• 2.02.2019 00:00
  • (459)

 FARUK ÖZLÜ AKÇAKOCA’DA SEÇİMİN EN BÜYÜK KAYBEDENİDİR

Akçakoca belediye başkanlığı seçimi neticelerinin ülkemizde pek bir misali olduğunu sanmıyorum.

Bu seçim Okan Yanmaz ve MHP’nin bir başarı hikâyesi hatta efsanesi ama aynı zamanda AKP’nin bir başarısızlık hikâyesi.

Her genel seçimde birinci parti olarak çıkan AKP’nin seçimi kaybetmesi için zamana yayılmış bir şekilde birçok şeyi yanlış yapması gerekirdi ve yapması gereken tüm yanlışları yaparak seçimi kaybettiler.

Ne Akçakoca’da var olan sosyolojiyi dikkate alındı ne de bu sosyolojinin yansıması olan rakamlar ve istatistiki değerler.

AKP’nin seçimi kazanmasının ucu AKP’nin genel merkezinden başlıyor belli ki.

Teşkilatlardan ve seçimlerden sorumlu yöneticilerinden.

Dergâh Akça atanarak ilçe başkanı seçildikten sonra AKP ilçe teşkilatının güç kaybettiği, partinin içinin boşaldığı herkesin gördüğü ve tespit ettiği bir gerçekti.

Bunu anlatmak için Akçakoca’dan birçok kişinin AKP genel merkezine gittiği ve vaziyeti anlattığı herkes tarafından bilinen bir gerçekti.

Ancak yine her şeye rağmen Dergâh Akça atanarak ilçe başkanı seçtirildi.

Bu tercihte o zamanlar bakan olan Faruk Özlü’nün de büyük etkisi vardı.

AKP’nin o zaman ki genel başkan yardımcılarının kim olduğunu bilmiyorum, araştırmadım da ama o karar vericilerin üzerinde ki etkisiyle Akçakoca kamuoyu açısından Faruk Özlü birinci mesuldür.

Aynı hatalar zinciri genel seçimler de de devam etti.

Faruk Özlü milletvekili adayı olmadı ama milletvekillilerinin belirlenmesindeki yanlışlardan da mesuldür.

Belki milletvekillerinin belirlenmesinde etkisi ya da müdahalesi olmamış olabilir ama olmalıydı; olmalıydı ki bir milletvekili MHP’ye kaptırılmasın.

Genel merkez yöneticileri yanlış bilgi aktarımından ya da başka sebeplerle bu yanlışı görmemiş olabilirlerdi ama Faruk Özlü bunu görmüş olmalı ve müdahale edebilmeliydi.

Düzce milletvekilleri Fahri Çakır ve Ayşe Keşir’in Akçakoca’da bir karşılığı yok, belediye başkanlığı seçiminde AKP’ye bir oy kazandırabildikleri bile şüphelidir.

Aynı Faruk Özlü Düzce belediye başkan adayı olarak belirlendiğinde Düzce ilinin siyasi patronluğunu da getirilmiştir.

Akçakoca teşkilatındaki kan kaybını tespit edemedi. Teşkilatlara hiç müdahale etmeden seçime gitme kararının arkasında durdu.

Bu kararda hala kendisinin bir bürokrat gibi davranmasının bakanlık yapmış olmasına rağmen henüz muhafazakâr bir partinin gerektirdiği siyasi hamleleri yapma becerisinin gelişmemiş olmasının büyük etkisi olduğu çok aşikârdır.

Muhafazakâr olmayı tanıdığı/tanıştığı isimleri muhafaza ederek siyaset yapmayı devam etmek sayması Akçakoca’daki hüsranın temel sebebidir.

Genel merkez yöneticilerinden bile daha fazla sorumluluğu vardır AKP’liler açısından bakıldığında Faruk Özlü’nün.

Aynı hatayı Akçakoca belediye başkan adayının belirlenmesinde yaptığı da çok bellidir.

Cüneyt Yemenici’nin aday olarak belirlenmesinde ağırlığını koymuş mudur ya da başka birinin aday olmasını istemiş midir bilmesek de AKP’nin anket yaparak böyle bir arayış içerisinde olduğunu biliyoruz.

Ancak buna rağmen aday Cüneyt Yemenici olmuştur.

Cüneyt Yemenici’nin kendisine yapmış olduğu algı siyasetinin ve Dergâh Akça’dan gelen eksik ve yanlış bilgi aktarımlarının bu tercihte muhakkak etkisi vardır ancak Düzce’nin siyasi patronu olarak atanan kişi gerçeği sadece bir iki kişinin kanaatleri üzerinden görmeye çalışmamalıydı.

AKP ilçe teşkilatından kişilerle bile fikir alışverişinde bulunsa Cüneyt Yemenici ile seçim kazanamayacağı gerçeğine rahatlıkla ulaşabilirdi.

Netice Akçakoca’da AKP büyük hüsran yaşadı, MHP fark attı.

MHP milletvekili Ümit Yılmaz büyük ve özveri ile çalışırken Ayşe Keşir ve Fahri Çakır lütfen geldiler Akçakoca’ya.

Bu ve benzeri hüsran sebeplerinin hepsi Faruk Özlü’ye yazılması tabiidir.

Çünkü Faruk Özlü Düzce’nin siyasi patronu olarak atanmıştır.

Siyasi patronu olduğu Akçakoca’da ki hüsranın da birinci derece mesulüdür.

Siyasi patron olarak davranmanın gereklerini yerine getirmediği yeni siyasi kadrolar oluşturamadığı takdirde bu hüsranlar yaşanmaya devam edecektir.

Benim derdim ise Akçakoca’nın bundan zarar görecek olmasıdır, Akçakoca’nın birkaç kişinin menfaatleri doğrultusunda geleceğinin ipotek altına alınmaya devam edecek olmasıdır.

Bu bir parça durdurulabilir, Faruk Özlü’nün birkaç kişiyi değil Akçakoca halkının tüm kesimlerini dinlemesi şartıyla.

Bugüne kadar ki yaklaşımlarına bakacak olursak; umutlu olmak için  bir sebep de yoktur.

Makûs talihimiz ile yaşamaya devam edeceğiz belli ki...