• 25.02.2015 00:00
  • (1303)

Düzce’de AKP’den milletvekili aday adayı olanların sayısının çokluğu herkesin dikkatini çekiyordur.

 

 Teşkilatları tarafından mahalli seçim delegesi bile yapılmayan kişiler bile prosedürü yerine getirdikten sonra aday adayı olabiliyorlar.

 

 Sonuçta milletvekili adaylığını kıl payı kaybedenler ile dosyasının kapağı bile açılmadan elenenler ile bu aday adaylığı süresince eşit muameleye tabii tutuluyorlar havası estiriliyor.

 

 Önceki dönemlerde akla hayale gelmedik kişilerin milletvekili olması “benim falancadan neyim eksik o seçilirse ben niye seçilmeyeyim” duygusuyla aday adaylığına yapılan başvurular AKP’nin genel seçimi finanse etmesine yararken diğer yandan da kamuoyunda siyasetin sadece AKP’de yapılıyor algısının sağlanmasına yol açıyor. Sıradan insanların milletvekili yapılması da halka dokunma stratejisinin bir parçası olarak gerçekleşiyor ve de başarılı elde ediliyor.

 

 Diğer yandan AKP Genel Merkezi tarafından milletvekili adayını belirlemek için yapılacak anketlerde tanınırlığın çok önemli olduğunun altı çizilerek mahalli basınla AKP adayları arasında kontakt kurulmasını sağlıyorlar. Tanınıyor olabilmek için kampanyalar düzenleyenlerin en fazla müracaat edecekleri alanda tabii ki mahalli basın.

 

 Binbir türlü mahalli sorunla uğraşan mahalli basın için genel seçim ise büyük bir fırsat getiriliyor. Mahalli basın aday adaylarının reklam çalışmaları ile ilgilenmekten başka işlerle ilgilenmeye fırsat bulamaz hale getiriliyor.

 

 Bu seçimler için AKP’nin mahalli basın için kullandığı diğer bir argümanda “önümüzde bu seçimden sonra 4 yıl daha seçim yok bu fırsatı iyi kullanın” baskısı oluyor.

 

 Biliyorum ki, Akçakoca’da CHP’liler ve MHP’liler AKP’den aday adayları açıklandığında kendi aralarında gülüyorlar ve de aday adayları ile dalga geçiyorlar. Bu dalga geçmeler sadece ve sadece AKP’nin seçimi kazanma sürecine katkı yapmaktan öteye geçemiyor.

 

 Çarşıda-pazarda sadece AKP’li adayların ismi konuşuluyor, mahalli gazetelerde ve şehrin her tarafındaki panolarda AKP’li aday adaylarının fotoğraflarını görmeye başlıyorsunuz.

Bu çalışmalar sonuç olarak parayla ilgili diyebilirsiniz ama ücret ödemeden yapılan sanal medya çalışmalarında da AKP aday adaylarının çalışmaları fersah fersah fark atmış durumda.

 

 Facebook üzerinden AKP’li aday adaylarının gerçekleştirdiği paylaşım bombardımanından da nefes alıp diğer paylaşımları takip etmeye fırsat bulamıyoruz neredeyse. Sanal medyanın gücünü fark atarak kullanan bir AKP var iken, “AKP facebook’u kapatacak” diye siyaset yapmaya kalkmak ise kimse kusura bakmasın ama dangalaklıktan öteye bir şey değil. AKP bu kadar başarıyla kullandığı bir silahtan niye vazgeçsin ki?

 

 Aday adaylığı sürecinde mahalli basın ve mahalli sanal medya AKP tarafından bu şekilde kullanılırken Akçakoca’dan CHP ya da MHP’den kamuoyu önünde aday adaylığı konuşulan kimse var mı?

 

 Cevabın yok olması genel seçimlerde Akçakoca’da AKP’nin niye başarılı olacağının cevabı da oluyor aslında.

 

 30 Mart’ta yapılan son mahalli seçimlerde Akçakoca’yı hatırlarsak AKP’nin bütün çabasına rağmen Akçakoca’da bu algıyı yaratamadığını da fark ederiz. Bu algının yaratılamaması Akçakoca’da AKP’nin belediye başkanlığını kaybetmesiyle sonuçlanacaktı, özellikle Okan Yanmaz siyaset AKP’de yapılıyor algısını kırmayı başarabilmişti çünkü.

 

 AKP genel merkezinden kim aday olmak için izin isterse istesin aday olmak için ruhsat alır, çünkü bu izinler seçim kazanma stratejisinin ve kamuoyundaki AKP algısının yaratılmasının bir parçası.

 

 AKP’nin aday adaylığı sürecinde aday adaylığı bolluğunu böyle okumak lazım.

 

 AKP’nin Düzce ve Akçakoca’da seçimi kazanması kapı kapı dolaşan aday adaylarının çokluğu ile “siyaset AKP’de yapılıyor” algısı hızla büyütülerek neredeyse kesinleştiriliyor.

 

Düzce’de bir milletvekilinin MHP ya da CHP tarafından kazanılması için ciddi bir potansiyel var iken AKP’nin aday adayları süreci bu potansiyeli hızlı bir şekilde aşağıya çekiyor ve sönümlüyor.

 

 Bu ahval ve şeraiti fark etmeyip seçimlerden sonra “halk cahil” argümanının tekrar tekrar servis edileceği ise kesin bir olgu olarak bizleri bekliyor.

"Halk cahil" deme cehaletinden kurtulmak her şeyin anahtarı olabilir ama ufukta bu cehaletten kurtulabilmenin mümkün olacağına dair bir ışık gözükmüyor.