• 18.12.2019 00:00
  • (478)

Çek asıllı bir Avusturyalı olan Dr. Ernest Nowack 1926-27 yılarında Kuzey Anadolu’da jeolojik araştırmalar yapar.

Jeolojik araştırma yaptığı yerler arasında o zamanlar ismi Akçaşehir olan Akçakoca’da vardır.
Dr. Ernest Nowack Akçakoca’nın jeolojik yapısını şöyle tanımlar:
Akçaşehir kesimi, alçak bir terasla yükselmiş kretase marnlı* dar kırıkların oluşturduğu yüksek bir kıyı ovasıdır.
Akçakoca’nın o zaman ki ekonomik ve ulaşım yapısı için de bir değerlendirme de bulunur ve şöyle der Dr.Nowack:
“Üskübü, Düzce ve Bolu’nun yerel limanı olan Akçaşehir kereste, iç havzaların yerel tarla ürünleri ve fındık ihraç eder. Genellikle mandaların çektiği kağnıların kullandığı çok kötü bir yol Düzce’ye doğru ormanların arasından tırmanarak ilerler.”
Fındık tarımının yeni sayılacağı bir dönemdir Akçakoca’yı ziyaret ettiği dönem; Akçaşehir’in asıl mühim ihraç ürünü kereste ve odundur yüzyıllar boyunca.
**
1640 yılında Akçakoca’yı ziyaret etmiş olan Evliya Çelebi 70 mahzenli kereste depoları ve iskelesi bulunan bir kasabadan bahsederek Akçaşehir’de kerestenin ticari olarak ne kadar mühim olduğunun altını çizer.
1847 yılında Fransız Seyyahı Xavier Hommair de Heli ile arkadaşı Ressam Jules, Laurens’in yolları Akçaşehir’e de düşer.
Xaivier Hommair 1847 yılının Akçaşehir’ini şöyle tanımlar:
"Falezli bir burun ardından Akçaşehir* göründü. Gemilerin yanaştığı iskele civarında 30 kadar dükkân ve kahve vardır. İskeleye hâkim bir tepede takriben 300 kadar evi olan Kerameddin yer alır. Çarşının sağındaki dereden sonra İmparatorluk Bahriyesine ait depoların bulunduğu ahşap TSCHOUFALE(Çuhallı) İskelesi ve kumluk gelir. Bu mahallede böyle iskelelerde olduğu gibi fazla sayıda dükkân ve görünüş arz eder.
Bahsettiği dere bizim Orhan deresi ya da Çivi Deresi olarak adlandırdığımız dere olmalıdır.
Çuhallı’da ki Osmanlı Bahriyesi ait kereste deposu olduğunu düşünebiliriz ancak cephane ya da başka ikmal malzemelerinin olup olmadığını araştırmak da gerekir.
Çuhallı’nın bir çarşı olarak gelişimin bu Osmanlı Donanmasına ait kereste depoları ile muhakkak ki bir bağlantısı vardır.
Çuhallı Çarşısı tarihi de ayrı bir araştırmayı hak etmektedir ancak var olan atalete bakılacak olursa umutlu olmak için yeterli bir sebep de yoktur.
**
1982 İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisine “Türkiye’de Su Yolu İle Odun Hammaddesi ve Kereste Endüstrisi Nakliyatı” adlı bir makalede Dr. Refik Alaçam Akçaşehir’in de aralarında olduğu iskelelerin önemini şöyle anlatmaktadır.
“Sinop ve Istefan gibi doğal liman dışında kalanlar, hepsi birer ırmak ağzında bulunmaktadırlar. Böylece, geçmişte iskelelerden ihraç edilen kerestelerin tümüne yakın bölümü su ile nakledilerek su ağızlarındaki iskelelere getirilmekte olduğu anlaşılmaktadır. Bu sonuç aynı zamanda memleketimizde akarsulardan geçmişte ne büyük ölçüde faydalandığımızı göstermektedir.”
Dr. Refik Alaçam’ın bu makalesinde orman eski şube müdürlerinden Halil Kutluk’un 1940 yılında yapmış olduğu araştırmadan faydalanarak Akçaşehir’i de İstanbul’a kereste ihraç eden iskeleler arasında olduğunu belirtmektedir.
**
Akçakoca hakkında başarılı bir tarih araştırmaları yapmış olan Zeynel Özlü’nün Deniz Komutanlığına ait arşivde yaptığı araştırmalarda Akçaşehir’in İstanbul sarayına odun temin etmekle görevlendirildiğini tespit etmiştir.
Zeynel Özlü araştırmasında 1894 yılında Sarayın odun ihtiyacının 120.000 çeki olduğunu ve bunun 50.000 çekisinin Akçakoca’nın da dâhil olduğu Düzce ormanlarından temin edildiğini belirtmektedir.
Osmanlı Sarayının Düzce ormanlarından temin edilmesini planladığı 50.000 çekilik odunun Akçaşehir İskelesinden ihraç edildiği açıktır.
Kayıtlarda kimi zaman Milanağzı olarak geçen Melenağzı’nın da bu odun ihracında katkısı olduğu muhakkaktır.
Zeynel Özlü’nün araştırmasında İzmit’ten Ereğli’ye kadar uzatılması planlanan demiryolu hattının kereste ve odun ihtiyacının bir kısmının Düzce ormanlarından teminin planlandığını da yazmaktadır.
İzmit’ten Ereğli’ye yapılması planlanan bu demiryolu hattı aradan geçen 125 yıla rağmen hala yapılmamıştır.
**
Yılmaz Kurt’un Bolu Sancağının 1840 tarihli nüfus defterlerine dayanarak yaptığı bir araştırmaya göre de baltacılıkla geçinen 20 kişi görülmektedir. “Baltacı” geçimini ormandan sağlayan kişi demekti.
Aynı araştırmaya göre 15 kişi keresteci olarak kayıtlı görülmektedir.***
**
Akçakoca’nın tarihi anlatılırken kereste ve odunun üretiminin ne kadar mühim olduğunun dikkate alınması için bir başlangıç olmasını umuyorum akademik araştırmalardan alıntılarla derlenmiş bu yazının.
*Kretase Jeolojik Zamanı, Mezozoik Zaman'ın üç alt bölümünden sonuncusudur. Günümüzden 142 milyon yıl önce başlayıp 65 milyon yıl önce sona erdiği kabul edilir.
Marn ise çok ince taneli kil minerallerinden ve kalsitin değişik oranlardaki karışımından oluşan tortul kayaç demektir.
**Kaynak aldığım metine göre Akçaşehir AKTCHECHER, Kerameddin Keremden, Çuhallı’da Tchoufale olarak adlandırılmıştır Fransız seyyah tarafından.
***Yılmaz Kurt-Akçakoca’nın Kurduğu Şehir Akçakoca.