Ağaç katliamı konusunda yetkililerden açıklama bekliyoruz!

  • 10.06.2022 09:39

Ağaç katliamı konusunda yetkililerden açıklama bekliyoruz? Yani "Bade harab ül Basra"

Birkaç gün önce saat 14.30 civarında Düzce valiliğinin önünden, batıdan doğu istikametine doğru giderken Düzce belediyesinin, İstanbul caddesinde yaptığı cadde ve çimlendirme çalışması sonucu dikilen çok sayıda manolya ağaçlarını gördüm, hepsi de tutmuş. Şehir merkezine çok da yakışmış ve ayrı bir güzellik vermiş. Bu arada Belediyemize, Başkanımıza, çalışanlarına da teşekkür ederim. O düzenleme yapılırken düzenlemeye hazırlık esnasında bir iki tane ağaç kesilmişti de hemen ağaç sevgimiz kabarmış ve belediyeye karşı adeta ağaç katliamı yapıyormuş gibi yüklenmiştik!

Yaa kardeşim belediye bir proje yaparken ağaç kesmenin ne kadar acı ve kötü bir şey olduğunu hesap etmez mi? Bir tane ağaç keser yerine 90 tane ağaç diker. Anlayıp dinlemeden resmi kurumları yıpratmamız doğru bir davranış olur mu?

Geçmiş tarihlerde bir gün Akçakoca’da bir köye giderken yol kenarında bir ormanda ağaçların tamamının devlet tarafından kesilmiş olduğunu görmüştük. O zaman da insanlarımız  “orman katliamı yapılıyor” diye üzülmüşlerdi. Oysaki ilgili kurum arandığında öğrenmiştik ki ağaçlandırma çalışmalarında bir yöntemmiş o yapılan çalışma! 

Yine birkaç gün önce basında şöyle bir haber çıktı: “Düzce-Konuralp bölgesinde ıslah çalışmaları adı altında ağaç katliamı yapıldığı, ‘ağaçların kesilerek derelerin ıslah edilmesi işlemi plansızlık ve vicdansızlıktır.’ Yetkilileri açıklama yapmaya davet ediyoruz.” 

Peki yetkililer bu konu ile ilgili mesela; “Düzce ilinde geçmiş dönemlerde meydana gelen taşkınlar yıllara göre incelendiğinde, 1965 yılında Efteni Gölü, Büyük Melen, Küçük Melen, Asar suyu ve Uğur suyu derelerinde, 1972 yılında Asar suyu, Uğursuyu, Fındıklı Aksu, Aksu, Küçük Melen ve Büyük Melen dereleri ile yan kollarında taşkınlar yaşanmıştı. Yaşanan taşkınlarda onlarca ev, ahır, köprü yıkılmış, yüzlerce dekar tarım arazisi sular altında kalmış ve toprak kayıpları meydana gelmişti,

1997 yılında Yığılca, Akçakoca, Çilimli, Cumayeri ve Gölyaka ilçelerinde taşkınlar meydana gelmiş, yaşanan taşkınlarda onlarca köy yolu trafiğe kapanmış, yaklaşık 10000 dekar tarım arazisi zarar görmüş, enerji ve nakil hatları işlevini yitirmişti, 

1998 yılında Düzce ilinin de içerisinde yer aldığı Batı Karadeniz Bölgesi’nde çok büyük çapta sel felaketi olmuş, can ve mal kayıpları yaşanmıştı, 

2019 yılında Gölyaka İlçesi Hacıyakup, 2020 yılında Yazıpınar Mahallesinde, 2019 yılında Cumayeri ve Akçakoca ilçelerinde meydana gelen taşkınlar sonucunda çok sayıda ev, işyeri, tarım arazisi ve araç zarar görmüş ayrıca birçok vatandaşımız da selde hayatını kaybetmişti, 

2021 yılında kısa bir zamanda yüksek miktarda yağış düşmesine bağlı olarak Düzce ili merkez, Çilimli ve Akçakoca ilçelerine bağlı bazı köylerde çeşitli dere yataklarında taşkınlar yaşanmış, söz konusu taşkında bazı köylerdeki ev ve iş yerleri, yollar, enerji nakil hatları zarar görmüştü. 

Yukarıda bahsi geçen taşkınların nedenlerinden bir tanesi de dere yatağı içerisinde yetişen yabani ağaçlardır. Dere yatağı içerisinde yetişen yabani ağaçlar (kızılağaç vb. türleri) taşkın sırasında köklerinden ayrılarak sanat yapılarının tıkanmasına, set görevi görerek dere yatağı suyunu yönlendirmede ayrıca dere yatağının daralmasına, kapasite kayıplarına sebep olmaktadır, 

Son dönemlerde Kastamonu ve Sinop’ta yaşanan ve onlarca vatandaşımızın ölümü ile sonuçlanan sel felaketlerinde de görüldüğü gibi dere yatağını daraltan ve akışı engelleyen ağaçlar ciddi felaketlere yol açabilmektedir,

Konuralp Mahallesi, Tabakhane Deresi üzerinde de dere yatağını daraltan ve akışı engelleyen ağaçların kesim işi Düzce Milli Emlak Müdürlüğüne müracaat edilerek taşkının etkilerinin azaltılması planlanmıştır. “Milli Emlak Müdürlüğünce gerçekleştirilen kesim ihalesi sonrası, kesim yapılacak dere güzergahında yer alan köy veya mahalle muhtarlarına gerekli bilgilendirmeler yapılmış ve tutanak altına alınmıştır.” 

Yapılan bu çalışmayı da; “3 Mayıs 2019 tarih ve 30763 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren ‘Taşkın ve Rusubat Kontrolü Yönetmeliğinin 17. Maddesinde yer alan Akarsu yatakları içerisinde tabii olarak yetişen ve yatak kesitini daraltarak veya mevcut sanat yapılarının tıkanmalarına sebep olarak taşkınlara ve muhtemel taşkının boyutunun artmasına sebep olan ağaçlar ve çeşitli nebatat, DSİ’nin teklifi üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğünün ilgili taşra teşkilatlarına bilgi verilmek suretiyle mülki idare amirinin onayı ile ilgili idare tarafından temizlenir’ esaslarına göre” şeklinde verilmesi muhtemel olan böyle bir cevap karşısında insanlar ne duruma düşmüş olur? 

Bahse konu olan bölgede yıllar önce selde yıkılmış olan Sarayyeri köprüsünün daha yeni sayılabilecek bir tarihte ancak yapılabildiğini yöre halkı olarak bilmiyor muyuz? Yapılması gerekli olan önemli hizmetler üzerinden, konuyu araştırmadan, belki de siyaset yapmak adına yapılan açıklamalar, arkasından da sorumlulardan açıklama yapılmasını beklemek ne kadar doğru bir davranış olur bilemem. Ama "Bade harab ül Basra" misalinde olduğu gibi Basra yandıktan sonra eti pişirsen ne olur, karnını doyursan veya aç kalsan ne olur? Resmi kurumlar da, çalışanlar da bizim. Yöremiz ile ilgili benzer konularda yapılacak olan açıklamalar konusunda daha dikkatli olamaz mıyız? Ne dersiniz? Hoşça kalın.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akçakoca TV (www.akcakocatv.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız