• 8.02.2019 00:00
  • (366)

 FİKRET ALBAYRAK İLE GEÇMİŞİM VE GÜNÜMÜZ

2004 seçimlerinde Abidin Eskici CHP’den belediye meclisi üyesi adayı olduğunda CHP’ye oy verdim, ancak CHP’nin daha sonra daimi belediye başkanı olacak olan Fikret Albayrak’a oy vermedim kampanyası beni ikna edememişti, yakından iki laf etmişliğimiz de yoktu. Netice de 2004 seçimlerinde kimse için oy kullanmadım.

Aradan geçen 5 yıl boyunca; 2009 seçimlerine kadar siyaseten Fikret Albayrak’ın hiç haberdar olmadım desem yeridir.

Sadece 2008 yılında ilk Palamut Briç Turnuvası için Abidin Eskici ve birkaç arkadaş bürosuna gittik orada da bir sohbetimiz olmadı. Katkı verdi ama 250 TL, iyi paraydı, işimize de çok yaradı.

2009 yılında yapılacak üçüncü briç turnuvasında ise makam masasının etrafında poz vermek için giden birkaç kişiden biriydim mahalli gazetelere haber olmak için. Orada da bir sohbetimiz olmadı.

Kısacası belediye başkanlığına seçildiğinde bile Fikret Albayrak ile bırakın arkadaşlığı 5 dakikalık bir sohbetimiz bile olmamıştır. İşin enteresan tarafı sonrasında da hiç olmamıştır.

Fikret Albayrak ile bir araya gelmemiz kurmuş olduğu Kent Konseyinin toplantılarında olmuştur ancak, hani kurduktan sonra kendi arka bahçesi yapmaya çalıştığı kent konseyi.

Akçakoca Kent Konseyi Genel Sekreteri Enver Yapıcı’nın daveti üzerine kent konseyleri gruplarında görev aldım. En çok da Balıkçı Barınağı grubunda.

Konseyin genel kurulunda balıkçı barınağı platformu ile hukuki çözüm teklif eden bir raporu hazırladım ve genel kurulda sundum. Çözüm teklif eden tek rapordu bu rapor genel kurulda.

Bu rapora ne olumlu ne olumsuz hiçbir tepki gelmedi, yokmuş gibi davranıldı Fikret Albayrak tarafından.

Ama bunun yerine Su Ürünleri Kooperatifi Başkanlığı seçimine müdahale etti, kulislere girdi, toplantılar yaptı.

Bu tavrının sebebi ise balıkçı barınağına belediye adına el koyabilmekti ancak bunu açıkça söyleyebilmek cesaretini ise hiç gösteremedi.

Bu çabaları boşa çıktı ve adeta su ürünleri kooperatifi üyelerini cezalandırma yoluna gitti, çok sinirlenmişti belli ki istediğinin olmamasına. Balıkçı barınağı ile alakalı bir şeyler yapmamak için elinden geldiği kadar direndi. Kamuoyunu etkilemek için arada sırada bir şeyler yapıyormuş gibi göründü.

Su ürünleri kooperatifi ise Fikret Albayrak’a her kolaylığı gösterdi. Düzenlediği festivaller hep su Ürünlerinin yetkili olduğu alanda yapıldı. İstenilse izin verilmezdi. Herkes Fikret Albayrak kadar kindar değildi ki.

 

Daha sonra balıkçıların en çok ihtiyaç duydukları 3. Mendirek projesinin durdurulması için panel düzenlemesine de ön ayak olacak bu panelde bile karışık işler olmasına ön ayak oldu.

Bu süreç içerisinde üyesi olduğum Su Ürünleri Kooperatifi Kent Konseyi Genel Kurul delegesi olmamı münasip görmüştü.

Kent Konseyleri üyelerinden beklenen tarzda bir delegesi oldum, ancak Fikret Albayrak’ın istediği tarzda bir delegelik olmadı bu delegelik.

Söz alarak yaptığım bir konuşmada kendisini eleştirdim ve terim yerinde ise hesap sordum.

