• 19.07.2016 00:00
  • (1052)

 AKP iktidar olduğundan beri sürekli tekrarladığım ancak özellikle de laikçi arkadaşlarımın hatırlamak istemediği bir tespitim var:

 

“AKP ihtiyacı olduğu kadar demokrattır”

 

AKP tarafından demokrasinin bir amaç olarak değil bir araç olarak görüldüğünü anlatmaya çalışıyorum bu tespitle.

 

Demokrasinin otoriterleşme aracı olarak kullanılmasının en zirvede olunduğu dönemde Türkiye büyük bir tehlike atlattı.

 

Demokrasiyi bir otoriterleşme aracı olarak kullanan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Başbakan Binali Yıldırım’ın bu otoriterleşme halinden müstesna olarak karşı koyuşları kim ne derse desin takdiri şayandır.

 

Sanıyorum tahammül edilemeyen de; diğer darbelerde şapkalarını alıp valizlerini toplayan liderlere alışık olan laikçi kesimin bir nefret öğesi olarak içselleştirdikleri kişilerden gelen dik duruş ve mücadele eden tavırlarıydı.

 

Ancak ve ancak bu dik duruş ve mücadele azminin AKP karşıtı ve olabildiği kadar demokrat medyanın, kurumların ve kişilerin desteği olmadan başarıya ulaşabilme şansı yoktu. Umarım ki, bu desteğin değeri verilir ve unutulmaz. Ancak 14 yıllık AKP iktidarında böyle bir kadirşinaslık yaşanmamış olması kaygıları hiç bitirmiyor.

 

 

 

Umudum,

 

AKP’nin tekrar kuruluş günlerindeki “ihtiyacı olduğu kadar demokrat” olma tavrında muhtaçlık halinin çok yüksek dozda olduğunun farkına varabilmesidir.

 

Yüksek dozdaki muhtaçlık halinin demokrat olabilmek manasına gelmediğini ise AKP’nin kurulduğu günden bu yana uyguladığı ve dayattığı siyasetlerle bizzat yaşayarak öğrendik.

 

 Demokrat olmanın sabahtan akşama oldum demekle olunmadığını uzun bir süreç ve tecrübe birikimin gerekli olduğu gerçeğini de unutmamız gerekir.

 

Bu ülkenin talihsizliği AKP’nin demokrat olmaya ihtiyacının azaldığını sandığı günlerde karşısındaki cenahın demokrat olmakla zerre kadar ilgilenmemesidir.

 

Şimdi ise bu cenah darbeye karşı duruşu, mücadele azmini ve başarıyı küçümsemeye ve itibarsızlaştırmakla meşguller ve de içten içe darbe teşebbüsünün başarısız olmasına üzülüyorlar.

 

Halbuki,

 

AKP’nin demokrasiyi bir araç olarak görmekten çıkıp bir amaç olarak görmeye başlayabilmesi için karşısındaki muhalif güçlerinde demokrasiye gerçekten inanması gerekiyor.

 

Maalesef,

 

Bu güçler demokrasiye sadece kendi düşünceleri iktidardayken sahip çıkmayı istiyorlar, bu bakış açısı da AKP’nin ihtiyacı olduğu kadar demokrattan, gerçekten demokrat olabilme ihtimalini azaltıyor ya da çok uzatıyor.

 

İmdi,

 

Gün, atlattığımız büyük tehlikeden sonra, bir musibet bin nasihatten evladır diyerek, demokrat olmaktan demokrasiye sahip çıkmaktan başka tutunacak dalımızın olmadığının bilinciyle hareket etme günüdür.

 

 

Karşımızdakinin ne kadar demokrat olduğuna bakarak değil kendimizin ne kadar demokrat olduğunu sorgulayarak harekete geçen bir bilinçten bahsediyorum elbette ki.