• 5.04.2014 00:00
  • (3084)

Değerli okuyucularım yerel seçimler geçeli bir beş gün kadar oldu, sonuç ne olursa olsun başta yeşilliğinden eser kalmayan Düzce'mize ve tüm Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne hayırlı olsun. Acısıyla tatlısıyla bir seçim atlattık sayın başbakanımızın da dediği gibi seçim propagandasındaki söylemlerine bakacak olursak adeta bir Kurtuluş Savaşı(!) daha atlatıyoruz ülkece...

            Öncelikle Düzce'mizden başlayalım, Düzce AKParti teşkilatını can-ı gönülden kutluyorum peki neden? Aslında cevabı çok net, seçim günü ben de sandık görevlisi olarak çalıştım. Fakat bir şey gözümden hiç kaçmadı ki bu tüm Türkiye'de olduğu aşikar. Siyasal iktidar sandıklarda ana muhalefet ve muhalefetten daha fazla vatandaş görevlendirmişler seçim günü sandıklarda. Hani, gerek görsel gerek yazılı ve hatta gerekse sosyal medyada muhalif oluşumların sandıklara sahip çıkma konusunda T.C. vatandaşlarını uyardığı bu seçim yarışında AKParti en çok sahip çıkan izlenimini bende yarattı. Düşünün, hem siyasal iktidarı elinde bulunduracaksınız ama aynı zaman da asıl sandıklara sizler sahip çıkacaksınız. Açıkçası AKParti bu bağlamda kutlanmalı. Ve bir diğer izlenim, 30 Mart 2014 yerel seçimleri öncesinde, Düzce'de CHP, MHP ve hatta Saadet Partisi'nin de ellerinde bulunan belediyeler, 30 Mart sonrası AKParti iktidarıyla karşılaştı. Yani tüm ilçeler ve belde belediyeleri dahil AKParti yerelde iktidar oldu. Bu bağlamda tek başına Düzce'de iktidar olan AKParti iktidarını tekrardan kutlamak gerek.

            Peki, bu neden böyle oldu? Seçimden önce yaptığım analizlere göre Düzce siyasetinde üç oluşumun etkili olacağı kanısındaydım. Bunlar, birincisi cemaat, ikincisi Saadet Partisi ve sonuncusu da HDP yapılanması. 17 Aralık sürecinden sonra, başbakanı kutlamak gerekir ki, Cemaat CHP'yi destekliyor açıklaması yaparak, seçmeninde cemaate karşı anti-pati ve hatta CHP tabanın da bile anti-pati yarattığı bir gerçek, peki cemaat gerçekten destekledi mi? Tabii ki hayır! Gelelim, ikinci oluşuma, Saadet Partisi tabanı Düzce muhafazakar bir yapıya sahip olduğu için, önceden AKParti'ye verdikleri destekleri alacakları kanaatindeydim, yanılmış oldum. Ve sonuncusu, Düzce'mizde Kürt vatandaşlarımız yadsınamayacak derecede fazla, ben şahsen Kürt'lerin batı yapılanması HDP'ye oy verecekleri kanaatindeydim. Ve tekrardan yanıldım. Bu yanıltmalardan ötürü, AKParti kazanmıştır.

            Gelelim, ülkemizin siyasetine ve bu yazıyı yazma sebebime: Sayın Başbakan aslında muhalefete çok büyük bir ders ama aynı zaman da destek vermiştir, bu seçimlerde. Peki, ya nasıl? Rakamlara baktığımızda, elbette AKParti üstün çıkmıştır, ancak CHP ve MHP tabanı bu seçimlerde ne yapmıştır? Sayın başbakan söylemleri ve politikaları sayesinde, muhalefette ve tabanda büyük değişimlere gebe olmuştur. Onlardan en önemlisi, eskiden olan Türk-Kürt ayrımı neredeyse azalmıştır, sağ-sol ayrımı gittikçe azalmıştır. Yerel seçimlerde gördük ki CHP'nin güçlü olduğu yerlerde, nitekim buna İstanbul ve Ankara'yı ekleyebiliriz, MHP desteklemiştir; MHP'nin güçlü olduğu yerde de nitekim buna Düzce ve hatta Manisa'yı da ekleyebiliriz, CHP destek vermiştir. Ancak, bu destek tam anlamıyla olmamıştır zira, görünüşte destek de olunsa, aday çıkartmalarından ötürü muhalefet toptan bir hezimete uğramıştır.

            Sonuç olarak, bu seçimlerde gördük ki taban tavan ne yaparsa yapsın, güçlü olanı destekledi muhalefet açısından bu seçimlerde, o yüzden muhalefet partileri önlerinde iki seçim varken ve illa bir şeyleri değiştirmek istiyorlarsa, birlik ve beraberlik yapmaları gerektiği artık görünmez bir gerçektir. Artık buna el kırmak mı dersiniz ne dersiniz bilemem, yoksa daha çok AKParti iktidarları görecek bu millet bileseniz!

            Yazımı, Lenin'den sonra yönetimi alan, diktatör ve faşist lider Stalin'in sözleriyle noktalamak istedim: Aslına bakarsanız, hayatım boyunca Stalin'den alıntı yapacağım hiç aklıma gelmezdi ama hayat işte: "Oyları kimin verdiği değil, kimin saydığı önemlidir!" Esen kalın.  

.