• 6.06.2021 13:18
  • (302)

Marmara Denizinde yüzeyi kaplayan saplayan salyalar ne kadar büyük bir çevre felaketi yaşandığını gözler önüne serdi.

Marmara Denizine boşaltılan sanayi atıkları ise bu felaketin en mühim sebebi.

Aynı tehlikenin aynı felaketin Karadeniz’de de yaşanması söz konusu.

Kurulan OSB’leri incelerseniz, nerdeyse hepsinin arıtma tesisinin işletmeye açıldıktan yıllar sonra devreye girdiği görülecektir.

Arıtma tesisi devreye girmeyen OSB’lerde var hala.

Ereğli OSB yıllarca arıtma tesisi olmadan çalıştı mesela.

Şimdilerde tesis devreye girmiş midir bilmiyorum, birkaç yıl öncesine kadar atıklar arıtılmadan denize boşaltılıyordu.

Akçakoca’da kurulacak OSB için başta Mehmet Nazım Pazvant olmak üzere tüm ilgililere birkaç defa sormuştum:

“Arıtma tesisi bitmeden OSB açılmayacaktır garantisini verebiliyor musunuz?” diye.

Hiçbir cevap gelmemişti.

Yani Akçakoca OSB arıtma tesisi yapılmadan açılacak.

Açıldıktan, denizi öldürdükten kaç yıl sonra, çevre felaketi gözle görülür hale gelmeye başladıktan kamuoyu baskısı ile arıtma tesisi devreye girerse ne ala.

“OSB’nin hukukun sınırları içerisinde yapılması mücadelesini niçin tek başına veriyorsun, sana mı kaldı?” sorusu ile de sık sık karşılaşıyorum.

Soru çok haklı bir soru aslında.

Adlarında çevre/doğa adı geçen anlı şanlı derneklerimiz ve platformlarımızdan bugüne kadar hukuku zorlayarak hatta yok sayarak gerçekleşen OSB’nin kuruluşu ve yaratacağı doğa tahribatı hakkında dişe dokunur bir tepki bugüne kadar gelmedi.

Tercihleri günü kurtarmak üzerine besbelli.

İki torba mama için gelecekte oluşacak tüm doğa tahribatına göz yummaya hazırlar.

Çevre felaketi başladıktan sonra kameraların karşısına geçip onlarca defa basın açıklaması yapacaklarından da şüphem yok.

Ancak OSB’nin yaratacağı kirlenme gündemlerinde kesinlikle yok, öncelik hayvan maması temin etmekte.

Mama teminleri önümüzdeki çevre felaketini yaratacak olan kuruluşlar tarafından da olsa dert etmiyorlar, adlarında çevre/doğa adı geçen mahalli basınımızın gözbebeği anlı şanlı dernek ve platformlarınız.

Eleştiri biraz ağır mı oldu?

Aslında az bile.

**

Marmara Denizinde yaşayan çevre felaketi için “hepimiz suçluyuz” diye abuk subuk bir paylaşım var.

Niçin abuk subuk?

Çünkü Karadeniz’de oluşabilecek çevre felaketinin gerçekleşmemesi için elimden gelen mücadeleyi veriyorum. Çevre felaketi yaşandığında da suçlu olmayacağım. Marmara Denizi için mücadele verenlerde suçlu değil elbette.

Bu paylaşım iki torba mama için doğa tahribatını görmemezlikten gelenlerin vicdanlarını rahatlatmak isteyenlerin paylaşımı olabilir ancak.

Göz göre göre gelen çevre tahribatına karşı sessiz kalan herkes suçludur.

İleride yaşanacak doğa felaketinden de Akçakoca’nın adlarında çevre/doğa adı geçen tüm dernek ve platformlarımızda suçlu olacaktır.

İlanen duyuruyorum. (!)

Diğer taraftan bugünlerin bolca hayvan maması temini için fırsat günleri olduğunu da söylemek gerekir. (!)

**

OSB için yeni hukuk zorlamaları, hukuku yok sayma çabalarını olduğunu tespit ettim.

İz ve bilgi peşindeyim.

Tabii ki başrollerden birinde her zaman olduğu gibi boru fabrikalarının lobicisi ATSO Başkanı Mehmet Nazım Pazvant var.