• 2.04.2013 00:00
  • (536)

 Bülent Ecevit Kontrgerillayı 1974 yılında ilk defa öğrendiğinde kendini sine verilen brifingte, adları gizli tutulan bazı vatansever gönüllülerde sivil uzantı olarak çalışmak üzere ömür boyu görevlendirivermişlerdi.

 

Bülent Ecevit ilk defa adını duyduğu bu örgüt ile zamanın genelkurmay başkanı Semih Sancar ile görüştüğünde adını ilk defa duyduğu bu örgütün bugüne kadar tüm masraflarının ABD tarafından karşılandığını ve Amerikan Askeri Heyeti ile merkezinin aynı binada olduğunu öğrenecektir.

 

Bu konuda yıllardır takılı kaldığım bir nokta var? Ömür boyu görevlendirilmek.

 

Bu ömür boyu görevlendirilenlerin şu an ki durumlarını ruh hallerini anlamaya çalışıyorum.

 

Yıllardır ABD’nin isteği doğrultusunda iç düşmanlarla çatışan bu ömür boyu görevlendirilmişlerin hali nice olacaktır.

 

İlk kurulduğunda iç düşmanlar ülke içindeki komünistlerdi, sonra irticacılar(!) ve Kürtler.

 

Komünistler iç düşman olmaktan çıkarıldılar çoğu ulusalcılığa evrildiler.(Çoğu komünistlikten ulusalcığa geçtiklerinin farkında bile değiller.)İrticacılar(!) derseniz iktidardalar ve devlete karşı isyan etmiş silahlı Kürtlerle anlaşarak barışı gerçekleştirmeye çalışıyorlar.

 

Herhangi bir iç düşmanla mücadele için yetiştirilmiş/yönlendirilmiş bu görevliler kesinlikle barış sürecinin başarılı bir şekilde sona erdirilmesinden rahatsızlık duyacaklardır.

 

Kariyerlerinin sonu demektir, bu görevliler için barışın gerçekleşmesi.

 

Kendilerini kahraman saymalarının sonu demektir. Gururlarının kırılması demektir.

 

Kahramanlıklarının son bulmaması ve gururlarının ayaklar altına alınmasını önlemek için tek çareleri barışın kurulmasını engellemek ile mümkün olacaktır.

 

Bu ömür boyu görevlilerin ikiye ayrıldığını düşünüyorum. Bu görevi iş olarak yapıp bu görevden para kazananlar ve bu görevden para kazanmayıp iş kariyerlerinin önü açılanlar.

 

Kariyerlerinde bu sayede ilerlemiş olanların çoğunu görevinin muhbirlik olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.

 

12 Eylül faşizmi geldiğinde son derece organize tutuklamalarının bu muhbirler sayesinde gerçekleştiğinden hiçbir şüphem yok.

 

Bu yüzden 12 Eylül Anayasasını da cansiperane savunurlar. Anayasasını savunurlar ama 12 Eylül rejimine karşı duruyormuş gibi yapmaktan da vazgeçmezler, muhbirlik görevlerinin gereği olarak.

 

Bu görevi meslek olarak yapanların durumu kolay devlet bize maaş karşılığı bu görevi önerdi bizde kabul ettik diye durumu kurtarabilirler.

 

Muhbirlerin durumu öyle değil. Düşünsenize herhangi bir şekilde muhbirler listesi açıklanmış olsun bu kişilerin sokağa çıkmaya bile yüzleri kalmaz.

 

Bunları nasıl mı tanırız?

 

Benim kendime göre bazı kıstaslarım var.

 

Facabook sayfalarını kullanma şekline ve edindikleri kariyerlere bakıyorum. Kariyerlerini ne kadar hak ettiklerini değerlendiriyorum.

 

Bir parça olsun empatik düşünüp düşünmediklerine bakıyorum.

 

Nefret suçu işlemekte ne kadar cevval olup olmadıklarına bakıyorum.

 

Burada sıkıntılı bir durum var. Bu muhbirlerin gazına gelip en az onlar kadar nefret suçu işleyenlerin durumu.

 

Bu gaza gelenlerle gerçek muhbirleri ayırmak gerçekten güç olabiliyor.

 

Gaza gelenlere tavsiyem sadece empati yapmaları ancak bu sayede bu muhbirler ile aynı pozisyona düşmekten kurtulabilirler.

 

Maaş karşılığı bu görevi yapanlar profesyonel olarak bu işi yaptıklarından facebook kullansalar bile muhbirlerin hatalarına düşüp kendilerini ele verecek paylaşımlara girmezler.

 

Bir ölçüm daha var Bülent Ecevit’in 1974 yılında öğrendiği gibi bu örgüt ABD’nin kontrolünde kurulmuştu.

 

Her şey sadece ABD’ye bağlayıp geçmişte görev gereği bugün ise ABD tarafından terk edilmişlik duygusu ile gece gündüz ABD’ye küfür ederek her şeyi ABD organizasyonu ile açıklamak isteyenlerde çok güçlü bir muhbirlik potansiyeli olduğunu düşünüyorum.

 

Çünkü muhbir kendisine inanmayan, güç odaklarına temsil olmuş kişidir. Herkesi kendisi gibi sandığından güç ve şer odaklarına rağmen barış olabileceğine inanmazlar.

 

Maaş karşılığı bu görevleri yapanlar zorunlu emekliliğe kendirliğinden geçeceklerdir.

 

 Zor durumda olanlar muhbirlikleri açığa çıkmamış olanlar.