• 19.04.2017 00:00
  • (1432)

 İsmail Cumur’a açık cevap yazıma cevap geldi. Cevaplara cevaplarımı da verdim Koyu renk olanlar benim cevaplarım.

Hırsızlık, mülkiyeti şahsına ait olmayan mal, fikir veya emeği karşı tarafın izni olmadan alıkoyma, kullanma veya menfaat elde etme işidir.

Yazdıklarınızdan anladığım haksız yere menfaat elde etmiş olan siyasi ve STK yöneticileri olduğudur.

Ben de bunların kim olduğunu öğrenmek istediğimi yazdım.

Kimseyi hırsızlık ile suçlamadım. Her şeyin hukuki olduğunu asıl büyük kazançların hukuk ile kazanıldığını söylüyorum. Önceden de böyleydi, şimdi böyle. 15 yıllık AKP iktidarının da bunu değiştiremediğinin altını çiziyorum.

Akçakoca Belediyesinin işçilerine fazla mesai ücretlerini ödeyip ödememesi yönetsel ve hukuki bir problemdir.

Detayı bilmediğim için yorum yapamam.

Olmamıştır diyemediğinizden hareketle zimmi bir kabul içerisinde olduğunuzu farz ediyorum.

İmar ile ilgili konularda ise bildiğim, gelen tadilat talepleri belediye imar komisyonunca incelenip, bağımsız imar müellifinden görüş alarak, konuyu belediye meclisine taşımaları ve mecliste oylanması sonucu karara bağlanması şeklinde oluyor.

İmar komisyonunda CHP ve MHP’li meclis üyeleri de bulunmakta.

İmar mevzuatına göre sadece meclis üyeleri değil bu meclis kararının yanlış olduğunu düşünen herkes -siz de dahil- bölge idare mahkemesine başvurabilirsiniz.

Belediye meclisinde imar ile ilgili değişikliklere bölge idare mahkemelerince açılacak davaların muhalefet görevinde bulunan siyasi partilerce açılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü kurumsal kimlik ile açılmayan davaların husumete sebep olacağının sanırım herkes farkında.

Bir kere dava açılacak gibi oldu CHP’nin yetki verdiği avukat süreyi geçiriverdi. Kör talih işte. (!)

Akçakoca da Ak partili olmayan birçok kişinin de zenginleştiğini de söyleyebiliriz.

 Bana göre çalışan ve üreten kazanır.

AKP’li olmayan birçok kişinin de zenginleştiğini söylerken elbette ki haklısınız.

Belki de asıl mesele AKP‘nin  açtığı yollardan zengin olunurken bir iç hesaplaşma yapamayanların var olmasıdır. Fikret Albayrak zamanındaki betonlaşmayı alkışlayanların bugün betonlaşmadan şikâyet etmesini bu mevzuya misal verebiliriz.

Ancak sizde biliyorsunuz ki beton sever AKP’lilerin zenginleşmedeki imkanları çok daha fazla.

Fındık konusunu benim atladığımı düşünmüşsünüz.

Aslında ben sadece hırsızlık ve haksız kazanç kısmını merak etmiştim.
 

Ama fikrimi soruyorsanız bu hükümetin tarım politikasının yeniden düzenlenmesi gerekliliğini oluşturan büyük sorunun küçük bir parçası.

Bu konu çok uzun ve detaylı tartışılmalı, sürdürülebilir fındık tarımı ile ilgili üretici -nihai tüketici arasındaki tüm kesimler ve hatta tedarikçilerin bile katıldığı bir politika izlenmelidir.

15 yıllık AKP iktidarında bunun niçin yapılmadığı mevzusunda içeriden biri olarak değerlendirmelerinizi Akçakoca kamuoyu merakla izleyecektir.

Lisanslı depoculuğunun niçin kaldırıldığı, emanetçi tüccarların bu mevzudaki etkinliği hep tartışılmaya muhtaç mevzular.

Bu mevzular mahallinde tartışılmaya başlamadan bir netice ulaşılamaz.

Çevreden merkeze doğru bir baskı oluşturulamadığı takdir de hiçbir çözüm üretilmediği ortadır.

Estetik kaygı ve menfaat arasındaki savaşı her zaman estetik kaybedecektir.

Bu da yönetimlerin değil toplumun kendi zaafıdır.

Bu görüşünüzü teslimiyetçilik olarak görüyorum.

Ne yani Merkez Cami çevresine palmiye ağaçları dikilmesine tahammül mü edelim?

Belediye başkan yardımcılığınız da ki tecrübelere dayanarak konuşuyorsunuz besbelli.

Bu zaaf ile mücadele kanaat önderler üzerinden yürür.

Bir kanaat önderi olarak bu teslimiyetinizi kabullenemem.

Kadim medeniyetlerin mirasçısı olarak sahip olduğumuz doku ve değerleri hiç umursamadan, sıradan kopyalamaya dayalı bir estetik anlayışsızlığı/anlayışı güden Akçakoca Belediyesi yönetiminin sizi umutsuzluğa düşürmesine teslimiyete sevk etmesine hiç istemesem de hak veriyorum.

Çocuklara ilkokulda Alaaddin’in sihirli lambasından çıkan cin hikayesi, kısa yoldan zengin olma köşe dönme hikayeleri yerine ahlakı, hak ve adaleti, vatanı milleti insanları sevmeyi öğretirsek uzunca bir zaman sonra denge estetik lehine dönebilir.

 Ferhat Kentel bir yazısında AKP’nin normal bir parti olduğundan bahsetmişti. Sanırım sizin de kastınız bu. AKP bütün iddiasına rağmen diğer partilerden farklı bir parti değil.

Bu da yönetimlerin değil toplumun kendi zaafıdır.

Sorun a veya b partili meselesi değil ahlak meselesidir.

AKP’nin dayandığı muhafazakâr-mukaddesatçı zihniyetin ahlak mevzusunda tüm iddialarına rağmen bir arpa boyu yol alamadığının da itirafı. Hemfikirim.

Müait olduğunuz bir gün çay içmeye beklerim. Hem yazamayacaklarımızı da konuşabiliriz.

Teklifinizi memnuniyetle kabul ediyorum.

Ancak kötü tecrübelerim de var.

Hamaset yülü tartışmalar ile bir yere varılamayacağını bıkmadan usanmadan söylemekten imtina edemiyorum.

Netice de geldiğim nokta seninle konuşulmaz/tartışılmaz oluyor.

Sağlıcakla kalın.

 Yazılarıma gelen yorumlarda umumiyetle medeni cesaretten izler bulunmaz. Takma veya isimsiz yorumlarla amiyane tabir ile kafa gösterilmesine alışkanlık kazanmış vaziyetteyim. Nazik üslubunuz benim için şaşırtıcı oldu, çok teşekkür ediyorum.