İşin uzmanından önemli uyarılar

Gazetemiz Köşe Yazarı İlhami Atasever, Madde bağımlılığı üzerine Düzce Üniversitesi Öğretim

İşin uzmanından önemli uyarılar
17.06.2015 - 20:55
1746

 Gazetemiz Köşe Yazarı İlhami Atasever, Madde bağımlılığı üzerine Düzce Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dilek Akkuş ile bir röportaj gerçekleştirdi. Alanında Düzce’de en uzman insanlardan birisi olan Akkuş, bugüne kadar yüzlerce konferans, seminer ve toplantıda eğitimciler, aileler ve memurlara madde bağımlığı nedir? Nasıl önlenir konularını anlattı.

İlhami Atasever: Bağımlılık nedir?

Dilek Akkuş: Zarar verici sonuçlar doğurmasına karşın kişinin bağımlı olduğu durum ya da olguyu durduramamasıdır. Kronik bir beyin hastalığıdır.Bağımlılık, olgularla ilgili olabileceği gibi; kumar bağımlılığı, teknoloji bağımlılığı, yemek bağımlılığı, insan bağımlılığı, alışveriş bağımlılığı… vb.Maddesel bağımlılıklar, sigara, alkol, uçucu maddeler, esrar, eroin, kokain, sentetik uyuşturucular… vb olabilir.Madde bağımlılığı, freni bozulmuş bir arabaya binmek gibidir. Freni bozulmuş bir arabayı kontrol edemezsiniz, durduramazsınız, mutlaka zarar verir. Es kaza durdurduğunuz bir aracı garaja koyarsanız, kullanmazsanız o zaman sorun çıkarmayacaktır. Ama kullandığınız an yeniden tehlikedesiniz demektir. Yani freni bozuk bu bağımlılık aracını tamir etme şansınız yoktur, bu aracı kullanmamak gerekir.

EN ÇOK KULLANILAN MADDE “ESRAR”

İlhami Atasever: Bağımlılık konusu son zamanlarda çok konuşulur oldu. Gerçekten oranlar mı arttı, yoksa hep vardı da devekuşu misali kafamızı kuma mı gömüyorduk?

Dilek Akkuş: Türkiye Uyuşturucu Madde Bağımlılığı İzleme Merkezi (TUBİM), 2014 Türkiye verilerini ocak ayında açıkladı. Bu verilere göre özellikle “sentetik uyuşturucu” ve “uyarıcı maddelerin” kullanımında artış olduğunu biliyoruz.  Aynı raporda madde kullanım yaşı 14 olarak belirlendi, ama bazı illerde 12-13 yaşında da ağır madde kullanımları var. En çok kullanılan madde “esrar”, ardından “koklanan kimyasallar” ve “uyarıcı haplar” geliyor. Aslında bağımlılık yüzyıllardır bir sorundu. Bu sorun yeni bir sorun değil. Ancak son zamanlarda sentetik uyuşturucuların bir takım nedenlerle beyin kanaması, karaciğer, böbrek yetmezliği, kalp krizi gibi ölümlere sebep olmuş olması bu sorunun konuşulmasını sağlamış olabilir.

DEVLET, İLK KEZ SORUNUN VAHAMETİNİ ORTAYA SERDİ

İlhami Atasever: Konuşmanızda olumlu bir vurgu fark ettim;

Dilek Akkuş: Evet, ülke olarak bağımlılık konusunda Kasım ayından beri önemli gelişmeler yaşıyoruz. Devlet, ilk kez bizim madde kullanımı ile ilgili bir sorunumuz var dedi.  Bunun üzerinde resmi bir politika oluşturmaya başladı. Bağımlılık konusu her yönü ile, sorunun çözümü için devletin politikası haline gelmesi önemli bir adım. Önümüzdeki 10 yıl içinde etkili önleme politikaları oluşturamazsak, önleme için bir sistem kuramazsak, bağımlılık toplumumuz için maalesef çok daha büyük bir sorun olacak.

BAĞIMLILIK BİR SÜREÇTİR

 İlhami Atasever: Bağımlılık konusunda ergenlik dönemini özellikle vurguluyorsunuz. Neden?

