• 23.03.2021 00:00
  • (71)

 Başörtüsü ya da türban kullanımı genç kızlığa ya da kadınlığa adım atmanın, ailenin ataerkil kabuğunu kırmanın, erkek baskısına karşı bir özgürlük alanı bulmanın, evden çıkıp sosyalleşmenin ve kendini ifade edebilmenin bir aracı alarak kullanıldı.

Akçakoca sahilinde yürüyüş yaparken yaşları en fazla 30’un biraz üzerinde olan kimi zaman arkadaşlarıyla kimi zaman eşleriyle birlikte başörtüsünün kendilerine verdiği özgürlük alanını kullanan, kendini ifade etmeyi başarabilen, kendi kültürlerini üretmeyi başarabildiğini düşündüğüm azımsanmayacak sayıda kadınlar görüyorum.

Bu kadınlar ama bilerek ama bilmeyerek İstanbul Sözleşmesinin kendilerine tanıdığı hakları kullanmanın rahatlığı içerisindeydiler.

Kadınlarımızda bu rahatlığın yaratmış olduğu özgüveni benim açımdan hissetmemek mümkün değildir.

Ve birdenbire bu rahatlığın verdiği özgüvenin sarsıldığı bir süreç oluşturuldu.

Bu sürecin sonunda da Cumhurbaşkanının imzasıyla İstanbul Sözleşmesinden çıktığımız söylendi.

Sebep olarak da aile yapımızın korunması gösterildi.

Kadınlarımıza sorulmaya gerek bile duyulmadı.

Eğer bu kararı alanlar benim yürüyüş yaparken fark ettiğim kadınları gerçekten anlayabilmiş ya da anlamak isteseler böyle bir karara imza atılmazdı.

Akçakoca sahilinde yürürken başörtülü kadınların ailelerini zaten koruma altına aldıklarını eşleriyle çoğunlukla eşit bir ilişki hatta çoğu zaman daha baskın bir ilişki içerisinde olduklarını gözlemleyebilirlerdi.

Ancak erkek egemen bakışın bu gözlemi yapmaya yetmeyeceği de muhakkaktır.

İstanbul Sözleşmesinden çıkarak bu kadınların başörtüsü/türban sayesinde büyük emeklerle tesis ettikleri eskiye göre çok daha özgürlükçü olan aile yapısının eskiye doğru bükülmesi gerektiği söyleniyor.

Benim şahsi kanaatim bu kadınların sessiz bir protesto ile buna karşı bir direnç gösterecekleri yönünde. Mücadele ederek, emek harcayarak oluşturdukları bu alanı bir imza neticesinde terk etmeyeceklerdir.

Oğuzhan Asiltürk ve benzerlerinin gönüllerini hoş tutmak için yapılan bu tercihin sandıkta iktidara çok büyük bir maliyeti olacaktır.

28 Şubat sürecindeki başörtüsü ve türban takanları dışlayan zihniyeti tamamen terk etmek, başörtüsü ve türban takanları ülkemizin değerli bireyleri olarak kabul etmek değişimin başlangıcı olacaktır.