• 5.07.2013 00:00
  • (3284)

Kardeşlik festivaline gittim.

29-30 Haziran tarihlerinde Taşlıağıl-Melikköy yaylasında yapılan festivalin benim için anlamı buydu.

 Bu kardeşliği yola çıktığımız ve döndüğümüz 6 gün boyunca doya doya yaşadığım ve onurlandırıldığım için gururluyum.

 Dizlerimde olan sorunlar dolayısı başlangıçta tertip heyeti başkanı Tuncay Top arkadaşım tarafından yapılan davete icap etmekte tereddüt ettim. Çünkü daha önce Ardahan Platosundaki Hemşin Yaylasına gitmiştim ve yoksunlukların ne olacağını biliyordum.

Karman Mustafa’da “hadi gidelim” deyince tereddüt filan kalmadı ve yola koyulduk.

 

GİDİŞ

Otobüsümüz tıka basa doluydu. 2 şoför 47 yolcu ve 10 kadar çocuk.

6 kişi misafirdik. 4 erkek 2 kadın dönüşte ise 3 erkek 1 kadın kaldık.

Otobüsümüz Bolu yakınlarında hararet arızası yaptı. Bu mola geleneksel bir mola sayılabilir. Geçen sene Arpaçay ilçesi ile kardeş ilçe projesi için giden otobüs de aynı yerde arıza yapmış çünkü.

Arızadan sonraki ilk molada Kürt kadınlarımız yaptığı lezzetleri tattık. Bir kere daha ellerine sağlık diyorum.

Gırgır şamata giderken ikinci molamızı Osmancık’da verdik. Bu mola kısa bulduğumuz ilk uygun dinlenme tesisinde yemek molası veririz kararı bizi zorladı.

Osmancık’tan Suşehrine yaklaşasıya kadar uygun bir dinlenme tesisi bulamadık ve bir benzinliğe yanaştık. Neyse ki pasta ve börek stokları bitmemiş ki yemek sorunu yaşamadık.

 

 

ANİ HARABELERİ

20 saati aşan bir yolculuktan sonra Kars’a vardık ve hiç durmadan devam ederek Ani harabelerine ulaştık.

Biran önce köylerine ulaşmak isteyen birkaç kişi homurdansa da onlar da Ani’yi gezdiler.

Ani ören yerine bir buçuk saat kadar zaman ayırabildik ki bu süre yeterli değil.

Kars gezisine değil Yayla Festivaline geldiğimiz için bunu dert etmedik.

Ani harabelerinin doğusundan geçen nehir Ermenistan ile doğal sınırı oluşturuyor.

Kuşlar sınır filan bilmiyor, Türkiye’den kalkan bir kuş Ermenistan’ geçiyor sonra Türkiye’ye dönüyor. Ne pasaport ne de başka bir şey.

Kuşlar gibi özgür olmak lafının anlamını bir kere daha anlıyorum.

 

KARS ve KARS KALESİ

Kars ‘ı beğenmedim. Belediyecilik adına hiçbir şey yapılmamış.

En önemli turistik yeri olan Kars kalesi çevresinde çöp atacak kutu bulmakta bile zorlandık.

Bütün yorgunluğuma rağmen Kars Kalesine çıktım.

Kars Kalesinden bakınca teneke bir şehir görüyorsunuz. Güneş evlerin damlarına kapatılan metal kaplamaları parlatıyor ve en modern binayı bile gecekonduya çeviriyor.

Yakın zamanlarda bu kaplamaları kiremit rengi ve güneşi yansıtmayan özellik de yapmaya başlamışlar ancak yetersiz.

Ruslardan kalan tarihi binaların çoğu bakımsız ve harab. Ruslardan kalan şehircilik anlayışına sahip çıkılmadığı gibi yerine bir şey konmamış.

 

ARPAÇAY

Eski adı Zarşat olan ilçe eskiden Ermenilerin yaşadığı bir yermiş.

