Arife Çetinbaş ile Arıcılık Üzerine...

Bal gibi röportaj Hazırlayan: Şevval Aydoğan / Marmara Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği Anabilim Dalı Öğrencisi

Arife Çetinbaş ile Arıcılık Üzerine...
25.05.2021 - 08:40
1731
1

ARICI BİR HANIMEFENDİ İLE ARICILIĞI KONUŞTUK

Marmara Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği Anabilim Dalı Öğrencisi Şevval Aydoğan, eşi vefat edene kadar geçimlerini arıcılıkla sağlayan Arife Çetinbaş ile arıcılığın püf noktalarını konuştu.

İŞTE O RÖPORTAJ:

  18 yıldır Düzce’nin Akçakoca ilçesinde arıcılık yapan Arife Çetinbaş ile arıcılık üzerine konuştuk. Arife Hanım 70 yaşında, 5 yıl önce bırakmak zorunda kaldığı mesleğine tekrar başlamayı düşünüyor. Röportajı yaparken doğanın müthiş düzenine tekrar şahit oldum. Arife Hanım, arılara olan sevdası ve mesleğe olan aşkı ile beni kendine hayran bıraktı. Eşinin hikayesi ile hüzünlendiğim, kendi hikayesi ile cesaret bulduğum bir röportaj oldu.

Keyifli okumalar.

-Röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim, hoş geldiniz Arife Hanım. Bize biraz kendinizi tanıtır mısınız?

-Hoş buldum. Benimle röportaj yaptığınız için teşekkür ederim. Ben Arife Çetinbaş. Düzceliyim. Çerkezaynalı köyünde büyüdüm, yetiştim. Akçakoca’ya evlendim. Ev hanımıyım. El işçiliğini çok severim. İğne oyaları, dikişler çok yaparım. El işçiliği ile ilgili her şeyi yapmayı severim. Asıl mesleğim arıcılık tabii.

-Arıcılık serüveniniz nasıl başladı?

-Evlendiğimizde eşim arıcılık yapıyordu. Eşimle beraber ben de arıcılığı 18 yıl kadar yaptım. Arının derdinden anlarım. Arıya nasıl bakılır her durumda bilirim.

-Peki eşiniz bu işe nasıl başladı?

-Eşim ailesinden destek görmediği için bir nevi yetimmiş. Babası onlara sahip çıkmamış, annesi ve diğer kardeşi ile kalmışlar. Ailesine de bakması gerekiyormuş. Annesi yaşını nüfusa büyük yazdırdığı için daha 16 yaşındayken askere gitmek zorunda kalmış. Askerden döndükten sonra, bir ağacın altına otururken ağaçta arı sesi duymuş. Ağaca çıkmış, kovanı görmüş. Onu aşağıya indirip almış. Arıcılık işiyle ailesinin geçimini sağlamaya başlamış. Ve Allah’ın işi, o arılar her sene çok bol ürün vermiş. Oradan elde ettiği kazançla koyun ve kuzu da almış. Kuzu da her sene çift doğum yapmış. İkiz doğuruyormuş. Arıcılığa da devam etmiş, koyunlara kuzulara da bakmış. Benden önceki ilk evliliğini de buradan kazandığı para ile yapmış. İlk eşi vefat ettikten sonra çocuklarını büyütmüş, onları da arıcılık sayesinde evlendirmiş, okutmuş. 83 yaşında vefat etti. Arıcılık yaptığı, hayvanlarla zaman geçirdiği için bana sorarsanız yaşamayı çok iyi bilen biriydi. Ben de işi o vefat ettikten sonra bıraktım.

-Arıcılığa neden ara verdiniz, devam edecek misiniz? Nasıl başlayacaksınız?

-Eşim vefat ettikten sonra ben de mesleği bıraktım. Çok pişmanım devam etmediğim için. Arıları buradan aldığımız zaman, Tekirdağ’a kadar götürürdük. Eşim vefat etti, ben yalnız kaldım. Çok üzüldüm o sıra, bıraktım. Beş yıldır yapmıyorum. Şimdilerde ise çok pişmanım. Keşke devam ettirseydim, diyorum çünkü arıcılık mesleği çok güzel.

Evet tekrar başlamayı düşünüyorum. Arka bahçemde kovanlarım duruyor, içlerine şerbet atacağım. İçine şerbet attığımda arılar oraya gelecekler ve oğul atıp kovana yerleşecekler. Bir arı gelir, diğerleri de gelir yumurta bırakırlar kovana. Ana arı her gözün üstüne gelir, yavruları atar. Ana arı olmazsa diğer arılar orada durmaz. Yavru arılar kuluçka döneminden sonra arı olurlar. Ana arı kovan kalabalıklaşınca bir işçi arıyı dışarıya gönderir. Yer bulması için. Dışarıya çıkan arı gezer, dolaşır ve arılar için yeni bir yer bulur. Kovana dönüp yeni kovanlarını gösterir ve tüm arılar peşine takılıp göç ederler. Tüm arılar tek bir arıyı takip ederler.

