• 23.02.2021 00:00
  • (115)

 Lobicilik, hükümet tarafından verilen kararları etkileme çabasıdır.

Uluslararası düzeyde yapıldığı gibi mahalli düzeyde de yapılır.

Akçakoca’nın en başarılı demeyelim ama istikrarlı lobicisi de ATSO Başkanı Mehmet Nazım Pazvant’tır.

Akçakoca’da ki boru fabrikalarının istekleri doğrultusunda canla başla bu görevi yürütür.

Bu canla başla çalışmasını takdir etmemek elde değildir açık söylemek gerekirse.

Boru fabrikalarının lobiciliğini o kadar canla başla yapar ki, boru fabrikalarının isteği doğrultusunda kurulacak olan OSB’de boru fabrikalarının nerdeyse adı bile geçmez.

Ön cephede hep ATSO Başkanı Mehmet Nazım Pazvant vardır.

Lobiciliğin mahallinde en büyük başarısı mahalli gazetelere aykırı sorular sorulmamasını sağlamaktır ve bunda da çok başarılıdır.

Hiçbir mahalli gazetecinin adına OSB’de yer alacak firmaların isimlerini ve benzeri soruları sormak gelmez. Sorup da cevap almamış olsalar bile bunu haber yapmaya kıyamazlar çok severler Mehmet Nazım Pazvant’ı.

OSB kurulurken 35 firmadan bahsediliyordu ve bu firmaların isimlerini rekabet şartları gereği yayınlayamayacağını açıklamıştı nedense ATSO, ancak bu bilgi doğru değildi, gerçeklikle alakası bile yoktu.

Üşenmeyip araştırıldığında birçok OSB kuruluşunda iyi niyet mektubu vermiş firmaların adlarının açıklandığı rahatlıkla tespit ediliyordu.

Şimdi de 23 firmadan bahsediyor ama bunların isimleri gene bir sır, kamuoyu ile paylaşılmıyor.

Rekabet şartlarının ileri sürülerek firmaların isimlerinin açıklanmaması şeffaflık olmadığının delaleti değil midir?

Şeffaflık olmayan yerde bir bit yeniği muhakkak vardır,

OSB için harekete geçildiğinde 4000 hektarlık bir alana kurulacak ve Akçakoca’nın işsizlik sorunun çözecekti güya.

Şimdi OSB 770 hektarlık bir alana kurulacak ve 770 hektarlık alana düşmesi talebi bizzat OSB mütevelli talebinin isteği ile gerçekleşmiştir.

Dikkat ederseniz artık OSB’nin Akçakoca’da işsizliği bitireceğine dair bir vurgu da yok.

Bu kadar küçük bir alana kurulacak OSB’nin bunu başarmasının mümkün olamayacağının da herkes farkında, başta Mehmet Nazım Pazvant olmak üzere.

Kamuoyuna bu kadar az bilgi verilerek şeffaflık ilkesini hiçe sayan bir girişime, geçmişte yapılanlardan ders çıkararak baktığımızda birçok hukuki zorlamaların olabileceği ihtimalini de göz ardı etmemek gerekir.

Mehmet Nazım Pazvant’ın başarılı lobiciliği kadar hukuk takipçiliğinde başarılı olmak bir zarurettir bu zaruretin gereklerine göre davranmak gerekir.