• 14.02.2021 00:00
  • (179)

 Esved Sarıoğlu’nun bugün yaptığı basın açıklamasının içeriği ile çok çok fazla hamaset içerdiği için alakadar değilim, yazının içeriğinde kullandığı “mankurtluk” göndermesi hariç, açık söylemek gerekirse bu gönderme çok hoşuma gitti.

Çok emin değilim ama bu mankurt/mankurtluk ihtiva eden bir yazı daha yazılmıştı mahalli basınımızda galiba ama tam hatırlayamadım. Hafızam beni yanıltıyor da olabilir.

Mankurt deyince Cengiz Aymatov gelir aklıma ve dolayısı ile onun “Gün Uzar Yüzyıl Olur” romanı.

Mankurtluğun nasıl bir şey olduğunu ilk o romanda okumuştum.

Vikipedi ise  “mankurtluğu “Mankurt haline getirilmek istenen kişinin başı kazınır, başına ıslak deve derisi sarılır ve böylece elleri kolları bağlı olarak Güneş altında bırakılır. Deve derisi kurudukça gerilir. Gerilen deri başı mengene gibi sıkar ve inanılmaz acılar vererek aklını yitirmesine neden olur. Böyle bir kişi bilinçsiz ve her istenen şeyi sorgusuzca yapan bir köleye dönüşür.” Şeklinde anlatmış.

Severim Cengiz Aytmatov’un özellikle de “Cemile” ve “Toprak Ana”, “İlk Öğretmen” romanlarını.

Bu uzun hikâye olarak da tanımlanacak romanlarında farklı bir milliyetçilik de vardır. Sovyet milliyetçiliği ya da Nazizim karşıtlığı üzerinden tanımlanabilecek bir milliyetçilik.

Bu sebeple Cengiz Aytmatov hem Türk milliyetçileri tarafından hem de Stalinst sol gruplarca beğenilmiş bir yazardı.

Anadili Kırgızca olmasına rağmen Rusça yazan bir romancıydı.

Esved Sarıoğlu’nun bu göndermesinin Cengiz Aymatov kaynaklı olduğunu var sayıyor ve kısır siyasi çekişmelere bir edebi kalite katma çabası içerisinde olduğu içinde teşekkür ediyorum.

Bu çabanın/edebi göndermelerin artması da bir kalite getirecektir Akçakoca siyasetine.

Umalım ki Okan Yanmaz’da açıklamalarına/cevaplarına edebi göndermeler yaparak kalite katsın, siyasetin çıtasının yükselmesinde katkı sağlasın.

**

Cengiz Aymatov'un adının  geçtiği enteresan bir hatıramda var.

80 öncesi, Beyazıt Çınaraltı ya da Koska kıraathanesi olabilir, sohbet ederken bir arkadaşımız elinde kitapların olduğu bir paketle çıkageldi.

“Elime para geçti Aymatov’un bütün “Gülsarı” romanlarının hepsini satın aldım” dedi.

Şaşırdık, çünkü bizim bildiğimiz  “Gülsarı” adlı bir romanı vardı Aymatov’un. Benim okuduğum “Kopar Zincirlerini Gülsarı” adıyla çevrilmiş ve yayınlanmıştı.

Biraz dalga geçince kitap paketini açtı.

Farklı yayınevleri tarafından farklı adlarla çevirmiş, arkadaşımız da “Gülsarı” romanını bir nehir romanlar serisi zannettiği için farklı yayınevlerinden çıkan  “Gülsarı” romanını satın almış.

Çeviri eleştirmeni olsa belki işe yarardı bir romanın 5 çevirisini satın almak, ancak gitti avukat oldu.