• 24.05.2017 00:00
  • (1016)

 AMERİKAN TARZI ŞEHİRCİLİĞE TESLİM OLUYORUZ

Amerika şehirciliği ızgara sistemine dayanır.

Birbirine paralel sokaklardır bunlar, yukarıdan bakınca bir ızgaraya ya da mazgala benzedikleri için böyle bir adlandırma yapılmıştır.

Osmanlı şehir sisteminde ise mahalleler çok mühimdir.

Mahallenin merkezinde bir cami onun yanında kıraathane ve diğer binalar yer alır. Sokaklar Caminin oluşturduğu küçük meydana açılırlar. Bu sokaklar arasında sadece o mahallelinin bildiği geçişler olur.

Gizem vardır yani, Amerikan sisteminde ise sadece geometrik/paralel bir takıntı.

Bu geometrik takıntı Akçakoca’ya geldi.

Merkez Camisi etrafının düzenlenmesi de bu takıntıya ram olarak yapılmış bir projedir.

Bu takıntı o kadar fazladır ki, Caminin çevresindeki çınar ağaçları geometrik/paralel bir düzende olmadığından kesilmiş sonra tekrar geometrik bir ızgara şeklinde tekrar dikilmişlerdir.

(Fikret Albayrak’a çınar ağaçlarını kestiği için gösterilen tepkinin bir parçasının bile gösterilmemiş olması hicap duymamız gereken bir haldir. Teslimiyetin dik alasıdır)

Çınar ağaçlarının tekrar kesilip dikildiği yetmediği gibi bir özenti eseri palmiyelerde kuş kondurur gibi dikilmişlerdir.

Bu palmiye mevzundaki yarış, kim Amerikan tarzı şehircilikte daha başarılı olacak yarışın bir tezahürüdür aslında. Fikret Albayrak’ın sahil projesi de ızgara sisteminin yansımasından başka bir şey değildir.

Bu geometrik takıntının Akçakoca’ya bir şehircilik anlayış olarak yerleşmesine kabul edebilmek benim içimin alacağı şey değildir.

Beterin beteri ise halef selef belediye başkanlarının bu projelerin Amerikan tarzı şehirciliğin bir yansıması olduğunun farkında bile olmamalarıdır. Fikret Albayrak’ın inşaat mühendisi olması bu projelerin türünden haberdar olmasını sağlamamış besbelli ki.

Fikret Albayrak’ın ızgara sisteminden haberdar olarak böyle bir tercihte bulunması çok daha vahimdir ancak dediğim gibi haberdar olduğunu hiç sanmıyorum.

O zaman ortaya bu projelerin niçin beğenildiği ve uygulamaya geçirildiği meselesi ortaya çıkıyor.

Geniş bir ufka, şehirciliğe, mimariye ve tarihlerine fazla kafa yormayınca, ellerinde bir üniversite diploması olunca, kendi beğenilerinin çok değerli olduğundan hareketle bu projeleri beğenmişler ve hayata geçirmişlerdir.

Bu projelere destek olacak yine diplomalılardan oluşacak bir kitlenin varlığını da unutmamak gerekir. Amerika’nın hassaten film endüstrisi ile yaptığı kültür ihracının bu beğenilerdeki katkısını da unutmamak gerekir.

Çağımız tüketim çağı ve belediyecilikte de projeler tüketimi bütün hızıyla sürüyor. Birileri Amerikan tarzı bir şeyler üretiyor geliyor belediyelere dayatıyor. Tüketim çağında bir proje ne kadar çok üretilirse proje maliyetleri daha ucuz olur hesabıyla bu projelerden ülkemizde onlarca belediye tarafından hayata geçiriliyor.

Projeleri üreten firmaların sıradanlığımda unutmamak gerekiyor.  Çınar ağaçlarının kesilmesini önleyecek düzenlemeler yapabilirlerdi mesela. Ya da palmiye ağaçlarını Selçuklu Mimarisinden esinlenerek yapılan Merkez Camisinin etrafına dikmek saçmalığını teklif etmeyebilirlerdi.

Ancak projelerinin benzerlerini başka belediyelere teklif ve uygulama hızından vazgeçmek istedikleri için böyle detaylarla ilgilenmedikleri ortadır.

Netice de büyük iddialarla hayata geçirilen projelerle Akçakoca hızla sıradanlaştırılmaktadır.

Doku ve değerlerimize uygun projeler üretilmemektedir.

Hazır, sıradan projelere teslim olmuş vaziyetteyiz.

Bu hazır sıradan projelerin Amerikan ızgara sisteminden esinlenmiş olması ise büyük ikramiyemizdir. (!)

Tekrar söylemek gerekirse Akçakoca Amerikan ızgara siteminin yansımaları olan projelerle hızla sıradanlaşıyor.

Sıradanlaşmak bir başarı ise alkışlamaya devam ediniz……