• 25.09.2020 00:00
  • (1759)

    Cumhurbaşkanımız sayın Erdoğan’ın İl Başkanları toplantısında yaptığı konuşma AK Parti teşkilatlarına bir nevi siyaset dersi niteliğindeydi. Kabaca şunu söylüyordu; seçmenle bağınızı sıkılaştırın, seçmenin sorunlarını dinleyin, sorunlarını en kısa zamanda çözmeye çalışın ve yaptıklarımızı anlatın. Neden bunları söyleme gereği duymakta. Çünkü aşağıdan gelen sesler yukarıya kadar yansımakta ve ayrıca yapılan anketlerde partinin puanının düşmekte olduğu görüldüğü için. Erdoğan partisinin yeni bir vizyon sergilemesinin ipuçlarını veriyor. Dış politikadaki aşırı yoğunluğa rağmen, iç politikada dinginliği sağlayamazsan başarılı olman mümkün değil.

               AKÇAKOCA’DA NE OLDU?

    Hafta sonu Akçakoca’da AK Parti ilçe kongresi yapıldı. Kongrede Düzce Milletvekili Fahri Çakır’ın konuşması Erdoğan’ın siyasi üslubuna taban tabana zıt bir konuşmaydı. Konuşma boyunca partinin Akçakoca’daki faaliyetlerini ve yapılan yatırımları anlatırken; ‘Akçakoca, AK Parti ile devam etseydi hizmette hiçbir gecikme olmazdı’ diyerek bir çuval pirinci mahvetti. Gerçi yanlışını düzeltmek için bir takım gerekçeler sunsa da ok yaydan çıkmıştı bir kere..

Bu sözler, 1989 belediye seçimlerinde ANAP’ın seçimlerde kullandığı adayların iplerle bağlandığı afişleri hatırladım.

“ Bize oy vermezseniz başkanları elleri kolları bağlı iş yapamaz hale getiririz diyordu”, o afiş… ANAP büyük bir seçim bozgunu yaşamıştı. O anlayış ANAP’ı siyasi tarihten sildi.

AK Parti için bu söylenemez ama Erdoğan yukarda canla başla çalışırken siyasette en modern politikaları hayata geçirirken teşkilatlar hala geçen yüzyılın kasaba politikalarını uygulamaktan vazgeçmiyor. Teşkilatta iktidar olmak için olmadık uygulamalar yapılmakta. Bu partide önemli görevlerde bulunmuş kişiler mahalle delegesi yapılmazsa sen bu anlayışla nereye kadar gidersin. Birde üstelik seçmeni suçlarsan tadından yenmez bir durum ortaya çıkar ki; vay haline partinin.. 2019 seçimlerinde Düzce’de; Akçakoca, Cumayeri, Gümüşova, Kaynaşlı ve Yığılca’yı kaybeden anlayış bu anlayış.. Onun için bu anlayışla Erdoğan’ın işi zor diyorum.

             DÜZCESPOR’DA NELER OLUYOR?

 Geçen sezon yönetime gelen Gökhan Kapoğlu ve ekibi,  uzun yıllar sesi çıkmayan Düzcesporu ayağa kaldırmayı başardı. Hatta salgın olmasaydı yapılan çalışmalar başarıyla bile sonuçlanabilirdi. Gazeteciler günü nedeniyle verilen yemeğe bende davetliydim. Yöneticilerin gayretlerini, enerjilerini ve birlikteliklerini görünce bu yönetimden beni bırakın Avustralya’da yaşayan oğlum bile umutlanmıştı. Ne olduysa kulüp yöneticileri, yerel yöneticiler ve siyasilerle meydana gelen kopukluk yüzünden istifa ettiler. Haliyle Düzce kamuoyu yönetimin istifalarını geri alması için çaba sarf ediyorlar. Yalnız bu yazı yazıldığı tarihe kadar ne yerel yöneticilerden ve ne de siyasilerden hiçbir açıklama gelmemişti. Bu konunun en kısa zamanda çözüme kavuşturulması gerekir, çünkü bazı çevreler ellerini ovuşturmaya başladılar, haberiniz olsun.

              MİLLET KİMİ ÇAĞIRIYOR

    Pazar günü İYİ Parti’nin 2. Kurultayı yapıldı. Sayın Akşener’in konuşmasını dikkatle dinledim. Dikkatimi çeken hemen hemen her muhalifin söylediği; pahalılık, işsizlik, ekonomide daralma ve ilginç olansa konuşmasında en az 3-5 kere damat diye ekonominin başındaki Berat Albayrak’ı küçümseyen konuşmalarıydı. Fakat iktidara geldiklerinde ekonomide neler yapacaklarını ayrıntılarıyla açıklamadılar. Pahalılık olmayacak, işsizlik olmayacak gibi yuvarlak sözlerle iktidarı eleştirmek yetmiyor. Milletin temsilcisi olan Erdoğan’a Yunanistan basınında küfredenlere, Fransa’nın Makron’una bir çift söz söylemeyen Akşener’in partisini millet sizi neden çağırsın.

             İMAMOĞLU SİZİ DÜŞÜNMÜŞ

      Sayın İmamoğlu’nun Melen barajındaki incelemelerine Düzce İYİ parti yöneticilerini davet etmediği için sitem yapıyorlar. Neymiş İstanbul seçimlerinde ekip olarak çalıştıklarını söylüyorlar. Haklılar, peki yalnız onlar mı çalıştı?. HDP’liler de onlardan fazla çalıştılar. Sizi çağırırlarsa onları da çağırmaları gerekmez miydi. Nasıl bir arada olurdunuz, İmamoğlu sizi sıkıntıya sokmamak için davet etmemiş. Aslında bir teşekkürü de hak etmiş, ne dersiniz. Kalın Sağlıcakla.