Dilek Akkuş: Ergenlik döneminde beden, hormonlar, yaşam amaçları değişiyor. Bu değişimden beyin de nasibini alıyor. Beyin, hızlı bir şekilde bağlantılarını artırıyor. Ergen bireyin kimliği, düşünce sistemi, yaşama bakışı değişiyor. Madde kullanımı, tek başına ergenlik döneminin zor olmasından kaynaklanan bir sorun değildir. Ergenlik dönemindeki değişimlerle birlikte madde kullanımının olması, denenen maddenin bağımlılık yapmasına zemin hazırlıyor. Bağımlılık bir süreçtir. Yani “madde kullandım bağımlı oldum” diye bir şey yoktur! Önce deneme, sonra aralıklı kullanım, daha sonra düzenli kullanım, en sonunda da bağımlılık gelir. Ergen ise “bana bir şey olmaz” diyerek kullanıma başlar ve bu süreci kontrol edebileceğine inanır. Ama sonra düzenli kullanım başlar ve kullanımı kontrol edemediğini anladığında artık çok geç olmuştur. Çünkü artık tolerans aynı etkiyi yakalayıp kafa yapmak için ilk kullandığından daha fazla kullanmak ve yoksunluk yani madde kullanmadığında yaşadığı hastalık hali başlamıştır.

İlhami Atasever: Yani ergen bağımlı olduğunu anladığında çok geç mi oluyor?

Dilek Akkuş: Evet anne babanın fark etmesi de genellikle 1,5 ile 2 yıl arasında değişiyor.

ERGENİN HAYATTAN DOYUM ALABİLECEĞİ BAŞKA YOLLAR BULMALIYIZ

İlhami Atasever: Bu ergenlerin derdi ne? Neden madde kullanıyorlar?

Dilek Akkuş: Beyinde duygularımızı düzenleyen, beyin hücrelerinden salgılanan kimyasal maddeler vardır. Biz bu kimyasal maddeler sayesinde hissederiz. Bu maddelerden biri de dopamindir yani, çok mutlu olduğunuzda, bir iş başardığınızda, keyif almanızı, haz almanızı sağlayan dopamin maddesinin beyinde salgılanmasıdır. Bazı insanlar bu keyif ve haz duygusunu bebekliklerinden itibaren beyinlerinde etkili bir şekilde salgılatmayı başaramayabilirler. Bazen genetik, bazen erken çocukluk çağı travmaları, bazen de çocukluk çağında başlayan dikkat eksikliği ve hiperaktivite nedeni ile içlerinde dopaminin verdiği hazzı hissedemez. Büyük bir boşluk hissederler.İşte uyuşturucu ve uyarıcı maddeler tam da bu noktada oluşan boşluk duygusunu doldururlar. Ergenin kendisini ortaya koyacağı, hayattan doyum alabileceği başka yolu var mı, bunu değerlendirmek önemlidir. Bunun yanında gencin yaşadığı ortam, arkadaş kültürü, okuduğu okuldaki arkadaş çevresi ve idollerinin madde kullanımı var mı? Bunlar da madde kullanımında tetikleyici olabiliyor.Ergende, özellikle 1. derece akrabalarda madde kullanım varlığı, genetik anlamda 5 kat daha fazla olarak bağımlılık riski oluşturuyor. Kısaca; gence ait nedenler, aileye ait nedenler, çevreye ait nedenler, okula ait nedenler diye sınıflayabiliriz.

TOPLUMSAL BİR MÜCADELE OLMAK ZORUNDA

İlhami Atasever: Anne babalar çocuklarının uyuşturucu/uyarıcı madde kullanması konusunda endişeliler, özellikle okul çevrelerinde bu tip maddelerin pazarlandığına dair haberler oluyor. Doğru mu bu?

Dilek Akkuş: Okul çevresinde uyuşturucu/uyarıcı madde satılması diye bir şey yok. Düşünün bir kere, çocuğunuz, tanımadığı yetişkin insanlardan ne olduğunu bilmediği herhangi bir şeyi alır mı? Bunları satanlar da sizin çocuğunuz gibi, benim çocuğum gibi çocuklar. Aslında çocuklarla, çevremizle, komşumuzun çocuğu ile mücadele ediyoruz! İşte bu nokta çok acı. O nedenle yeterli önlem alınmıyor diye etrafta bağırmaya hakkımız yok. Bu mücadele, toplumsal bir mücadele olmak zorunda! Sadece polisle çözümlenebilecek bir sorun değildir. Herkes, önce kendi evinden başlayacak sorunu çözmeye. Daha sonra da mahalle, okul, bölge, ilçe ve il planı yapalım.