Şimdi ise Kürtler,Azeriler,Terekemeler ve yerlilerinden oluşan bir nüfusa sahip.

11 kişi kaşan Malakan’larda Arpaçay’ın yok olmak üzere olan zenginliği. Süt içenler manasına gelen Malakanlar Ortodosk Hrisliyanlığın farklı bir kolu.

Arpaçay’da kaldığım süre boyunca Malkanlarla karşılaşmadım.

Arpaçay toz duman, şehrin merkezi üzerinde yapılan çalışmalar sebebiyle.

Proje Arpaçay’a özgünlük katacak bir proje olarak durmuyor.

Umarım ki proje de çay bahçesi vardır çünkü çay bahçesi bulamadık.

 

ÇILDIR GÖLÜ

Köye giden uzun yolu tercih edince Çıldır gölünün yakınından geçtik. Çıldır Gölüne ertesi gün gidemedik, çünkü tertip heyetine verilen bürokratik sözler tutulmayınca bu ziyaretten geri kaldık.

Taşbaşı köyünden sapıp Melikköy yoluna girdik.

 

KÜRDKÖY

Köylerinden bahsederken böyle diyorlar. Devlet ise kendilerine Taşlıağıl adını layık görmüş.Bu isimden hoşlanmadıkları aşikar.

Kürdköyü Melikköyden ayrılanlar oluşturmuş.İki köy tümüyle birbirine akraba.Tek köy olarak da sayabilirsiniz.

 

MELİKKÖY

Misafirperverliğin köyü .

Yeşil çimenlerin ve kayaların köyü.

110 hane kalan köyün dışarıya 700-800 hane göç vermiş.

Köyde kalanlar ile göç edenler arasındaki sosyolojik farklılıklar değinmek bu yazının konusu değil.

Köyde bir tane ağaç yok. Toprağı kazınca hemen kaya tabakaları ile karşılaşıyorsunuz.

Köy çok geniş bir alana yayılmış bir uçtan bir uca yürümek 45 dakika sürüyor.

Köyün geçimi büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık.

Köyde Türkçe bilmeyen yok gibi varsa da ben rastlamadım.

Güneş battıktan sonra çıkan soğuk yaz gününde bile üşütüyor.

Sular buz gibi .

Her evde at var desem abartmış olmam, hem de çok güzel bakımlı atlar.

Sabah kalkınca hiçbir ağrı hissetmiyor ve dinlenmiş kalkıyorsunuz.

 

KÜRT KADINLARI

Köydeki Kürt kadınları en erken kalkandan daha erken kalkmak gibi bir özelliğe sahipler.

Şişman bir tane bile kadın görmedim.

Misafirlere hizmet için ellerinden geleni hatta daha fazlasını yüzlerinde gülümsemelerini eksik etmeden yapıyorlar.

Köyde hayat kadınlar üzerinden yürüyor, hayatın yükü onlarda.

 

YAYLA

Köy ile yayla arası sekiz kilometre.

Dünyanın en uzun sekiz kilometresi.

Traktöre binerek çıktık. Eğer böbrek taşınız varsa kesin düşer.

Aslında yol daha da kötüymüş.

Festival dolaysı ile biraz daha düzeltilmiş.

Bürokrasinin söz verdiği yol makinelerini alabilmek için yoğun markaj da yapılmış. Bürokrasi bu Kars’ı Akçakoca’sı yok ki.

Uçsuz bucaksız çimenler, temiz, hava bol oksijen.

Yaylanın 2 km doğusu Ermenistan sınırı.

 

FESTİVAL

Her şeyin ilkini organize etmek çok zordur. Neyle karşıla cağınızı bilemezsiniz.

Bu festival içinde durum aynı.

Arpaçay Belediyesi tarafından yayla şenliğine katılımcıları taşımak için söz verilen vasıtalar verilmeyince Festivale gelmek isteyen birçok kişi gelemedi.

Yine de katılım ilki yapılan bir festival için güzeldi.

Bütün yük Melikköy dışında yaşayanların üzerindeydi.

