• 24.10.2018 00:00
  • (568)

 31 Mart’ta belediye başkanı ile birlikte belediye meclisi üyelerini de seçeceğiz ancak gündemimizi sadece belediye başkanlığı seçimi teşkil ediyor.

Niçin böyle?

Çünkü belediye meclisinin işlevsizleştirilmesine karşı geliştirilen bir tavır yok.

Aslında belediye başkanlığı sistemi ile bugünkü cumhurbaşkanlığı sistemi arasında pek bir fark yok.

Cumhurbaşkanlığı sistemine karşı çıkanların belediye başkanlığındaki benzeri yapıya karşı çıkmamaları ise bir hayli tuhaftır.

Belediye başkanlığı cumhurbaşkanlığına göre daha ulaşabilir bir şey olduğu için olsa gerektir.

Belediye meclisinin güçlü üyelerden oluşmasını ve şehrin yönetimindeki kararlarda etkili olmasını isteyen kaç tane cumhurbaşkanlığı sistemine karşı kimse gördünüz?

Üzerinde düşünüldüğünü bile sanmıyorum.

Son seçimlerdeki CHP belediye meclisi üyelerini alalım mesela.

Bu üyeler güçlü bir meclis için değil Fikret Albayrak’ın kadrosu olması için seçilmişlerdi.

Diğer seçilemeyen üyelerde sadece oy hesabı neticesinde listede yer almışlardı.

Bu üyelerden belki Turgay Çakmak’ı ayrı tutabiliriz ancak son 2-3 yıldır onun performansının düştüğü de bir gerçek.

Hüsnü Koç belediye başkanı ile ters düşmemeye büyük özen gösterirken Sümmani Polat ne bir konuşma yaptı ne de bir öneride bulundu.

Aynı şey MHP içinde geçerli, Yüksel Yılmaz potansiyel belediye başkan yardımcısı olarak listede yer alırken diğer seçilen üyelerin oy hesapları ile listede yer almıştı.

Meclis toplantılarında ise sadece Yüksel Yılmaz’ın esamisi okundu dersek sanırım yanlış olmaz.

AKP için de vaziyet pek farklı sayılmaz. Okan Yanmaz 150 oy fazla almış olsa hangi AKP belediye meclisi üyesinin muhalefet yapabilme potansiyeli vardı?

AKP’li üyelerde sadece belediye başkanının istediği yönde davranmak için ve oy hesapları neticesinde seçilmişlerdi.

Bu üyelerden başkan yardımcılığına getirilen Ali Direk ve Suat Madenci’de bu tercihin hakkını sonuna kadar verdiler.(!)

NE YAPMALI?

Aslında yapılacak olan çok bellidir.

Belediye meclisi üyeleri listesi yapılarken seçimin favorisi bile olsanız seçimi kaybedecekmiş gibi bir liste yapabilmektir.

Özellikle listenin başında yer alan ilk 3-4 meclis üyesinin muhalefet yapabilecek, dosya oluşturup hesap sorabilecek, gerektiğinde mahkemelere müracaat etmekten çekinmeyen nitelikteki kişilerden seçebilmekte büyük fayda vardır. Geriye kalan üyeler dengeler ve belediye başkan adaylarının isteği üzerine listelerde de yer alabilir.

Bu üyeler tercihan genç olmalıdırlar.

Eğitimli olmak elbette mühimdir ancak bundan daha da mühimi siyasetçi olmaya hazır olmaktır. Yani üniversite mezunu olmak olmazsa olmaz şart değildir. (Şehirleri geometrik tekdüzeliğe mahkûm edenlerin mühendisler olduğunu unutmadan.)

Bu nitelikteki üyeler birer siyasetçi olabilme imkanına da kavuşmuş olurlar belediye meclisinde aktif rol alarak.

İçlerinden potansiyel belediye başkan adayları da çıkabilir.

İmar komisyonunda yer almak için belediye meclisi üyesi olmak isteyenlere ihtiyacı yok Akçakoca’nın.

MUHTEMELEN NE OLACAK?

Yine aynısı olacak.

Belediye meclisi üyeleri 3-5 oy getirebilecek üyelerden oluşacaktır.

İmar komisyonunda yer alabilmek için listeye girmeye çalışanlar olacaktır.

Belediye başkan adayı her dediğine el kaldıran üyeler isteyecektir.

Belediye meclisinin belediye başkanının gölgesinde kalmasına peşinen rıza gösterilecektir.

Kadın üye sayısı yine çok az olacaktır. Pozitif ayrımcılık gündeme bile gelmeyebilir.

Oluşacak belediye meclisinde etkin bir muhalefet oluşamayacağı için memnuniyetsizliğin giderilmesi için bir 5 yıl beklenecektir.

**

Akçakoca’nın geleceğini bir kişinin kifayetsiz tercihlerine bırakmak istemiyorsak güçlü bir belediye meclisi oluşturabilmek elde ki tek seçenektir.

Her ne kadar bugünkü belediye başkanlığı sistemi bir nevi başkanlık sistemi gibi olsa da güçlü ve siyaset yapmak isteyen üyelerden oluşan belediye meclisinin yapabileceği çok şey vardır.