• 16.04.2021 00:00
  • (248)

 43. Moskova Film Festivalinde “Sen, Ben ve Lenin” filmi Akçakoca’nın tanıtımına katkıda bulunacakmış.

Akçakocatv yönetmeni Nevzat Cingirt bu filmin Akçakoca’nın tanıtımına büyük katkısı olacak diye manşet atmış olsa da, bu filmin çekilmesi hikâyesinde Akçakoca’nın rolü hiç de olumlu değildir.

Bu olumsuzlukta başrol tartışmasız şekilde eski belediye başkanı Cüneyt Yemenici’ye aittir.

Cüneyt Yemenici bırakın filmi yönetmeni Tufan Taştan ve senaristi yazar Barış Bıçakçı ile görüşmeyi, bu kişilere heykelin gösterilmesine bile müsaade etmemiştir.

Akçakoca Belediyesinden aldıkları/aldığım cevap heykelin kaybolduğu, bulamadıkları yönünde olmuştur. Akabinde heykelin belediyede hangi depoda olduğunu belediyede herkesin bildiğini öğrenmiştim.

Niçin böyle bir yalana başvurulmuştu?

Bunun cevabını verecek kişi elbette Cüneyt Yemenici.

Ancak bu mevzuya geçmişte cevap vermediği gibi bugünde cevap vereceğini sanmam.

O zaman bir tahta heykeli göstermekten bile niçin korkulduğu ile alakalı tahmini kendimiz yapmak zorundayız.

Komünizm tehlikesinden bahsetmek bugün için pek gündemde olmasa bile komünistlerden korkmak/uzak durmak Cüneyt Yeminici’nin düşünce dünyasında hala etkili olsa gerektir.

Uzak durulması/korkulması  gereken Lenin’in külliyatı ya da tahta heykelinin  olması bu tavrı pek değiştirmediği de yaşadığımız hadiseden çok bellidir.

Temel yaklaşımın , Lenin ve dolayısı ile komünizmle bağlantılı sayılabilecek her şeyden korkmak olduğunu söylemenin bir haksızlık olabileceğini da sanmıyorum.

Bilmek şart değildir, korkmak yeterlidir.

Bu düşünce dünyasında Cüneyt Yemenici’nin tek olduğunu söylemek mümkün değildir. Cüneyt Yemenici’nin bu tavrına hiçbir cepheden karşı çıkış gelmemiştir. Buna CHP’nin o zamanki yönetimi de dâhildir.

Aslında taşrada hala komünistlerden korkmanın Cumhur İttifakını temel yapıtaşlarından biri olduğunu söylemek de mümkündür.

**

Lenin’in heykeli ile birlikte anılmaktan dini inanışları gereği istemediğini söyleme şansı da kalmadı Cüneyt Yemenici’nin, kendisinden sonra belediye başkanı olan Okan Yanmaz’ın ucuz maliyetli 17 heykeli için çıkıp da iki laf etmemiştir çünkü.

**

Filmin Yönetmeni Tufan Taştan 43. Moskova film festivalinde gösterimden sonra soruları cevaplayacakmış.

“Filmi heykelin karaya vurduğu Akçakoca’da niçin çekmediniz ?” sorusu gelirse ne cevap vermelidir filmin yönetmeni Tufan Taştan?

“Filmin Akçakoca’da çekilebilmesi için en bir ışık göremedik” dediği takdirde Akçakoca’ya en ufak bir haksızlık yapmış olur mu?

Bu sorunun cevabını vermesi gereken kişinin Cüneyt Yemenici olduğunun altını bir kez daha çizelim.

**

Filmi henüz seyretmedim ama filmin ana karakterlerinden birinin Lenin heykeli sayesinde bir turizm atılımı yapmak isteyen muhafazakâr sayılabilecek bir belediye başkanı olduğunu biliyorum.

Cüneyt Yemenici bunu elbette bilmiyordu, filmin mevzusunu merak bile etmedi, Lenin’in  tahta heykeli ile birlikte anılma korkusu, filmin mevzusunu merak etmenin önüne geçmiş olmalıdır.

**

Akçakoca’da niçin yeni diziler filmler çekilmiyor sorusunun cevabını da Cüneyt Yemenici’nin bu korkusunda arayabiliriz. Film dünyası sanıldığı kadar geniş değildir, kulaktan kulağa çabuk yayılır bu olumsuzluklar.

Lenin’in tahta heykelinden uzak duran/korkan bir kişinin belediye başkanlığı yaptığı ilçede film yönetmenleri film çekmek için hevesli olurlar mı hiç?