•  
  • (1385)

Akçakoca’da Sosyal Bilimler Lisesi üzerindeki kopan fırtınanın birinci derecedeki mesulleri elbette ki, atanarak seçilen Akçakoca İlçe Başkanı Dergah Akça ve Akçakoca’nın siyasi patronu olarak davranan belediye başkanı Cüneyt Yemenici’ye ait.

Cüneyt Yemenici Haziran ayından beri gerçekleşeceği bilinen bu hadiseye zamanında müdahale edemediği, ilçe başkanı Dergâh Akça ise kendisine siyasi ikbal sağlayabilmek için milletvekili Ayşe Keşir ile işbirliği halinde olmasından dolayı mesuldürler.

Elbette ki bu kadroların atanmasına sebep olan AKP genel merkezideki idarecilerde bu hadiseden mesuldürler.

Belli olmuştur ki AKP’nin Düzce’de atanarak seçilen kadroları yetersiz kalmaktadır ve Düzce’yi sırtlamakta yetersiz kalmaktadırlar.

Türkiye’nin Batısında AKP en fazla oy vermiş il olan Düzce’den bakan yapmak için Faruk Özlü’nün milletvekili sıralamasında birinci sıraya konulması doğru bir tercih olarak gözükürken diğer atanan iki milletvekili AKP için fiyasko olmuştur.

Bunun iki sebebi olabilir AKP Genel Merkezi yapmış olduğu tercihlerde ve tercihlerin kıstaslarında başarısızdır, ya da Düzce’de AKP kadrolarının kapasitesi bu kadardır.

Celal Erbay adında AKP Genel Merkezince atanarak seçilin bir milletvekilimiz vardı, şimdilerde Düzceliler ismini bile hatırlamakta zorluk çekiyorlar.

Bugün Sosyal Bilimler Lisesinin etrafında kapan fırtınanın ilk mesulü Düzce siyasilerine çalım atarak Sosyal Bilimler Lisesinin Akçakoca’ya alınmasını sağlayan atanarak seçilen eski milletvekili Osman Çakır değil midir?

Osman Çakır’ın atanarak seçilmesindeki isabetsizlik Akçakoca’ya alınmasını sağladığı SBL ile ilgili olarak kamuoyu karşısında iki çift laf edemiyor olmasından belli değil midir?

Osman Çakır’ın da tıpkı diğer Düzceli milletvekili Fevai Arslan gibi FETÖ ile bağlantısı olmadığını anlatmakla meşgul olmasının kabahati sadece kendilerine biçilebilir mi?

Ayşe Keşir’in Akçakocalılar dan kendisini benimsemedikleri için hesap sormak için bu hadiseyi yaratırken yine atanarak seçilen il başkanı Hikmet Keskin’in müdahale edemeyerek bu kırılmada sınıfta kaldığını söylemeye gerek var mı?

Bu hadise şunu gösteriyor:

AKP Genel Merkezinin güya ince eleyip sık dokuyarak partililerine güvenmeyerek hiyerarşik bir teşkilatlanmaya gidiyorlar ve başarı elde edemiyorlar.

Atanarak seçilen siyasilerden ancak bu kadar başarı(!) elde edilebileceğini görmüyorlar ya da güç sahibi olmayı çok seviyorlar.

Düzce ve Akçakoca’da atanarak seçilmek yerine partililer kendi idarecilerini kendileri seçmiş olsalardı Düzce’de bundan daha kötü netice olabilir miydi?

Daha da ötesi AKP merkez yetkileri bu soruyu kendilerine sorabilirler mi?

Bu yanlışlardan birinci derecede mesul olanlardan Süleyman Soylu’nun içişleri bakanı yapılmış olması da Düzce’den bakınca büyük bir muamma değil midir?

AKP kendi parti teşkilatına ve üyelerine güvenmediği sürece bu fiyaskoların arkası kesilmez.