• 28.01.2016 00:00
  • (1205)

Önündeki atık kâğıt yüklü üç tekerlekli eski el arabasını, bükülmüş beline bakmadan sürüye sürüye çöp kabının yanına getiren yaşlı kadın, ellerini çöp kabının içine daldırarak işini yapmaya koyuldu. Bir süre onu izledim.

Hava soğuktu. Dayanamayıp yanına gittim ve “Teyzeciğim, kolay gelsin.” dedim, “ Hayat zor, değil mi?”

Çöpün içinden aldığı kâğıtları bir yandan arabasına koyarken, sıcak bir yüz ile karşılaşmanın verdiği güvenle, “Zor ama ne yapayım oğlum?” dedi, “Dört çocuğa bakıyorum. Üçü okula gidiyor. Onlara şu hasta halimle yetişmeye çalışıyorum.”

“Teyzem, sen eli öpülecek kadınsın.” dedim, “Başkaları dilenirken sen onurunla para kazanıyorsun. Ekonomiye, senin şu anda anlayamayacağın ölçüde katkı sağlıyorsun. Vallahi sen, bu toplumun en saygın kadınlarından birisin.”

“Allah razı olsun oğlum.” dedi ve çöp kabını atık kâğıtlardan arındırarak yoluna devam etti.

Kâğıtları çöpe atmak, yukarıdaki teyze gibi geçim sıkıntısı çekenlere bir çıkış kapısı oluyor, bu doğru. Ama çöplüklerde çürümesine engel olunamayan atık kâğıtların nelerimizi alıp götürdüğünü öğrenmek ister misiniz?

Türkiye, bir yılda yaklaşık dört milyon ton kâğıt tüketiyor. Bunun bir buçuk milyon tonunu dışarıdan alıyoruz. Bu, 800 milyon dolar ediyor. Bir ton kâğıt üretimi esnasında 400 kwh elektrik enerjisi, 50 ton da su tüketiliyor.

Bir ton kullanılmış kâğıt geri kazanıldığında 16 adet çam ağacının kesilmesini; bir ton kullanılmış gazete kâğıdı geri kazanıldığında ise 8 adet çam ağacının kesilmesini önleyebilir.”

Gerekçesinin ne olduğunu bilmiyorum ama Çevre Bakanlığı’nın atık kâğıt toplayıcılarının işsiz kalmalarına yol açan kararını şiddetle kınıyor, yanlış karardan bir an önce geri dönülmesini diliyorum. Çünkü atık kâğıt toplayarak çoluk çocuğunun rızkını kazanmaya çalışanlar, asıl Çevre Bakanlığı’nın ödüllendireceği işler yapıyorlar.

Düşünebiliyor musunuz, bir ton atık kâğıt, ortalama sekiz adet ağaç demek. Keseceğiniz sekiz ağaç yerine milletin attığı kâğıtları çöpten toplayanlar o ağaçları kesilmekten kurtarıyorlar. Bu konunun bir tarafı. İkinci tarafı, çevre kirliliğini bir nebze azaltıyorlar.

Ne kadar acıdır ki, yaz mevsiminde açık arazilerde kırları bayırları, sahilleri her yeri pislik götürürken hiç kimseye yaptırım uygulandığını duymadık, görmedik de, çöpten kâğıt toplayanlara ağır cezalar geldiğini duyduk. Bu da bize özgü bir meziyet olsa gerek.

Yıllar önce Düzce Valiliği bir ara atık kâğıtlarla ilgili duyarlı bir kampanya başlatmıştı. Yerinde yeller esiyor. İnsanlar atık kâğıtları çöpe atarken rahatsız oluyor belki ama yapabilecekleri pek bir şey de yok gibi. Kâğıt çeşidi hurdalar, diğerleri gibi atılacak cinsten değil hâlbuki.

Kaldı ki, artık bizde de çöplerin kategorize edilmesinin zamanı çoktan geldi de geçiyor bile. Yerel yönetimlerin önlerindeki el değmemiş bir konu bu. Şimdilik görmezden geliyorlar.

Son bir haber: Yirmi yıl sonra denizlerde balıktan çok çöp olacakmış söylenene göre.

Bu dudum insanlığımızın yüz karası değil de nedir?