Çok sinirlendi, esti gürledi. Özel hayata saldırmaktan bile çekinmedi.

“Limanda rakı içmekle devrimci olunmaz” diye şahsımı hedef göstermeye de utanmadı.

Mesele devrimcilik meselesi değildi, hayatımda hiç devrimci olarak tanımlamadım kendimi, belli ki beni kendisini devrimci olarak tanımlayanlardan olduğumu var saymış ve kendisinin çok daha devrimci olduğunu ifade etmeye çalışmıştı.

Herhangi bir şey ile ilgili yaftalamasının çok önemi yoktu benim için ancak özel hayat üzerinden saldırmaya çalışması çok çirkindi.

Bu çirkinliğe misliyle cevap verebilmek imkânı hep oldu, ancak özel hayata saldırmak, özel hayata saldıran bir kişiye bile yapılması çok çirkin bir davranıştı bana göre, öyle olmaya da devam edecek.

**

Fikret Albayrak 2009’dan önce belediye başkanı seçilmeden önce Akçakoca’da OSB kurulmasına karşıydı. Seçildikten sonra Akçakoca’daki boru fabrikalılarının yetkilileri yeni yakın arkadaşları oldular bu arkadaşlıklar ile birlikte Fikret Albayrak’ın OSB ile alakalı görüşleri değişti.

Her şey en doğrusunu yapan bir kişi olduğuna olan inancıyla(!)  OSB yapılmasının tartışılmaz olduğuna karar verdi.

Artık Akçakoca Kent Konseyi OSB yaptırma derneği gibi çalışacaktı.

Fikret Albayrak OSB’nin doğru olduğuna ikna olduğuna göre herkes ikna olmuş sayılırdı. Bu kararın doğruluğunun tartışılması ile ilgili girişimlerin Fikret Albayrak’ın destekleri ile hep boşa çıkarıldı.

Gıda ya da Tarım OSB’si kurmak seçeneği Fikret Albayrak’ın ikna edilmesi ile ortalıktan kaldırılmıştı hatta yasaklanmıştı.

Bu benzeri mevzuları dile getirmek için kent konseyi başkanlığına aday oldum, sırf kürsüde konuşma hakkını kullanabilmek için.

Fikret Albayrak’ın buna bile tahammülü olmadığını gösterdi, konuşmam esnasında bir el hareketiyle divan başkanına talimat verip konuşmamı sonlandırdı.

Arka bahçesinde farklı konuşulmasına tahammül edememişti. Kendisini öven konuşmalar serbestti sadece.

En çok merak ettiğim hususlardandır bu tavrından dolayı pişmanlık duyup duymadığıdır.

Bugün Akçakoca’nın tüm enerji ve sinerjisini alan başarısız OSB’nin sorumlularındandır biridir Fikret Albayrak.

Gıda ya da Tarım OSB’si kurmaya çalışılsa çok daha fazla mesafe almış olurduk.

**

Belediye başkanı seçildiği ilk aylarda bir tanıdığım aracılığı Akçakoca Belediyesine 10.000 kitaplık bir kütüphaneyi bağışlama şansımız olmuştu. Türkiye’nin belki de en büyük hikâye kitapları koleksiyonuydu bu kitaplar. Arkasından Türkiye’nin ünlü hikâyecilerinin katılımı ile bir hikâye şenliği yapılacaktı.

Sadece kitapları bağışlayacak kişi ile bir protokol yapılacaktı ancak önce kabul gören bu proje hiçbir mazeret gösterilmeden vaz geçildi.

Kitaplarını bağışlayacak kişiye karşı kendim ve Akçakoca adına mahcup kalmak düştü bana da.

Bugün hala Fikret Albayrak’ın kitaplardan niçin korktuğunun cevabını bilmiyorum. Kendisi ile bu mevzu gündeme geldiğinde hiç konuşmadım, Abidin Eskici aracılık etmişti.

**

Bu misaller birebir yaşadığım misaller, hiç yüzleşmediği daha birçok hadise var, bu hadiseleri anlatmak sadece yazıyı uzatır.

