• 13.02.2021 00:00
  • (265)

 “Yedi düvel siz bizi karalamaya çalışırken,”

Böyle başlıyor Esved Sarıoğlu’nun açıklaması.

"Düvel" kelimesi kıta ya da devlet manasına gelebiliyor.

Yani Esved Sarıoğlu ile yedi kıta ya da devlet uğraşıyormuş.

Ne kadar abartılı ne kadar övünme  ifade eden bir duruş.

“Yok, ben AKP’ye tüm dünyaya saldıranlar kast ettim dese” bir anda kendini AKP’nin mahallinde değil de ülke umumundaki sözcüsü yerine koymuş olmuyor mu?

Hayaller ve hedefler çok büyük demek ki.

Hayaller ve hedefin bu kadar büyük olduğunun ıskalanmasının ne kadar büyük bir zafiyet olduğunun vurgusu da çok belli.

Mütevazılık artık arkada bırakılmış belli ki.

Mamafih bir parça mütevaziliğin hala kaldığını söylemek de mümkün, çoğul bir ifade kullanılmış ancak bu çoğul olma haline kimlerin girdiği pek belli değil.

Mesela ATSO başkanı Mehmet Nazım Pazvant dâhil mi, ya da Kent Konseyi Başkanıyken OSB kurulması  için paneller düzenleyerek koçbaşı vazifesini yüklenen Fikret Albayrak.

Bu çoğula kimlerin girdiği açıklanmalı yoksa herkes kendisini dâhil edecek.(!)

**

“biz Akçakoca OSB’nin önündeki en büyük engelin kalkması için  uğraştık ve çok şükür başardık.”

“biz”in kim olduğu yine açıklanmaya muhtaç, ancak bu “biz”in içerisinde en öne çıkan kişinin Esved Sarıoğlu olduğunun ilanı da açık ve net.

“OSB’de en önünde olma hakkı bende kimse bunu unutmasın derken”, AKP dışından OSB kurulması için gayret gösterenler de başarıya ortak edilmek istenmiyor belli ki.

OSB’nin önündeki en büyük engel nedir?

Bir engel var ama bu engelin tarifi ve açıklaması yok.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin mahkemeleri ve hukuk sistemi kast ediliyor olabilir mi?

Bir mevzunun mahkeme sürecinin engel olarak tanınması, “hukukun üstünlüğünü” lüzumsuz gören bir anlayışın yansımasından başka bir şey olamaz.

Netice de hukuk herkese lazım, bugün ihtiyaç duymadığı hukuk yarın bir gün kendisine lazım olabilir hâlbuki.

Lazım olduğunda hukuku engel değil kurtarıcı göreceği de muhakkaktır.

Diğer bir engel de bürokrasi olabilir üstü kapalı imadan yapılabilecek çıkarsamaya göre.

Böyle bir şeyden aleni olarak şikâyet edebilme ihtimali olmadığı için belirsiz bir “engel” olarak bahsedilmesi daha makul olabilir.

Açıklamadan bu engelin bürokrasi olduğunu tahmin etmek gerekiyor, Mehmet Nazım Pazvant’ın Tarım Bakanlığından beklenen Toprak Koruma Kurulu tarafından OSB’nin onaylandığına dair açıklamasını esas alacak olursak.

**

“şimdi sırada güzel şehrimiz Akçakoca mıza " Fen Lisesi " getirmek için uğraşıyor dertleniyoruz. Kısa süre içinde bu müjdeyi de ilçe halkımıza vereceğiz inşallah”

“Akçakoca’da Fen Lisesi açılacak bunun için uğraşıyoruz” kısmını anladım da “dertleniyoruz” kısmını tam anlamadım. Akçakoca’da Fen Lisesi olmamasını dert ettik manasında belli ki bu vurgu.

Dert edilmeli tabii ki. Benzeri nüfus da bir çok ilçe Fen Lisesi acıkmışken Akçakoca’da açılmamış olmasının hicabı elbette ki dert edilebilecek bir şeydir.

Müjdenin hemen verilmiyor olması Fen Lisesinin açılmasının kesinlik kazanmadığının da açıklaması. Burada belirtilmese de bazı engeller çıktığı/çıkabildiği neticesine de varabilmek mümkün. Sosyal Bilimler Lisesi ile alakalı süreci hatırlarsak da bu ihtimalin bir hayli yüksek olduğunu varsayabiliriz.

Düzce AKP çevreleri ile bir çekişmeyi bir siyasetçi olarak ifade edemeyeceği için müjdenin hemen verilememesi noktasındaki engelleri açıklamamasını da doğal saymak gerekir.

**

“merak ediyorum son bir haftadır bizi asılsız haberler yaptırarak yıpratmaya çalışmak çabalarınız dışında, Akçakoca için ne yaptınız ? Sorduklarında Basiretsiz diye bizi itham edenlere bilgi vermek istedim...Bu hizmetlerin yapılması için Bizimle birlikte Akçakoca için dertlenen zaman harcayan desteğini esirgemeyen İl başkanıma ve milletvekillerimize sonsuz teşekkürler sunuyorum .Karar Akçakoca Halkının saygı ve sevgilerimle hayırlı Günler”

Açıklamanın son kısmında ise bilinen öfke belagati, parti büyüklerine teşekkür ve Akçakoca halkına saygı kısmı var, yani bir satır arası filan yok. Mecburi açıklamalar babından deyip geçelim.