• 13.03.2014 00:00
  • (4196)

 Cüneyt Yemenici ile ilk defa yüz yüze görüştüm.

 

Muhataralı bir süreçten sonra belirlenen başkan adayı olarak kampanyasına geç başlamış olsa da özgüvenin çok yüksek olduğunu söylemem gerek.

 

Bu özgüvenini sarsmayacak bir kontrol sistemini yaratmış, “ben her şeyi bilemem öğrenmeye açığım” diyor. Kendisini Apollon yerine koyup” Işığım ile Akçakoca’yı parlatırım” iddiasında/kibrinde değil.

 

Her şeyi bilirim iddiasında olmayınca vakıf olmadığı konulardan soru geldiği takdirde bocalamıyor özgüveni sarsılmıyor, sinirlenmiyor.

 

Vücut dili kişileri rahatlatırken doğru diksiyonunu da avantaj olarak kullanmayı başarıyor.

 

Bugüne kadar sosyal hayatta yeteri almadığı ile ilgili eleştirilerde haksızlık yapıldığının farkına vardım. ATSO’ da görev almak sosyal hayatta yer almanın bir parçası değil mi? Uyuşturucu ile ilgili mücadelede yer almak az bir şey mi?

 

Kent konseyinin ilk toplantısına eczacıların temsilcisi olarak katılmış ve Fikret Albayrak’ın kendisini başkan seçtirmesinden sonra kent konseyinden umudunun kesince kent konseyine olan ilgisini de kesmiş.

 

Demem o ki ; Cüneyt Yemenici sosyal hayattan geri kalan biri değil.Ancak sosyal hayata katılışı muhafazakar birinin sosyal hayatı gibi. Sosyal hayat dediğiniz de tek bir tarzda olmaz ki. Kimi içkili toplantılara gider kimi mevlit dinlemeye, özgür irade yapılan seçimlere kim ne diyebilir ki?

 

Başbakanın belediye başkanlarına “Bana para için gelmeyin demiş olmasına rağmen “ hükümetin partisinin adayı olmasının maddi kaynaklar için çözüm olabileceğini ima etmesi gereksiz bir yaklaşım olarak gördüğümü söyleyebilirim.

 

Hükümet ile uyum sağlayarak bazı avantajlar elde edilebilir tabii ki, ancak AKP’li olduğu halde maddi kaynak problemi yaşayan birçok belediye olduğunu da unutmamak gerekir. Kampanya döneminde bunlar olur diye mazur görmek diyenlere katılmasam da bu konuyu şimdilik erteliyorum.

 

Organize Sanayi Bölgesi konusunda aynı fikirde değiliz. Organize Tarım Bölgesi kurulmasına da karşı değil. İkisi de birden olabilir yaklaşımı içerisinde.

 

Bununla birlikte Akçakoca için hangisinin daha hayırlı olacağının masaya yatırılabileceğini enine boyuna tartışılabilecek panellerin sözünü verdi. Dayatma ile değil bilim ve ikna yoluna başvuracağı vaadi güzel. Umarım ki; sadece bir vaat olarak kalmaz.

 

Kampanyasının ağırlığını ev ziyaretlerine vermiş, kadınların Akçakoca’da seçimi belirleyeceğinin farkında.

 

Seçmenlere dokunarak sıcak temaslar sağlayarak seçim kazanılacağının farkında. Belli ki, bir önceki seçimi bu Fikret Albayrak’ın bu şekilde kazanmış olmasından önemli dersler çıkarılmış.

 

Kampanyasını çok önceden başlatarak seçmenle birebir temaslarla yürüten Okan Yanmaz’ı ise asıl rakibi olarak görse de seçimi kazanacağından çok emin.

 

Mahalle meclisleri kurma vaadini hayata geçirmek konusunda çok iddialı, ancak bu konuyu kent konseyleri ile nasıl uyumlu hale getireceği konusunda belirsizlikler mevcut. Tüm bu belirsizliklere rağmen kent konseyinin bugünkü durumundan daha iyi bir noktaya taşınacağı konusunda iyimser sayılabilecek bir bakışa ikna edildim diyebilirim.

 

Konuşulacak daha birçok konu varken program sıkışıklığı nedeniyle Akçakocatv yazarları olarak Cüneyt Yemenici ile yaptığımız görüşme yarım kaldı. Oysa konuşulacak/sorulacak çok şey vardı.

 

Yazıda yarım kalmış bir görüşmeden yarım kalmış değerlendirmeler yazısı kıvamında oldu…