• 1.06.2021 12:57
  • (419)

Muhafazakârlık aslında modern bir dünya görüşü, modern ama anti modernist bir dünya görüşü.

Bir zamanlar, çok uzak geçmişte olmayan zamanlarda, AKP’lilerin dillerinden “Muhafazakâr Demokrat” kavramı düşmezdi.

Yani AKP ve AKP’lilerin muhafazakârlıkla bir bağlantıları var.

Her ne kadar bu muhafazakârlık kavramı bazen bazı kişilerde bir tutuculuk( bazen gericilik) tutumuna dönüşüyor olsa da.

Akçakoca Müftüsünün açığa alınması ile şimdilik kaydıyla durulan sularda muhafazakârlık ve tutuculuk arasında fark daha doğrusu gerilim daha da arttı.

Bir nevi “Müftümüzü yedirtmeyiz” kampanyasında bulunanlarda oldu, cılız sayılabilecek şekilde olsa da.

Bu cılız seslerin arasında kaç kadın vardı, kaç kadın Akçakoca Müftüsünün söylemini desteklediler?

AKP’ye düzenli olarak oy veren kadın seçmenlerin ne kadarı Akçakoca Müftüsüne verilen cılız desteğe katkıda bulundu?

Destek verenler olmuş olsa bile bu desteğin gerçek bir kişi olarak yapılmadığını söylemek mümkündür.

Akçakocalı AKP’li kadın seçmenlerin bu tutumu geleceğe dönük bazı işaretleri de veriyor.

AKP’li kadın seçmenlerin büyük çoğunluğunun günümüzün moda sayılabilecek tanımıyla “endişeli muhafazakâr” olarak nitelendirilebileceğini söyleyebiliriz.

Hem kadın, hem muhafazakâr, hem Akçakocalı, hem AKP’li hem de endişeli olmanın sebepleri üzerinde durmak da bu yazının asıl mevzusu.

Akçakocalı AKP’li kadın seçmenler hayatın içerisinde beraber oldukları laik kesimlerin sosyal linçe varabilecek tavırlarına muhatap olmak istemiyorlar.

Sosyal hayatın içerisinde yer alma tecrübeleri öyle çok fazla değil. Başörtülerini takarak, liseye, üniversiteye gidebilmeleri ha keza polis ya da başka memuriyetlere girebilmeleri mazide ki bir hadise zinciri değil daha dün gibi onlar için.

Bir de laik çevrelerin içerisinde bazı grupların sosyal medya da Akçakocalı AKP’li kadın seçmenleri herhangi bir fikirlerinden dolayı linç etmeye hazır olduklarını tecrübesinin bir hayli birikmiş olduğunu da göz ardı etmemek gerekir.

Bu linç gruplarının AKP’nin iktidarda kalabilmesine destek veren en mühim gruplar/kişiler olduğunun altını da çizmenin bir faydası olmayacaktır ancak yine de altını çizmiş olalım.

Yani endişeli muhafazakâr kadın seçmenler tüm endişelerine rağmen laik/laikçi bazı gruplar ve kişiler tarafından kendi kibirlerini yüceltmek arzusu ile bulundukları yerden ayrılmalarına pek müsaade edilmiyor. (Kibirlerini çok sevdiklerini söyleyebiliriz.)

 

Diğer taraftan Akçakocalı AKP’li kadın seçmenler muhafazakâr demokrat kavramından da hızla uzaklaşıldığının, demokratlıktan vaz geçildiğinin ve elde kalan muhafazakârlığın da zaman zaman tutuculuğa dönüştüğün de farkındalar.

Mesela Akçakoca’nın siyaset sahnesinde önlerinin kesildiğinin farkındalar.

Bu ön kesilmeyi, ”Okudunuz, üniversiteye filan gittiniz, ama artık evde oturup çocuk büyütün.” tavrına dönüştüğünün de farkındalar.

Kurulan/değişen ilçe teşkilatlarında da hiçbir yeni kazanımlarının olmadığının hatta geriye gittiklerinin de farkındalar.

Akçakoca bürokrasinin yöneticilerinin arasında kadınlarının oranın artmadığının hatta/ belki de geriye gittiğinin farkındalar.

Düzce Milletvekili Ayşe Keşir’in AKP Kadın Kolları Başkanı seçilmesinin de hiçbir şeyi değiştirmediğinin farkındalar.

Bunların farkında olanların kadınlara yönelik hiçbir sosyal faaliyet düzenlenmediğin de haydi haydi farkında olacakları da malumdur.

Muhafazakâr ve mütedeyyin olmanın her şeye yetişmediğinin de farkındalar.

Geçmişte kendileri ile aynı pozisyonda olan bazı kişilerin ya da çocuklarının nasıl bir ihtişama boğulduklarının da farkındalar.

Ama öyle ama böyle Akçakocalı AKP’li kadınlar bir turizm şehrinde yaşadıklarının da farkındalar, turizm dünyaya açılan bir kapı olduğunun da farkındalar ve dolayısı bozkırın ortasındaki bir kasabada ki kadın seçmenlerle aynı değerlendirilmekten de rahatsızlar.

Denizin, denizin mavisinin özgürlük kavramını beslediğinin de bizatihi farkındalar, her ne kadar piramittin tepesinde yer alanlar günümüzde bunun tersini dayatıyor olsalar da.

**

AKP’li kadın seçmenlerin büyük çoğunluğunun günümüzde “endişeli muhafazakârlar” olarak nitelenebileceği kanaatindeyim.

Ancak endişeli olmak bir yeri terk etmek manasına da gelmez.

Yerini değiştirebilmesi için endişelerinden kurtulabileceği bir sakin liman umudunu görebilmesi gerekir.

Ancak siyasetin eril/erkek dili ve de hassaten de laik/laikçi çevrelerin küçümseyen didaktik dili endişelerin büyümesinden başka bir şeye de yaramıyor.

Akçakocalı AKP’li kadın seçmenler kendi partilerinden tüm endişelerine rağmen, pamuk ipliği ile de bağlı olsa büyük çoğunlukla şimdilik kaydıyla da olsa partilerinde kalacaklardır.

Bağlı oldukları pamuk ipliği her an kopabileceği gibi bir urganla da değişebilir.

Aradıkları sakin limanı bulabilecekleri umudunu hissedebilmeleri yeterlidir.