SORUMLULUK VERİLMEDEN, SORUMLU BİR HAYAT BAŞLAMAZ

 İlhami Atasever: Mesela aile olarak ne yapalım?

 Dilek Akkuş: Çocuklara birey olmayı öğretelim. Yaşına göre hayatını devam ettirebileceği becerileri öğretelim, sorumluluk verelim. Çamaşır makinasını açamayan, bir makarna yapamayan, ütü yapamayan, yatağını toplamayan, vaktinde kalkamayıp okula geç kalan, ödevlerini yapamayan çocuklar yetiştirmeyelim. Çünkü sorumluluk verilmeden, sorumlu bir hayat başlamaz. Ergen olan bir kişiye her istediği şeyin hemen olamayacağını, istediği şeyleri erteleyebilmeyi, davranışlarını denetlemeyi öğretmeliyiz. Gençlerimiz bir şeyi istediklerinde hemen almak istiyorlar, beklemek istemiyor, erteleyemiyorlar. Her şeyi her istediklerinde veriyoruz. Sadece okusunlar istiyoruz. Ama unuttuğumuz bir şey var ki o da sadece okula gitmekle ahlaki değerler öğrenilmiyor.

TOPU AİLE OKULA, OKUL AİLEYE ATIYOR

Hayatlarına yasaları, kuralları, istedikleri şeyleri elde edebilmek için sorumluluk almaları gerektiğini de koymalıyız. Aile olarak; Eğitim okulun işi diyoruz. Eğitim işini okula ve idareye atıyoruz. Okul, bu sorunlar aileden kaynaklanıyor diyor ve topu aileye atıyor. Sorun yaşandığında topu polise, emniyete, devlete atıyoruz. O topu, bir şekilde etkili ve kurallı bir şekilde döndüremiyoruz! İlk olarak bizler bağımlılıklarımızdan kurtulmalıyız. İmkânsızı, yasayı, kuşak farkını öğretmeliyiz. Kendini frenlemeyi öğretmeliyiz. “Aslan oğlum gel benimle iç” değil, “koş bana bir sigara kap gel” değil, “sadece sigara içsin başka bir şey içmesin de” değil, “biz aile olarak bağımlılık yapıcı maddeleri kullanmıyoruz, bu bizim bir aile kuralımız” diyebilmeliyiz.

DÜŞÜNMEYİ, SORGULAMAYI, İFADE ETMEYİ ÖĞRETMELİYİZ

İlhami Atasever: Yani çocukları özgür bırakmamak mı gerek?

 Dilek Akkuş: Çocuklarımıza koyduğumuz kurallar onları korumak için vardır, ceza için değildir. Özgürce düşünmeyi öğretelim, ama özgürlük istediği zaman istediği şeyi yapmak değildir! Düşünmeyi, sorgulamayı, ifade etmeyi öğretmeliyiz. Hangi anne baba, hangi eğitim sistemi, hangi devlet sistemi doğruyu yanlışı her an denetleyebilir? Hiç kimse. O yüzden çocuklarımıza bunu öğretmeliyiz, her zaman yanlarında olmayacağız. Ben özgürce düşünüp bunu ifade edebilen çocuklar yetiştirmenin bağımlılık konusunda aşı olacağına inanıyorum. Çünkü kuralları olan bir ailede yetişen, birilerinin etkisinde kalmadan özgürce düşünebilen, doğruyu yanlışı ayırt edebilen bir çocuk, arkadaşları uyuşturucu, uyarıcı madde teklif ettiğinde “hayır diyebilecektir”.

UYUŞTURUCU KULLANAN GENCE; DURUMU NET BİR ŞEKİLDE ANLATIN

İlhami Atasever: Çocuk tüm çabalara rağmen madde kullanmaya başladıysa ne yapalım?