Önümüzdeki senelerde bu köy halkının daha fazla sorumluluk alması bekleniyor.

 

HALAY

Halay Kürtler için vazgeçilmez bir tutku.

Yediden yetmişe herkes oynuyor.

Hem de güzel oynuyor.

Baştan savma halay çeken kimseyi göremedim.

En zengini ile en fakiri, başı açık ile kapalısı, kadın ile erkeği yan yana tutku ve mutlulukla halay çekiyorlar.

Kürtçe şarkıların eşliğinde jandarma komutanı ve jandarmalar bile halaya katıldı.

Düşünmeden yapamıyorsanız, madem sonunda Kürtçe şarkılar eşliğinde halay çekecektiniz ne diye Kürtçeyi yıllarca yasakladınız diye.

 

KARS GEZİSİ YAPANLARIN ZİYARETİ

Belediyemiz tarafından düzenlenen Kars gezisi çerçevesinde festival ziyereti de yapıldı.

Başşkan bey burada bir konuşma yaptı.

Ekipten birkaç kişi halaya katıldı.

Ata binip fotoğraf çektirdiler.

Kuzu eti ve pilav yediler.

Daha sonra kendilerini bir daha göremedik.

Yıldızlı konforları dönüp Kars Gezisini tamamlamışlar.

Uçakla gelmişler uçakla döndüler.

Ekibin bazı ziyaretçileri siyah güneş gözlüklerinin arkasında tebessüm bile etmeden ziyareti sonlandırdılar.

Sanırım festivale zorla getirilmişlerdi. Bu geziyi Kars gezisi değil festival gezisi dedik, yaylaya çıkmazsanız ayıp olur denilerek.

İkinci gün Kars Gezisi ekibinden kimseyi göremedik. Gezi programlarını devam etmişler.

İşin kötü tarafı Arpaçay belediye başkanını da bir daha göremedik. Bizim Kars ekibi ile ilgilenmekten festivali ihmal etti. Hâlbuki problemlerin çözülmesinde kendisine çok ihtiyaç hâsıl oldu.

 

BAYRAK KRİZİ

Kars gezi ekibi geldiği sırada Kürtçe şarkılar söyleniyordu. Sahnede bayrak yoktu.  Festivalde bayrak olmasının bir mecburiyeti olduğunu sanmıyorum.

Neyse bayrak bulundu ve kriz aşıldı.

Ertesi gün bayrağın sahibi bayrağı evde unutmuş olmalı ki bayrak yoktu, yine de festival akamete uğramadı. Kürtçe ve Türkçe şarkılarla devam etti.

 

DÖNÜŞ KARARI

30 Haziran gecesi dönmek isteyenlerle 1Temmuz gecesi dönmek arasında çekişme 1 Temmuz günü dönülmesi yönünde çıktı.

1 Temmuz sabahı uyandığımız Melikköy muhtarının annesin vefat ettiği öğrendik.

Hemen kurulan taziye çadırına gittik ve baş sağlığı diledik.

Bu seferde yolculuğun2 temmuz gününe kalıp kalmaması tartışıldı. Çünkü uzaktan gelenler için cenaze 2 Temmuz gününe bırakılıyordu.

Sonuç olarak yola çıktık, cenazeye kalmak isteyenler kaldı.

 

DÖNÜŞ

Saat 11 gibi yola çıktık Kars’a geldik. Herkes alışverişini yaptı.

Otobüsün bagajı tamamen doldu. Bagajımız mandra aracı haline geldi.

Bagaj da Davulcu Hasan’ın davuluna zor da olsa yer bulununca neşeyle yola koyulduk.

22 saat süren yolculuk sebebiyle yorgun ancak ciğerlerimize doldurduğumuz hiç çıkmamasını istediğimiz kardeşlik havası ile dolu Akçakoca’ya döndük.

Kürt hemşerilerimize, Kürt dostlarımıza çok teşekkürler,

İyi ki varsınız.