Yazıda altını çizmeye çalıştığım gibi benim Fikret Albayrak ile şahsi bir geçmişim yok. Geçmişimde Fikret Albayrak ile yaşadıklarım Akçakoca’yı tartışırken Akçakoca’yı tartışırken yaşadıklarımdır.

Belki rakı içmemle ilgili özel hayatıma saldırmaya çalışması şahsi bir mesele sayılabilir ama buna benzer çok hadise olduğu ve bunu da kamuoyu ile paylaşmaktan çekinmediğim için pek şahsiliği kalmış bir mesele sayılmaz benim için.

**

Asıl mesele algı siyasetini tercih ediyor olmasıdır.

Hatta AKP’lileri geçecek seviyede bu işi yapabiliyor olmasıdır.

Geçmişte yaptığım hatalarla yüzleştim deyip bunu sadece esnafın dükkân önüne mal çıkarmakla sınırlamaya çalışması bir algı siyasetidir.

Başkaca bir hatam yok demeye çalışmaktadır.

Üzerinde etkisi olduğu bazılarını yukarıda yazdığım hadislerle ilgili olarak hiçbir açıklamaya yanaşmamaktır.

Aynı hatalara kaldığım yerden devam edeceğinin açıklanmayan imasıdır başka herhangi bir meselede hesaplaşmaya gidememesi.

En azından Akçakoca Su ürünlerinin Kooperatifinin bir üyesi olarak geçmişte yaptıklarını unutamam ve yaptıklarının hesabını sormaktan vaz geçemem.

Balıkçı barınağına el koyma çalışmalarına devam edeceği de gün gibi ortadadır. Farklı hiçbir açıklaması yoktur.

**

Kısacası Fikret Albayrak ile Akçakoca’nın geleceğe doğru güzel bir hamle yapacağına inanmıyorum.

Geçmişte yaptıkları ve gümümüzde yaptığı algı siyaseti geleceğe dair güzel bir hamle yapamayacağının ispatıdır.

Fikret Albayrak aynı Fikret Albayrak, 2009-2014 arasında neyse şimdi de o.

CHP’li arkadaşlarım tekrar seçildiği takdirde kendisini baskılayarak aynı hataları yapmasına müsaade etmeyeceklerini iddia ediyorlar ama buna inanmayacak kadar tecrübe biriktirmişliğim var.

Baskılayabileceklerinin bir ispatı olarak bir iki mevzu da daha yüzleşmesini sağlayabildiler mi?

Şimdilerde hiç sözünü etmediği “Sakin Şehir” projesini gündeme getirdiğinde ne demişti, hem de övünerek:

“Benim gizli planım vardı, oda  “Sakin Şehir” demişti.

Gizli planları olan ve bunlarla övünenlerden hep korkmuşumdur ve bu korkum devam ediyor.

Seçildiği takdirde yeni gizli planlarının olmayacağının garantisini verecek kimse var mı?

Ülkemiz de belediye başkanının yetkileri çok fazladır, baskılarız iddiası kesinlikle gerçekleşmez.

Madem baskılayacaklardı, 2009-2014 arasında baskılasalardı.

**

Bu yazıdan sonra da gelecek cevaplarda “Okan Yanmaz için niçin böyle yazı yazmıyorsun ?” sorusu muhakkak gelecektir. Ama “Cüneyt Yemenici için niçin yazmıyorsun?” sorusu gelemeyecektir çünkü çok var.

Çünkü icraatlar ve yaşanmışlıklar üzerinden yazıyorum, Okan Yanmaz bir icraatı ve beraberce yaşadığımız Akçakoca’yı ilgilendiren bir gelişme yok.

Buna rağmen Okan Yanmaz’ı eleştiren sayısı az da olsa yazım var.

Var mı Fikret Albayrak destekleyip de, Okan Yanmaz’ı benim kadar eleştirebilen yazılar?

Cevabınız hayır ise lütfen susunuz!

Cevabınız evet ise yazılarımın altına yorum olarak paylaşınız, değerlendireceğimden emin olabilirsiniz.