• 3.05.2021 17:38
  • (193)

"İnsanın kendi memleketini tahrip etmeye bu kadar istekli olması tuhaf."

Böyle demiş bugünkü yazısında Yusuf Ziya Cömert.

Memleketten kastı Rize- İkizdere, İşkencedere vadisinde Mehmet Cengiz’in başka yerde açılabilecekken ısrarla bu vadide taş ocağı açma ısrarı dolayısı ile nu tespitini söylüyor.

Mehmet Cengiz İkizdere’nin hemen yanındaki Kalkandere’den.

Bence” tuhaf” çok yetersiz bir tanımlama çünkü Akçakoca’da bu tavır son derece sıradan bir tavır. “Tuhaf” nadir olan sıradan olmayan bir hali işaret eder çünkü.

Tamam, yaşananlar İkizdere İşkencedere vadisinde yaşananlar kadar şiddetli değil ama parça parça tahripleri üst üste koyduğunuzda ciddi yekun tutuyor Akçakoca’da yapılan tahripler.

Memleketi/Akçakoca’yı tahrip etmekle eşdeğer tutulacak diğer bir tavır da suskun kalarak yapılan tahripleri görmemek.

Edilli ve Kalkın sahilinde 3621 sayılı kanunun hiçe sayılarak betona boğulması sırasında Akçakoca Belediyesinin dolayısı ile belediye başkanı Okan Yanmaz’ın belediyenin mücavir alanı içerisindeki bu tahribata sessiz kalması ve kamuoyunun tepkisinden sonra harekete geçmesi tuhaf değil son derece sıradan bir hadise Akçakoca için.

Erken harekete geçmemesi bir ihmal hatta bir suç.

Ancak bu tahripler aynı zamanda siyasi bir mesele ve siyasetçilerin de takip edeceği bir mesele.

Kıyı kanunu hiçe sayarak yapılan bu iki doğa katliamından daha başlangıçtan itibaren AKP İlçe Başkanı Esved Sarıoğlu’nun ve MHP İlçe başkanı Mustafa Özensel’in hiçbir haberi olmadı mı, betonlar yükselirken?

"Olmadı" cevabına, cevap verenlerin kendileri bile inanmaz.

Edilli ve Kalkın’daki tahriplere siyasi olarak baktığımızda Okan Yanmaz’la Esved Sarıoğlu’nun ve Mustafa Özensel’in hiçbir farkı yoktur.

Beraberce seyirci kalmışlardır.

Esved Sarıoğlu, mali müşavirlerin yükünü artıran sürekli değiştirilen tamimlerden şikayet eden bir mali müşavir hemşerimize sitem ederek mealen:

“Bu yakınmanı kamuoyu önünde yapacağına iki satır yazı ile ilgili yerlere bildirsen daha doğru olmaz mıydı?” demişti.

Başkasına verdiği bu tavsiyeyi kendisi tutmuş mudur?

Kendisine haber verilen bu doğa tahriplerini iki satır yazı yazarak ilgili yerlere bildirmiş midir?

Tavırları bir cinayeti gördükten sonra bildirmeyip cinayet ortaya çıktıktan sonra,” Kanunların yerine getirilmesini istiyoruz” demek gibi bir şey.

Cinayet başka sebeplerle ortaya çıkmasa cinayeti işleyene göz yummuş olmakla eş değer bir tavırdan bahsediyoruz.

Cinayeti gören kör kayıkçıdan bol bir şey yok Akçakoca’da.

Cinayet/tahrip ortaya çıktıktan sonra da kör kayıkçıların gözleri açılıveriyor.(!)