Dilek Akkuş: Aileler çocuğunu, uyuşturucu/uyarıcı madde kullandığı için sorun yaşadığında ister istemez içten gelen bir istek ile korumaya çalışıyor. Yaşadığı sorunları çözmeye, onu anlamaya çalışıyor. Borçlarını ödüyor, kişilerarası sorunları düzenliyor, hapse girmesini engelliyor. Kısacası kurtarmaya çalışıyor. Böyle bir durumda madde kullanan neden bıraksın ki? Müsaade edin de yaptığı davranışın sonuçlarını görsün, bunun sorumluluğunu da alsın. Ceza almasını engellemeyin. Suç işlemişse yargılansın, denetimli serbestlik alsın. Aldıkları borçların karşılığını ödesin, sonuçlarını görsün. Aileler çocukları için, bu çocuklar sınava girecekler ve bir yıl kayıpları olur, o yüzden yardım edelim diyorlar. Aile, çocuğunun 1 yıl okulunu kaybedecek diye üzülüyor. Bırakın bir yılını kaybetsin, yoksa kendisini kaybedecek.Uyşturucu kullanan gence; Durumu net bir şekilde anlatın. Bu şekilde yaşamak istiyorsa ona destek olmayacağınızı söyleyin. Ama bağımlılıktan kurtulma konusunda yardım isterse sonuna kadar onun yanında olacağınızı belirtin. Yardım alın.

MADDE KULLANIMINI BIRAKMADA TEK BAŞINA İNANÇ YETERLİ OLMAZ

İlhami Atasever: Son zamanlarda dini inanç modelleri ile tedavi modelleri üzerine haberler duyuyoruz, inanç ile bu hastalığın karşısında durabiliyor muyuz?

Dilek Akkuş:  Evet! Önleme boyutunda inanç tabii ki önemli. Yani çocuk hiçbir uyuşturucu/uyarıcı madde kullanmıyorsa o zaman inanç sistematiği çocuğun ilk kullanımı önleme konusunda ona yardımcı olabilir.  Kendini ait hissetmesi, inançlı olması, bu konuya hayır demede işe yarar. Ama madde kullanan bir kişinin madde kullanımını bırakmasında tek başına inanç yeterli olmaz. Bağımlının detoksa (bağımlılık yapıcı maddelerin vücuttan arınma süreci), beslenme düzenine, uyku düzenine, kayma dinamiklerini öğrenmeye, düşüncelerini durdurma tekniklerini bilmeye, hatırlatıcıların önünü kesmeye, 24 saat programını öğrenmeye ihtiyacı vardır. Bunu da mutlaka alanında uzman biri yapabilir.Bir grubun içinde kalma ait hissetmede etkili olur. Bir şekilde bir grubun içinde değerli olmak bağımlıya iyi gelir. Bu nedenle grup çalışmaları yapıyoruz. Bu nedenle eski bağımlılar bağımlılık hastalığından kurtulmaya çalışanların tedavisinde etkili olurlar.

İlhami Atasever: Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim. İnşaallah toplumumuz için faydalı olur.

Dilek Akkuş: İnşaallah. Tek derdimiz verdiğimiz bilgiler işe yarasın ve toplumumuz sağlıklı bir toplum olsun. Konuya olan duyarlılığınız için ben de sizlere teşekkür ederim.

Dilek Akkuş kimdir?

1974 Düzce doğumlu, Düzce Lisesi mezunu. 1995 yılında Cumhuriyet Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulundan mezun oldu. Aynı üniversitenin Psikiyatri kliniğinde psikiyatri hemşiresi olarak çalıştı. 1999 yılında Abant İzzet baysal Üniversitesi Düzce Sağlık Yüksekokulunda öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. 2000 yılında psikiyatri hemşireliğinde yüksek lisansını tamamladı. 2003-2004 yılında İstanbul üniversitesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı’nın açmış olduğu Bağımlılık Danışmanlığı programını tamamladı. Hocaları ile birlikte bağımlılığı olan hastalarla çalıştı. 2008 yılından beri Düzce’de ergenlik dönemindeki riskleri önlemeye yönelik birçok projeyi hazırladı ve yürüttü. Çalışmaları birçok kongre ve dergide bildiri ve makale olarak yayınlandı. Halen Düzce Üniversitesi Sağlık Yüksekokulunda öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. Akkuş evli ve 3 çocuk annesidir.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Akçakoca TV (www.akcakocatv.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız