• 9.01.2022 09:50

Rüzgâr çok büyük doğal güç ve enerji kaynağı.

Eğer bu güç yeteri kadar hesaba alınmadan bir proje hayata geçirilirse bir faciaya neden olabilir.

Rüzgârın yeteri kadar hesaba katılmadığı bu mühendislik facialarından biri de ABD’de 1940 yılında yaşanan Tocama köprüsü faciasıdır. Sert esen rüzgâra dayanamadığı için dakikalar içerisinde yıkılmıştır.

Akçakoca’da böyle bir mühendislik faciası ile karşı karşıya.

Ancak bizde facia öyle hemen Tocama köprüsünün yıkılışı gibi birkaç dakika da gerçekleşmeyecek yavaş yavaş gelecek.

Önce en az 3 yıllık inşaat sürecinde Akçakoca’nın turizmini baltalayarak, belediyeyi hizmet görmekten alıkoyarak başlayacak bu facia.

Bu facia 9 Aralık’ta ihalesi yapılmış olan kıyı mahmuzları ve dalgakıranlar projesi.

“Sen mühendislerden daha mı iyi biliyorsun ?” sorusunun bazı cenahlardan otomatik olarak geleceğini elbette biliyorum bu ihalesi bitmiş projenin facia ile sona ereceğini söylerken.

Mühendis değilim ama okumam var ve elimin altında internete bağlı bir bilgisayar var.

Benim yaptığımı herkes yapabilir ve “Kıyı Yapıları Planlama ve Tasarım Teknik Esasları “ adlı dosyayı inceleyebilir.

Dosya ihaleyi yapan Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğünce(AYGM) hazırlatılmış, 15 sayfalık eki ile beraber tam 482 sayfa.

Eğer AYGM’nin Akçakoca’da bir faciaya sebep olacak bu projenin teknik şartnamesini okuma şansı bulursanız 5. Maddede bu dosyanın sözleşmenin ayrılmaz parçasını teşkil ettiğini de öğrenirsiniz.

Sözleşmenin teknik şartnamesinde ayrılmaz bir parça olduğu iddia edilen bu projede bu teknik esaslar hiçbir şekilde dikkate alınmamıştır. Hassaten de “dalga rüzgarları” bölümünü.

Ve bu dikkate alınmama sebebiyle bu ihalesi bitmiş bu proje kaçınılmaz olarak facia ile neticelenecektir. Tocama Köprüsünün yıkılışı gibi kısa süreli olmayacak bu mühendislik faciası yıllara yayılarak gerçekleşecek.

Dün ihalesi bitmiş bu projenin facia ile neticelenmesinin kaçınılmaz olduğu bilgisine birinci elden bir kere daha ulaştı Akçakoca Belediyesi Meclis salonunda toplanmış 70-80 kişi.

Çünkü Kıyı yapıları Planlama ve Teknik Tasarım Teknik Esaslarını belirleyen/yazan Prof.Dr. Yalçın Yüksel dün Akçakoca’da misafirdi.

Yalçın Yüksel sunumunda doğaya çok müdahale edilmemesinin gereğinin altını çizerken, çaresiz kalınan vaziyetlerde doğru mühendislikle hazırlanan dalgakıran ve mahmuz projelerinin başarılı neticeler vereceğini anlattı.

Belli ki Akçakoca’da yapılacak bu kıyı yapılarının teknik şartnamesini incelemeye fırsatı olmamıştı.

Kendisine şartnameden bazı rakamlar ve malzeme özellikler verilince de, başını ellerinin arasına alarak “Aman Allah’ım” tepkisini verdi, insiyaki bir şekilde.

Bu projenin benzerlerinden facialar elde edilmişken bu proje ile alakalı üniversitelerden görüş alınmadığını açıkladı Prof. Dr. Yalçın Yüksel. Öğretim üyeliği yaptığı Yıldız Teknik Üniversitesinde ölçümlerin yapılabileceği Cumhurbaşkanlığınca desteklenen dünya çapında bir laboratuvar bulunması rağmen görüş istenmemiş bu proje ile alakalı olarak.

Bir kere daha anladım ki/düşüncem pekişti ki bu proje bir mühendislik faciasına sebep olacak.

Akçakoca’nın Belediye Meclisi Salonunda hiçbir önde gelen AKP’li de yoktu “Hayır bu proje doğru bir mühendislikle yapılmıştır.” diyebilecek. (Projenin faciaya yol açacağının farkına varmış olmalarından olsa gerek.)

ATSO Başkanı Mehmet Nazım Pazvant vardı, hiçbir bilgi paylaşmadan, fikrini paylaşmadan toplantının sonunu beklemeden ayrıldı. Halbuki Mehmet Nazım Pazvant Akçakoca’nın karakutusu gibidir, kimsenin bilmediği şeyleri bilir ve de dün de görüldüğü gibi bildiklerini kimseyle paylaşmaz.(Yaralı parmağa ilaç sürmez de diyebilirsiniz.)

Bu proje benim projem diyerek sahiplenen Cüneyt Yemenici’nin mazereti dolayısı ile katılmadığı açıklandı sadece.

Bu aşamada benim şahsi beklentim, Cüneyt Yemenici’nin kamuoyuna bir açıklamada bulunarak:

“Bu proje doğru mühendislikle yapılmıştır, vebali benim ve AKP’nin üzerinedir.” diyerek tarihe not düşmesidir.

Not düşmelidir ki; siyasetçilerimiz bundan sonra böyle projelere balıklama atlamasın ve dolayısıyla benzeri facialarla karşılaşmayalım.

Düzce Çevre ve Şehircilik Müdiresi Nurhan Kartal’ın önderliğinde alınan “ÇED Gerekli Değildir” kararı bu hatalı mühendislik projesinden zamanında haberdar olmamızı önlemiştir.

“ÇED” süreci işletilmeden bu tip projelerin hayata geçirilmemesini talep etmek de hepimizin vazifesi olmalıdır!