• 26.09.2016 00:00
  • (1619)

Mahalli ağızda “föslek” içi boş fındık demektir. Dıştan içi dolu diye gördüğünüz fındığı kırarsınız içinden hiçbir şey çıkmaz, bazende çok ufak bir parça çıkar ve acıdır, ağzınıza atarsanız yüzünüzü buruşturursunuz.

Ayşe Keşir’in Sosyal Bilimler Lisesi ile ilgili olrak yaptığı açıklamada föslek fındık ayarında bir açıklama.

“Sosyal Bilimler Lisesi ilgili hiçbir şey yapmayacağım ama gelen tepkiler yüzünden bir açıklama yapmak zorundayım, meseleyi zamana yayarak unutulmasını sağlamak zorundayım” şeklinde tercüme edebiliriz açıklamasını.

Satır satır açıklamasının mühim sayılabilecek kısmına bakalım.

“Konu ile ilgili olarak gerekli merciler ile görüştüm.” Görüşme zamanı ne zaman? Okul taşındıktan sonra ise bir faydası yok, taşınmadan önce ise görüşmelerinden bir fayda sağlanamamış demek ki.

“Okulun fiziki şartlarından dolayı böylesi bir karar alındığı yönünde açıklama yapıldı.” Bu kararı kim almış niye açıklanmaz ki? Devlet sırrı mıdır? Neymiş okulun taşınmasına sebep olan fiziki şartlar? Açıklasa da öğrensek değil mi?

“ Eğitim hakkı anayasal bir haktır ve her öğrencinin kendi tercih ettiği eğitimi alma hakkı vardır.” Mesele eğitim hakkının alınması ile alakalı değil ki. Mesele eğitimin hangi bina da ve hangi şehirde yapılacağı ile alakalı. Eğitimin anayasal bir hak olduğunu bizlere hatırlattığı/öğrettiği için müteşekkir mi olmalıyız acaba?

“Bütün öğrenciler bizim için önemlidir ve birini diğerine karşı tercih etme gibi bir durum söz konusu olamaz.” Bakın açıklamanın en akıllıca kısmı burası. Aks değiştiriyor. Mesuliyeti kendisinden çıkararak tüm AKP’ye yayıyor. Bu karar sadece benim değil AKP’nin Düzce ve Akçakoca’daki tüm ileri gelenlerine aittir demeye getiriyor. Elbette ki SBL Akçakoca’da kalsın diyen bakan Faruk Özlü’yü de bu mesuliyete dâhil ediyor.

“ İdari olarak alınan bir karar var ve konu hukuki boyuta da geçmiştir.” Amerika’yı yeniden keşfetmek diye buna derim işte. Herkesin bildiği bir hiçbir yeni bilgi ihtiva etmeyen açıklamayı yapmak söyleyecek bir şeyi olmayanların her zaman başvurdukları bir taktiktir.

“Bizler bu süreci takip edeceğiz.” Burada da mesuliyeti yayıyor kendi takipçiliğinden farklı bir netice çıkmayacağını bildiğinden olsa gerek.

“Bütün çocuklarımız için en sağlıklı çözüme kavuşacağına konunun inanıyorum.” Bu iş inanmak ile ilgili değil ki. İmkânlar ve bu imkânların doğru ve adil çözülmesi ile ilgili. Çözüme kavuşacağına inanıyorum demek ben bu kararın arkasındayım, parmağımı bile kımıldatmayacağım demek aslında.

“ İmam Hatip Lisesine gelen taleplerin çok fazla olduğu yönünde bir bilgi ulaştı bizlere.” Gene aynı savunma mekanizması. Mesuliyeti yayma çalışması.” Bizler “ kimler olabilir ki? Bir liste verse de rahat etsek. Bu bilgiyi veren kim bunun da açıklaması yok.

“ Mevcut binaya sığmadıkları yönünde bir bilgi var” Bu bilginin kaynağı kim açıklamıyor. Meseleyi muğlaklaştırıyor. Bu bilgiyi ve vereni ve belgeleri açıklasa ne kadar güzel olur ve kendisi de rahat eder değil mi? Ancak öyle sağlıklı bir bilgi yok. Arzusunu bir bilgi kaynağı gibi anlatmak var.

Bu açıklama da cümle kurgusu net olabilir ancak yoksa bu açıklama da net hiç bir şey yok.

Hz. Musa’nın 10 emrinden beri semavi dinlerde yalan söylemenin yasak ve günah olduğunu öğrenmiştim, yazıdan sonra tekrar bakacağım, doğruyu konuşmak ve paylaşmak yerine hiç bir şey söylememek içi boş vaatler vermek yalan söylemekle eşdeğer midir, diye.