• 23.03.2017 00:00
  • (3448)

 

22 MART'TA BAROLAR BİRLİĞİNCE AKÇAKOCA'DA DÜZENLENEN PANELDEN NOTLAR

*Aslında Feyzioğlu paneli demek yanlış, panelin bir diğer aktörü de Süheyl Batum’du. Yapılan duyurularda hiç yer almamasına rağmen Feyzioğlu kadar rol aldı.

* Düzce Barosu Başkanı Azade Ay’ın anayasa değişiklikleri ile ilgili görüş ve değerlendirmelerini hiç açıklamadı. Halbuki duyurularda kendisinin de ismi konuşmacı olarak yer alıyordu.

* Konuşmasının başlangıcında Semih Dikkatli’nin de konuşmacı olduğu söylenmişti. Ancak panel sırasında konuşmaların seyrini rayına oturtmak için yaptığı bir müdahale dışında fikirlerini dinleyemedik.

Semih Dikkatli yarbaylıktan emekli olmuş bir askeri doktor. Uzmanlık alanı ise psikiyatri. Ekibe dahil edilmiş olması bir hayli enteresan.

*Toplantı öncesinde sadece İzmir Marşı çalındı. Kendi tercihleri miydi bilemiyorum ama bana militarizm ile bağ kurmanın çabası olarak göründü.

*Metin Feyzioğlu salona girdiğinde insanlara dokunmayı ihmal etmedi. Selfiler çektirdi. Panele katılan bir teyzeyi panel konuşmacılarının masasına oturttu.

* Çekim yapan mahalli basın üyelerini Milli Mücadele basını ile eş tutarak popülizm mevzusunda tavan yaptı.  Mehmet Akif’in “Bedr’in aslanları ancak bu kadar şanlı idi” mısrası dolayısıyla bazı çevrelerce zındık ilan edilmesi aklıma geldi bu popülizm sonrası. Salondaki birçok kişinin bu benzetmeden haz ettiğini söylemek ise mümkün değildir.

*Avukatlık mesleğini yüceltirken hakimleri yerden yere vurdular. Gerek Metin Feyzioğlu’nun gerekse Süheyl Batum’a göre tüm hakimlerimiz AKP il ve ilçe başkanlarının elinde oyuncak olacaktı. Buna direnecek hakimlerimizin olacağı onların öngörüsüne göre sıfırdı. Niçin avukatların onurlu bir direnişi göstereceklerini hakimlerin ise göstermeyeceklerini izah etmeye gerek bile duymadılar.

Konuşmanın çatısı Osmanlı ülkesinin dış güçler tarafından Enverland haline getirildiği için battığı şimdide dış güçlerin anayasa değişiklikleri ile Tayyipland haline getirilerek batırılacağı ana fikrine dayanıyordu.

*Milli Eğitim Bakanlığının tedrisatından geçmiş,hayat tarzlarına bir saldırı olduğu kanaatinde olan katılımcıların çoğunlukta olduğu panelde bu söylemin karşılık bulmaması neredeyse imkansızdı.

* 4 yıl önce ADD’nin düzenlediği toplantıda “ulusalcılık” tanımını tercih eden Metin Feyzioğlu’nun “milliyetçilk ve “Türk Milliyetçiliği kavramlarını tercih etmesini stratejik bir hamle olarak değerlendirmek gerekir.

*Panel katılımcılarının çoğu kendilerini “solcu” olarak değerlendirebilecekken Metin Feyzioğlu ve Süheyl Batum “sol” ve “solcu” tanımlarını hiç kullanmadılar. Bu tanımları hiç kullanmayanlar elbette ki “sosyal demokrasi” ve “sosyal demokrat” tanımlarını da kullanmayacaklardı, nitekim kullanmadılar da.

Tercih ettikleri terminoloji 1944 öncesi terminolojiye dönüş olarak da değerlendirilebilir. 1944’de CHP içinde yer alan bir fraksiyon dışlanmış ve bu fraksiyon daha sonra kendisini MHP olarak var etmişti.

*1982 Anayasasına ve bu anayasada yapılan değişikliklerle oluşmuş haline hiçbir şekilde karşı çıkmadılar. Deniz Baykal ile yarışırcasına 1982 Anayasasının ruhuna sahip çıkma çabası içerindeydiler diyebiliriz.

*1982 Anayasasına zamanında hayır demiş kişileri de bu 1982 Anayasasına razı etmek konuşmaların ana temalarından biriydi ve salondaki havaya bakılırsa da son derece başarılıydılar.

*Gerek Feyzioğlu’nun gerekse de Batum’un yeni bir anayasa tasavvurları yok 1982 anayasası adeta açıklanamaz kutsal metinleri.

“Süheyl Batum’da bu tavır çok daha netti. CHP’deki anayasa komisyonlu başkanlığı sırasında yarım sayfalık dahi olsa bir taslak hazırlatmamayı başarmıştı. 1982 Anayasasına çok net bir şekilde sahip çıkmıştı.

*Süheyl Batum Süleyman Demirel’in tavassutu ile CHP’den milletvekili seçilmiş sonrasında CHP’den ihraç edilmiş sonra mahkeme kararı ile CHP ‘ye dönmüştü. Metin Feyzioğlu ve Süheyl Batum dayanışmasının CHP içerisindeki iktidar mücadelesinde yeni bir safha olarak değerlendirmek gerekir.

*Gerçi konuşmalarında Metin Feyzioğlu ve Süheyl Batum tezata düşmediler de değil. Süheyl Batum referandum neticesinde hayır çıkacağını sosyoloji bilimini ve toplumsal gerçeklikleri inkâr ederek Türk Milletinin genlerine bağlamıştı.

Metin Feyzioğlu ise konuşmasının sonunda ürettiği komplo teorisi ile henüz ismi açıklanmak istenmeyen bir kişi için bu anayasa değişikliklerinin dış güçlerce dizayn edildiğini iddia etmişti. Bu kişi bu iddiasına göre 5-6 kere başkan seçilebilecekti.

Türk Milletinin genlerinin dış güçlerce yapılan müdahaleler ile 30-40 yıl süreyle başkan seçilecek birisinin seçilmesine engel olamayacağının da itirafıydı bu komplo teorisi.

Batum Türk Milletinin genlerine güveniyor, nedendir bilinmez Feyzioğlu ise bu genlere açıkladığı komplo teorisi gereğince hiç güvenmiyordu.

 Feyzioğlu ve Batum’un Türk Milletinin genleri mevzusunda aynı fikirde olmadığının neler getireceğini kestirebilmek ise çok zor.

*Panel sonunda bende “hayır” diyeceğim ama Feyzioğlu’nun ve Batum’un “hayır” demeleri ile benimki o kadar farklı diye kendi kendime söylendiğimi fark ettim.