• 29.03.2021 00:00
  • (78)

anlayamadım gitti bu nasıl iş

bre bunlardan hangisi deli

hangisi hangisinin kanına girmiş

kim kimin neresine kilitli

bu filmi kim yazmış kim çevirmiş

şaşı mustafa’nın yalancısıyım

Attila İlhan'ın bir çok kişi tarafından müstehcen sayılabilecek bir şiirin son dizeleri aklıma geliverdi, neden geliverdi biliyor musunuz?

ATSO Başkanı Mehmet Pazvant’ın mahalli basında çıkan açıklamasına dolayı, çünkü bu açıklamaya göre:

ATSO 643 işyerinde 3800 kişiye istihdam sağlamış.

Şaşı Mustafa’nın değil ama mahalli basınımızda çıkan bir haberin yalancısıyım.

Devamında aklıma Orhan Veli’nin “sere serpe” şiirinin son dizelerinden bozma şu sözler aklıma geldi:

Olmaz ki!

Böyle de atılmaz ki!

Bu istihdam sağlama ne kadarlık bir döneme tekabül ediyor olabilir?

Umumiyetle bir seçim döneminin başlangıcı esas alınır istihdam açıklamaları yapılırken.

Mehmet Nazım Pazvant 8 Nisan 2018’de başkan seçilmişti.

Yani Mehmet Nazım Pazvant başkan seçildikten sonra ATSO her yıl 2650 kişiye istihdam sağlamış.

“Hayır, böyle demek istemedim, ATSO bünyesindeki işyerlerinde 3800 kişi çalışıyor demek istedim.” açıklaması geleceği bence muhakkaktır.

Gelebilecek bu açıklamaya çok basit bir bilgi eklemesini istiyorum.

8 Nisan 2018’de ATSO bünyesinde kaç kişi istihdam ediliyordu.

Bu sayı 3800’den bir hayli az olmalı ki övünmek için sayıyı açıklamış olmalı.

Benim tahminim ise bunun tam tersi, bu sayının 3800’den fazla olduğu yönünde.

Açıklama beklemek lafın gelişi.

Mehmet Nazım Pazvant’ın bugüne kadar böyle bir anlayışı olmadı.

Şeffaflık Mehmet Nazım Pazvant’ın yönetim anlayışında hiçbir zaman yer bulmuş bir kavram değil ki.

Haberi okumamış olup da okuyacaklar için söylüyorum, açıklamadaki diğer maddeleri okuyup kendinizi boş yere yormayınız.

Çünkü diğer tüm maddelerin içeriği birinci maddenin yaklaşımıyla aynı.

Okursanız da:

"Atma Mehmet din kardeşiyiz" demekten kendinizi alamayacağınızdan da eminim.

***

DİAPOLİS’DE MERSİN BALIĞI AVCILIĞI ve HAVYAR ÜRETİMİ

Hüseyin Kayhan Çanakkale 18 Mart Üniversitesinden Orta Çağ uzmanı bir akademisyen.

Hüseyin Kayhan Cenevizlilerin ticaretini yaptıkları ürünler arasında mersin balığı ve havyar olduğunu belirtiyor.

Selçuklular Devrinde Karadeniz Çevresindeki Şehirlerde Ticaretin Gelişimi hakkında bu mevzuyla alakalı olarak şu bilgileri aktarıyor:

Cenevizliler Mersin balığı ve havyar ticareti yapmaktaydılar. Bunlar Kefe'deki pazarlara ve oradan Batı'ya ihraç edilmekteydi. Bu balığın 1289-90 döneminde Karadeniz bölgesinde Cenevizliler tarafından gerçekleştirdikleri ihracatın % 32'si İstanbul’a, % 31'i Trabzon’a, % 23'ü Samsun’a, % 9'u İzmir’e, % 2'si Kırım’a ve % 3'ü de Karadeniz’in diğer taraflarına satılmaktaydı.

1289-90 yıllarında da o zamanki adıyla Diapolis olan Akçakoca’da Cenevizlilerin hakimiyetindeydi.

Dolayısıyla Diapolis'in bu ticaretin dışında kalmış olma ihtimali yoktur.

Diapolis de mersin balığı avcılığının ne ölçüde yapıldığı ve havyar çıkarılması işleminin yapılıp yapılmadığına dair bir veri ise yok.

En azından mahalli ihtiyaçları giderebilmek için mersin balığı avcılığı ve havyar üretimi yapıldığını öne sürebiliriz.

Ancak Diapolis’in mersin balığı ve havyar üretiminin nakliyesinde kısmi de olsa görev ifa ettiği su götürmez bir gerçek olarak önümüze çıkmaktadır.