• 3.06.2014 00:00
  • (1188)

 Değerli okuyucularım, yeni konseptteki yazılarım sosyal medya üzerinden epeyce dikkat çekti ki, siyasetten uzak ve daha toplumcu gerçekçi yazılar yazma fikrinin doğru olduğu kanaatine bir kez daha yakınlaştırdı beni...Sağ olun var olun, bugünkü konumuz da aslında yıllardır düzeltemediğimiz bir konu...Kadın-Bayan sorunsalı...Bir de benden dinleyin bu soruna ne gibi çözümler bulduk.

            Bu başımıza gelen basit bir algıda seçicilik durumu mudur? Aklımızı taktığımız bir konu, acaba devamlı dikkatimizi de çeker mi oldu? Yoksa aslında söz konusu olan bir artış mı? Salt, biz ona takmadık da o her yerden karşımıza mı çıkıyor? Önce meselenin ne olduğu: Kadın kelimesinin geçeceği her durumda, onun yerine “bayan” kelimesinin tercih edilir olması.

            Siz bugüne kadar bu konuya bizim kadar takmamışlardan iseniz de bugünden sonra biraz dikkat etmeye başlarsanız emin olun meselenin içine girmekte fazla zorlanmayacaksınız. Çünkü örnekler gerçekten de muhtelif: Eşinden bahsederken “ev bayanı” diye bahseden erkek, başvuru formlarında cinsiyet hanesine baktığınızda karşınıza çıkan “erkek-bayan” ifadesi, giyim mağazalarında erkek reyonlarının karşılığı olan bayan reyonları, matematik sorularında çıkan erkek-bayan problemleri, başlığı “şu bayanlara bakın” olarak gönderilen e-postalar, “kadın şoför bayan polise çarptı” haber manşetleri, doktor muayenesi sırasında ‘bebek bayan mi?‘ diye soran anneler, kaç çocuğu olduğunu sorusuna “iki-bir erkek, bir bayan” diye cevap veren babalar, ‘bu türkü ne anlatıyor?’ diye sorulduğunda ‘bir bayan üzerine’ açıklamasında bulunanlar, “dünya bayanlar günü kutlu olsun” ya da “bütün bayanların kadınlar gününü kutlarım” temennilerini iletenler, “ben bütün bayanları seviyorum, sonuçta benim annem de bayan” diye açıklama yapanlar ve daha niceleri...

            Yukarıda bahsi geçen durumlar ya bizim kendi gözlemlerimize dayanıyor, ya da yaptığımız gazete taramasında rastladığımız yazılara.Ve sizi bilemeyiz ama biz bu işten gerçekten çok baydık! Bugün geldiğimiz noktada “bayan”ın kullanımı dil içinde nerdeyse tamamen normalleşti, algı radarlarını çoktan aştı, geçti. Biz kendi çevremizde buna karşı çıktık, eşimiz dostumuzu düzeltmekten geri durmadık. Ama karşılığında beklemediğimiz bir tepki aldık. Bize bayan kelimesinin iyi niyetli bir “kibarlık” sebebi ile kullanıldığı, bunun fazla büyütülmemesi gerektiği söylendi. Oysa bu özrü kabahatinden büyük bir cevap. Çünkü burada bize aslen söylenen kadın demenin ayıp olduğu ki mesele de zaten asıl burada. Ve görünen o ki biz bu süreci seyretmeye devam ettiğimiz sürece bu kadın olmayı ayıplama hali toplumsal olarak ve fütursuzca devam edecek.

             Sonuçta bizim gördüğümüz tek başımıza bu işin içinden çıkamayacağımız. O yüzden sizden bir ricada bulunmak istiyoruz. Lütfen kadınlığınızı daha fazla kaybetmememiz konusunda bize siz yardımcı olun.    Diliniz sürçüp yanlışlıkla bayan demeyin, diyenleri siz de düzeltin, “bazıları kendilerine kadın denmesinden hoşlanmayabilir” diyecekleri sorgulayın, “kadın olmanın, kadın denmenin nesi, niye ayıp olabilir ki?!” diye siz de karşılık verin, ısrar edin, pes etmeyin, vazgeçmeyin, susmayın. Bu itirazları çay sohbetlerinizde, okuldaki derslerinizde, bayram ziyaretlerinizde, vapur yolculuklarınızda, iş toplantılarınızda tekrar tekrar dile getirin. İlk basımı 1987’de yapılan Duygu Asena’nın ünlü romanı “Kadının Adı Yok”un son baskısını “Bayanın Adı Var ” olarak yapılacağı bir duruma gelmeyelim. Siz kadınlar o günlerden beri pek çok şeyin değişmesini talep ettiniz. Bunların kimisini elde ettiniz,  kimisini edemediniz ama derdinizi anlatmaktan da hiç vazgeçmediniz. Ve bunları adına yaptığınız şey aslında kadınlığınızın ta kendisi idi. Oysa şimdi onca yıldır pek çok şeyin değişmesini adına talep ettiğiniz en temel şey, isminiz , göz göre göre elinizden alınıyor. Sahip olmaktan gurur duyduğunuz kadınlığınız onun bunun dilinde “adını söylemeye utanacağımız o şey” türü ne idüğü belirsiz bazı kodlamalara heba olup gidiyor.

            Lütfen bu meseleyi bizimle beraber ciddiye alın. 8 Mart “Dünya Bayanlar Günü”, ev kadınları “ev bayanları”, doğmamış bebekler “bayan bebek”ler olmasın. Bugünden itibaren her durumda tekrar edelim: Asıl (Bay)an Sizsiniz, Biz Kadınız!