• 22.02.2017 00:00
  • (3364)

 AKÇAKOCA ve DÜZCE’DE KİTAP KORKUSUNUN YAŞATTIĞI DAYANILMAZ BURUKLUK

Türkiye'nin saygın edebiyatçılarından olan çok yakın bir arkadaşım 8000 (sekiz bin) civarında kitabını bağışlayacak yer aradığını söyleyince hemen talip oldum. Bu kitapları Akçakoca’da olmadı Düzce’de değerlendiririm düşündüm.

Arkadaşımın kitaplarını bağışlamasının sebebi kentsel dönüşümün gadrine uğramış olmasıydı, daha küçük bir eve geçmek zorunda kaldığından kitapların hepsini yeni evine sığdırması mümkün değildi.

Edebiyat, tarih sosyoloji, anı, biyografi ağırlıklı seçkin bir hassasiyet ile toplanmış eserlerdi, biliyordum ki çok daha fazla kitap sahibi olabilirdi ancak değer vermediği kitapları kütüphanesine katmazdı.

Neyse geçtiğimiz mart ayında evden eve nakliyat ile kitapları Akçakoca’ya getirdik. Kitapların çoğunu alabilecek kapaklı dolapları ile beraber. Bitmemiş bir inşaat dairesine istifledik.

Kitapları alacak bir kurum bulunabileceğinden hiçbir şüphem yoktu, ancak netice büyük bir hüsran oldu.

Önce Düzce Üniversitesini yokladık ilk istekleri kitapların listesini istemek oldu, öyle ya kitap korkulacak bir şeydi araya karışmış birkaç kitap gençlerimizin ve ülkemizin geleceğini karartabilirdi. (!)

İl Kültür Müdürlüğünün bünyesindeki kütüphane için de vaziyet aynıydı. Nasıl kitaplar? İçerisinde tehlikeli kitaplar var mı?

Kitap denilince önce korkulması gerektiğini hatırlatarak görevlerini de ifa etmiş oldular.

Kitapları Akçakoca Turizm ve Meslek Yüksek Okulu Müdürlüğüne ’de teklif ettik. Onların derdi daha büyüktü kitapları koyacak yerleri yoktu, gelecekte de kitaplar için yerleri olmayacaklarından çok emin olduklarından olsa gerek kitapları alsak da sonra hizmete sunsak talebi de gelmedi.

Kimse kitapları bir görelim kanaat edinelim de demedi. Bürokrat olmak akademisyen olmaktan daha öncelikli bir halmiş demek ki.

Eski Akçakoca Kaymakamı Mehmet Özer ve eski Düzce Valisi Ali Fidan kitaplarla ilgilenen yüz aklarımız oldu.

Orhangazi okulunun kültür merkezine dönüştürülmesi sürecinde kurulacak kütüphane de değerlendirilmesi fikri Mehmet Özer’den kabul görmüş ve Ali Fidan’dan da destek görmüştü.

Kız İmam-Hatip Lisesine yer arama çalışmaları sırasında Orhangazi okulunun tekrar eğitime açılması ihtimali bu projeye de güvenmemek gerektiğini ortaya koydu. Bu süreçte hem Mehmet Özer’in hem de Ali Fidan’ın tayinleri çıktı. Kültür merkezinin açıp açılmayacağı da meçhul.

Hatta Mehmet Özer’in teklifini kabul etmiş olsaydık kitapları Orhangazi okuluna taşımış olacaktık. Kitapları alabilir miydik yoksa kitaplar harap mı olurdu kısmı da cevaplanamayacak sorulardan biri.

Sonrasında Akçakoca’da açılacak Siyasal Bilimler Fakültesinde bu kitapların değerlendirilmesi gündeme geldi. Ancak ortada fakülte adına bir yetkilinin olmaması kitapların burada da değerlendirebileceğini belirsiz hale getiriyordu.

Geçtiğimiz hafta kitapların bağışlayan arkadaşım aradı ve Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinin kitapları alacağını söyledi. O da benim gibi Düzce ve Akçakoca’dan ümidini kesmiş olmalı ki çözüm aramış ve bulmuştu.

Dün Bülent Ecevit  Üniversitenin kültür daire başkanının eskortluğunda bir kamyon ile gelip kitapları ve dolaplarını götürdüler. Çok daha yakında olmasına rağmen Düzce Üniversitesinden hiçbir bürokrat kitapları görmeye bile gelmemişti.

Düzce Üniversitesi ’de ülkemizin Üniversitesi, Bülent Ecevit Üniversitesi ‘de, biri kitapları hemen sahiplenirken biri kitaplardan korkmak ile meşguldü.

Kitaplar yüklenirken, kitaplardan faydalanacak kimseler olacak kitaplar heba olmadı düşüncesi yükleme bittikten sonra dayanılmaz bir burukluğa dönüştü. Kitapları Akçakoca veya Düzce’de değerlendirememenin burukluğuydu bu burukluk. Ya da Akçakoca’da yaşamanın maliyeti. 

Bu kitapları değerlendirmek için Akçakoca Belediyesine niçin teklifte bulunulmadığı sorusu da gelebilir. Bu soruya cevabım karşı bir soruyla olacaktır. “Cüneyt Yemenici belediye başkanı seçildiğinden bu yana kültür ve sanat ile alakalı hangi faaliyette bulundu ki?”

Kültür ve sanat faaliyetlerine bu kadar alakasız birine bu kitapları değerlendirelim demekten manasız ne olabilirdi ki? (Bir de şahsıma karşı buğz etme meselesi var tabii ki.)

Kitaplar ile Akçakoca da yaşadığım ilk hüsran da değil bu, CHP'li belediye başkanı  Fikret Albayrak döneminde de benzeri bir tecrübe yaşamıştım. Hazır başlamışken bir sonraki yazıda Fikret Albayrak dönemindeki kitap korkusunu anlatayım.

 

HAMİŞ 1: Bu süreç içerisinde kitapları değerlendirebilmek için elinden gelen bütün gayreti gösteren İbrahim Bilgin’e, Tuncay Top’a ve Nevzat Cingirt’e teşekkürlerimi bir borç bilirim.

 

HAMİŞ 2: Bülent Ecevit Üniversitesinden katalog çalışmaları bittikten sonra kitapların listesini gönderecekler. Bürokratlarımıza isterlerse bu kataloğu gönderebilirim.