• 13.05.2020 00:00
  • (1090)

 Kızlarağası Çarşısı nasıl oluşmuştur, ne zamandan beri çarşı olarak vardır?

Gelin bu sorunun ve bu çarşının bu adı nereden aldığının peşine düşelim?

Belki doğruyu buluruz ya da doğrunun bulunması yönünde bir adım atmış oluruz.

Şükrü Dönmez bugünkü İskele Balık Lokantasının bulunduğu yerin yan tarafında eski bir bina kalıntısının olduğunu bu binanın da muhtemelen hamam olduğunu söylerdi.

Bu bina kalıntısının Bizans döneminden kalmış olabileceğini de söylerdi.

Aslında bu kalıntının Bizans döneminden kalmış olması Akçakoca’nın tarihi ile alakalı bilgilerin yeniden yorumlanmasını gerektiriyor.

Resmi görüş Akçakoca’nın Osmanlı dönemindeki varlığını Keramettin Divanın kuruluşuna bağlıyor ancak bu görüş bölgenin Osmanlı hakimiyetine geçtikten sonra yerleşim ve ticaret merkezinin neresi olduğunu dair bir açıklama getiremiyor.

Keramettin Divanının oluşturulması 1640 yılından sonra, bu tarihe kadar Osmanlı hâkimiyetinde geçen 300 yıl boyunca Ceneviz Kalesi etrafında inşa edildiği tespit edilmiş bir Osmanlı dönemi eseri yoktur, demek ki Osmanlılar ile birlikte Ceneviz Kalesinin dışında bir ticaret merkezi oluşmuş olmalıdır.

Sonradan Kızlarağası Çarşısı adını alacak olan ticari merkez Ceneviz Kalesinin 3km kadar Doğusunda oluşuşmuştur.

Orhan Deresinin kıyısında olması kereste ve odun ihracı için elverişli bir sebep olmalıdır.

Orhangazi adına kurulduğunu bildiğimiz Orhan Vakfının bu bölgenin kurulması ve imarı ile alakalı olduğunu düşünmekte son derece makuldür.

Belki de Şükrü Dönmez bahsettiği kalıntılar Orhan Vakfınca kurulmuş bir hamam ya da başka bir yapıydı, belki bir idari bina belki de, küçük bir kervansaray.

Çarşı bu binanın ya da hiçbir kalıntısı kalmayan binaların etrafında oluşmuş olmalıdır.

Bu bina başka bir amaçla inşa edildiği gibi zaman içerisinde başka bir maksatla da kullanılmış olabilir.

Kızlarağası Çarşısı adının nereden geldiği ile alakalı resmi görüş, bugüne kadar İstanbul’daki Osmanlı sarayında bir görev birimi ile alakalandırılmıştır.

Ancak Topkapı sarayından Akçakoca ‘ya gelip yerleştiği düşünülen bu kişi ile ilgili ne bir kayıt ne de mezar taşı benzeri bir kitabe bulunmamıştır.

Ya gerçekten böyle bir görevli Akçaşehir’de hiç bulunmamışsa çarşının adı direkt olarak “kızlar “ ile alakalıysa?

Osmanlı İmparatorluğunda köle ticareti dinende yasaklanmadığı için resmi bir meslekti ve köle/esir ticaretinden alınan vergiler devletin mühim gelirleri arasındaydı.

Karadeniz’de Osmanlı’nın tam hâkimiyeti olduğu dönemlerde Karadeniz’de yapılan köle ticaretinden alınan Karadeniz’de yapılan tüm ticaretten alınan vergilerin%30’a tekabül ettiği dönemlerde olmuştur.

Osmanlı’nın Karadeniz’i kendi iç denizi yaptığı bu dönemde yapılan köle ticaretinin yılda 10.000 kişiden az olmadığı resmi kayıtların ortaya koyduğu başka bir gerçektir..

Bu ticaretin en mühim merkezi de Kırım’daki Kefe şehri/kalesiydi.

Köle ticareti tüm Karadeniz’de yapılıyorsa ve devlette bundan vergi alıyorsa köle ticaretinin en azından sevkiyatının belirli merkezlerde yapılmasını sağlamaya çalışmıştır ki yapılan bu ticaretten vergi alabilsin.

Bir dönem o zamanki adıyla Akçaşehir köle ticaretinin küçük bir pazarı ya da kölelerin sevk edilme merkezi haline gelmiş olabilir.

Bolu havalisine ya da içerilere doğru sevk edilecek kölelerin İstanbul’dan sevk edilmesi hem zahmetli, hem zaman kaybettirici hem de kazanç kaybettireceği için Akçaşehir bu görevi yerine getirmiş olabilir.

Kızlarağası Çarşısı isminin bu köle ticareti ile bağlantısı olabilir.

Herhangi bir “Kızlarağası”nın değil birbirinin ardı sıra gelen belki de birden çok kişinin yaptığı bir görevden dolayı olabilir çarşının bu adla anılması.

Köle ticaretini yapan birden fazla lonca mensubunun  “kızlarağası” unvanını taşımış olması da muhtemeldir.

Belki de “kızlarağası” Akçaşehir’den Anadolu’ya sevk edilen köle kızların vergisini tahsil den görevlinin adıydı. Büyüyüp gelişen ve çarşı olan bu yer bu görevlinin adıyla adlandırılmış olabilir.

İstanbul’daki köle pazarı 1847 de kaldırılır köle ticareti devam eder, 1854 yılında el altından devam eden ticaretin engellenmesi için daha sert tedbirler devam eder ve bilahare kölelik Osmanlı’da sona erer.

Şükrü Dönmez’in bahsettiği eski bina kalıntısı çevresinde ahşap ya da kagirden yapılmış olduğu için yok olmuş olabilecek binalar köle ticaretine ya da sevkine ev sahipliği yapmış olabilir mi?

**

Bu tahminlerim olabilir mi, olabilir ama olmayabilir de.

Bu tahminler tarihi gerçeklerdir diye bir iddiam yok.

Ancak Akçakoca tarihi anlatılırken ki belirsizlikler/kopukluklar böyle tahminlerin gerçek olup olmadığının peşine düşerek doldurulabilir.

**

Akçakoca’da deniz kıyısında ki yerleşimin Ceneviz Kalesinin etrafından nasıl 3km Doğuya geldiğinin sorgulanmadığı da bir gerçek, tarihimizin 300 yıllık kısmı ile alakalı hiç bir şey yok desek yeridir.

Diğer bir gerçekte Osmanlı zamanındaki Akçaşehir’nın kuruluşunu Keramettin Divanın kuruluşuna bağlayan görüşü de gözden geçirmemiz gerektiğidir.

Kızlarağası Çarşısının oluşumu Keramettin Divanın kuruluşundan çok önce gerçekleşmiş olmalıdır, adını ise daha sonraları kazanmış olmalıdır.

**

Tarih Vakfı Başkanı Mehmet Ö.Alkan bu yazıyı yayınlanmadan gözden geçirmek lütfunda bulundu. Bir sonraki tarih yazımızın mevzusu da bu yazı ile alakalı değerlendirmesi ile olacaktır.