Ne dersiniz. Aslında başkanımız Faruk Özlü, 1916 yılında Emine (Mine) Hatun’un vasiyetini yerine getirmiş oldu. Bu alanı bize miras bırakan Emine Hatun’u saygıyla anarken, Millet Bahçesini Düzce’ye kazandıran sayın Faruk Özlü’ye de teşekkürlerimizi sunuyoruz.  Yeni projelerin hayata geçirilmesi için çalışmalarında başarılar dileriz. Kalın Sağlıcakla.