Eğer benim kovanımdan başka yere gitmek isterlerse, yapılması gereken basittir. Bir teneke alınır ve tenekeye vurulup yüksek ses çıkartılır. Arılar bir dalda birbirlerine sarılıp örülürler. Bir gün bir gece o şekilde kalırlar, dağılmazlar hiç. Kovana tekrar şerbet atılır, durdukları dalı kesersin kovanın içine sirkeler, kapağını örtersin. Kovan artık onların evi olmuştur. Bir daha kaçmazlar.

-Mesleği öğrenmek için çok çaba harcadınız mı?

- İlk başta çok çabaladım gerçekten. Çok hevesliydim. Arıcılığı hiç görmemiştim. Eşimle beraber çerçeve de çaktım. Çerçeve arının petek takılan yeri. Onları kovana çaktım, hiç çekinmedim. Mustafa nasıl yaptıysa ben de öyle yaptım. Cesaretli bir gençtim. Arı seni ısırmaz mı? Isırır. Ovalarsın, iğnesi çıkar, geçer.

-Arıcılık sizin için ne ifade ediyor?

-Hayatı renklendiren, yaşamayı güzelleştiren çok güzel bir meslek.

-Mesleği yaparken arılarla aranızda bir bağ olduğunu hissediyor musunuz?

-Evet. Arıcılık mesleği çok güzel. Çok severek yapıyordum. Arı seni ısırdığı zaman ısırdığı yeri ovalardım, onun sızısı çok hoşuma giderdi. Arıcılık, karşılığını aldığın bir meslek. Yaptığın işin, verdiğin emeğin ürününü alıyorsun. Parasız kalmıyorsun hiçbir şekilde. Karakovan balı oluyor, süzme bal oluyor onların müşterileri çok olur. İnsan mesleğe bağlanıyor.

-Biraz işin tekniğine inecek olursak, arıcılık nasıl yapılır?

-Arıların balı alındıktan sonra sonbaharda onların üzerini sararız, köpüklerle bezlerle sararız. Sonbahara girdiği için üşümesin diye. Pudra şekerini bal ile yoğururuz. Pembe bir barova ilacı var, arının kanatlarının altında olan küçük bitler için. Yaptığımız şekerli ilacı kovanın içine koyarız barova ilacını da yakarız, tütsü gibi. Eğer bunu yapmazsak arıların koltuk altlarından kanatları düşer, uçamaz ve ölürler. Bu işlemleri yaptıktan sonra ilkbaharda tekrar şerbet kaynatırız, içine arı ilacı da katıp kavanozlara dökeriz. Yine kovanın etrafına dökeriz.

İlkbaharda arı yaylıma çıkar. Yaylıma çıktığı zaman orman gülleri açmaya başlar. Orman gülleri mordur, arı o güllerden acı bal yapar. Acı bal çok tesirlidir, bir çay kaşığından fazla yenmez. Acı balı aldıktan sonra kovanlara tekrar petekleri koyarız. Bu sefer de kestane balı olur. Kestane çiçekleri ve ıhlamurlar açmıştır çünkü. İklimler değiştikçe ballar da değişir. O kadar güzel bir meslek ki!

-Arıcılık yaparken dikkat edilmesi gereken şeyler nelerdir?

-Temizlik. Kovan temizliği. Bunu sağlamak için kovanın içini hürmüzle yakarız. Bitler  varsa yansın diye. Petekleri yakma işleminden sonra koyarız. İçinden bir oğul çıkar. Arılar içeriye oğul atar.

Kovanda ana arı işçi arılar ve balcı arılar ve asker arılar vardır. Ana arı içeride durur. İçeride devamlı döner. Dışarıdan bal geldiği zaman ana arının yanındaki işçi arılar onu alıp petekteki delikli gözlere koyarlar.

-Bize arıcılığın püf noktalarını anlatır mısınız?

Püf noktası sevgidir. Bir mesleği seviyorsan yapabilirsin ancak. Aşkla yapılmalıdır.

Bunun dışında şöyle bir püf nokta var: Balı kovandan alırken körüklemek. Körüğün içine ateş yakarsın, maske giyersin. Kovanın tel kapağını açar duman veririsin arıların üzerine sıra sıra. O zaman arılar bir şekil olur, uçuşamazlar ve sana saldıramazlar. Balını aldıktan sonra petekleri tekrar oraya koyarsın.

-Arıcılığa yeni başlamak isteyenlere neler söylemek istersiniz?

Öncelikle kitabını alıp okusunlar. Kitapta ne bilgi ararsan var. Kitabı okuduktan sonra hemen Bismillah deyip arı alsınlar.

-Mesleğin günümüzdeki durumu için ne düşünüyorsunuz?

Şu anda önceki gibi değil. Önceden daha doğaldı. Şimdi fabrikaların dumanı var, tarlalara ot ilacı atılıyor arılar çiçek toplarken ölüyor. O sebeple arıcılık azaldı.

Arı, bir çocuk gibi bakım ister hatta bir bebek gibi. Sen ona bakarsan o da sana bakar.

 

 


Editör: N. Cingirt

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akçakoca TV (www.akcakocatv.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • Ayla yakut
    Ayla yakut
    25.05.2021 14:24

    Çok güzel bir reportaj olmuş Arife hanıma kolaylıklar ve başarılar diliyorum.

Resmi İlanlar

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız