• 9.02.2015 00:00
  • (2169)

 MEDİNELİ OLMAK

 

Medeni olmak, şehirli olmak demektir.

 

Medineli olmak demektir.

 

Kullandığımız medeni ve medeniyet kelimelerinin kökü Medine’den gelir.

 

Yesrip adı unutulup sadece şehir(Medine) diye anılan İslam medeniyetinin çıkış ve idare merkezidir medeni kelimesine anlam kazandıran.

 

İslam medeniyeti derken öncelikle şehirli bir anlayıştan bahsediyoruz.

 

İslam medeniyetinin bir parçası olmak demek anlam dünyasının şehir çerçevesinde gelişmesi demektir.

 

İslam medeniyetinin yansımaları derken Mekke, Medine, Bağdat, Şam Bursa, Edirne ve İstanbul gibi şehirlerden bahsederiz hep.

 

Medenileşmesini/şehirleşmesini gerçekleştiremeyen egemenlikler yok olmuş gitmişlerdir.

 

Medeni davranmak şehirli gibi davranmaktır, şehir için yaratılmış kaideler bütününe münasip davranmak demektir.

 

Bir şehre yerleşerek bildiğiniz gibi yaşamak değildir şehirli olmak.

 

Böyle yaşayana medeni değil “gayrı medeni” denir. Yani anlam bilim açısından bakacak olursak gayri medeni Medineli olmayan, şehirli olmayan demektir.

 

Medeniyet köylerden gelişmez köyler şehrin yarattığına uyarlar.

 

Medeniyetin gerekliliğine uyma konusunda başarılı olan ve büyüyen yerler ise zaman içerisinde “ŞEHİR” diye tanımlanıyorlar.

 

Bir köyde doğmak köylü olmak sosyolojik bir durumu ifade eder, ne aşağılanacak ne de yüceltilecek bir kavramdır köylü olmak, köyde köyün zorunlulukları içerisinde saygın biri olarak yaşarsınız bir kişi/ bir köylü olarak saygı görürsünüz.

 

Bir şehre geldiğinizde o saygı gören köylü kimliğinizin alışkanları içerisinde yaşamak ister ve bunu hak olarak görmeye başlarsanız “şehirde köylü gibi yaşamak” saygı duyulan bir yaşama tarzı olmaktan çıkar ve şehirde köylü gibi yaşamak yerilen bir kavram haline gelir.

 

Şehir olmanın eşiğinde, şehirde köylü gibi yaşamayı kendilerine hak görenlerin çoğunluk oluşturabildiği yerlere ise KASABA diyoruz.

 

Bakmayın Akçakoca için şehir nitelemesinin kullanıldığına o sadece bir özlemi ifade etmek için var, Akçakoca sadece irice bir kasaba.

 

Şehir zenginleşmek demektir, ticaretin merkezi olmak demektir kasaba ise zenginlikten yeteri kadar nasibini alamamış ve alamayacak yerdir.

 

Hem kasaba olarak kalıp da hem de arzu edilen kadar zenginleşmek sosyolojik olarak mümkün değildir.

 

Akçakoca eğer zenginleşmek istiyorsa zihniyet dünyası olarak şehirli bir zihniyet dünyasına geçmek zorundadır.

 

Bu zihniyet dünyasına geçiş yapmış kanaat önderleri sayısının artması ise bu yolun başıdır.

 

Kanaat önderleri ve yöneticiler zihniyet dünyası olarak hala köylü gibi davranmayı seçerlerse de sadece yerimizde sayarız.

 

Yıllardır Akçakoca olarak neyi niçin başaramadığımızın da cevabıdır zihniyet dünyamızı değiştiremiyor olmamız.

 

Başarabilmek için önce MEDİNELİ(şehirli) bir zihniyet dünyası içerisinde yaşamamız yani MEDENİ olmamız lazım.

 

Bir şehirde park alanı olarak ayrılmamış yerlere park etmek bunu kendine hak görmek ise gayrı medeni bir davranıştır.

 

Akçakoca Merkez Camisi çevresinde bu gayri medeni davranış uzun zamandır sürüyordu, Akçakoca Belediyesi bu gayri medeni davranışa doğru tedbir alarak gayri medenileri rahatsız etme pahasına gerekli tedbirleri aldı.

 

Ancak benzeri tedbirleri alması gereken Akçakoca Müftüsü, cami avlusuna park eden din görevlilerine karşı ya harekete geçmiyor ya da harekete geçse bile bir yaptırım gücü yok.

 

Cenaze namazlarında herkes bu gayrı medeniliğe de şahit oluyor.

 

Din görevlilerin cami avlusuna park etmeyi hak görmeleri ve rahatsızlık duymuyor olmaları MEDİNELİ olamamış olmalarının delaletidir.

 

Müftümüze ve cami avlusuna park eden din görevlilerine de sormak lazım “SELİMİYE camisinin,  BEYAZIT camisinin ve diğer tarihi camilerimizin avluları sizler misal gösterilerek otopark yapılsa bundan gururlanırmısınz?” diye.

 

Zor iş MEDİNELİ olmak, zor.