• 11.03.2013 00:00
  • (730)

 Geçtiğimiz Mayıs ayında süreli ve basılı bir gazete çıkarmayı planlıyordu yayın yönetmenimiz Nevzat Cingirt. Sanırım başta ekonomik sebepler olmak üzere birçok problemle karşılaştığı için bu proje yarım kaldı.

Aşağıda tek bölüm halinde okuyacağınız yazı dizisini de bu proje için hazırlamıştım. Mayıs ayında yazdıklarımı değiştirmeden aynı şekilde yayımlıyorum. Yazı dizisi olarak planlanmış bir yazıyı sıkılmadan okumak gerçekten zor. Ancak gönlüm yazı dizisinin bir kenarda kalmasını istemedi.

Kısaca yazı biraz uzun, okuyanlara sabırlar diliyorum ve Akçakoca için faydalı olacağına inanıyorum.

                            **********************

Yıl 1979,üniversite son sınıftayım,  okuyacağımız dersler arasında “Mahalli İdareler” dersi de var. Ders başlangıçta hepimize cazip gözükmüştü, kolay geçeceğimiz bir ders olarak düşünmüştük.

Durum hiç de öyle olmadı, en baba derslerden biriydi  “Mahalli idareler” bugün bile bu dersten nasıl geçtiğim konusunda hafızam bana yardımcı olmuyor.

Ancak bu dersi çalışırken hafızama kazınmış tespitlerin bugün bile geçerli olduğunu görüyorum.

Yazıya başladıktan sonra kitaplığımda kitabı aradım ve buldum. Yazan Prof.Dr. Halil Nadaroğlu. Kitabın tam adı “Mahalli İdareler, Felsefesi, Ekonomisi, Uygulaması”

Evet, o günden beri mahalli idareler bir felsefesi, ekonomisi ve bu doğrultuda ki uygulamalar konusunda elimden geldiğince bilgimin yettiğince, yetmediği yerlerde okuyarak, çalışarak düşünce üretmeye çalıştım.

Mahalli idareler içerisinde dünya görüşüm itibarı ile en çok önemsediğim ve değer verdiğim belediyeler olduğu için belediyeler konusunda daha fazla çaba gösterdiğimi belirtmeliyim.

Belirtmeliyim ki bu çabaların hepsi amatörce çalışmalar ve araştırmalar, hata payı elbette mevcut. Özellikle mali tablolar analizi itibarıyla yapılan değerlendirmelerde bu ihtimal daha çok olabilir.

 Bu değerlendirmelerde katkı sağlayacak her görüşü değerlendirmeye ve bilgilerimizi tazelemeye hazır olduğumu da belirteyim. Yeter ki bir şeyin üstünü örtmeye, unutturmaya değil açıklamaya ilişkin olsun.

Aradan geçen 33 yıla rağmen belediyeler ile birçok mevzuat değişikliği olmasına rağmen hala aynı tespiti geçerli olduğunu düşünüyorum.

Belediyeler ekonomik kurumlardır. Sağlam ve doğru hesaplanmış bütçelerle yönetilmedirler. Şirketlerden farkı kar amaçlı değil hizmet amaçlı kuruluşlar olmalarıdır.

Gelir gider dengesi gerçekçi olmalı hizmet amaçlı diyerek har vurulup harman savrulmamalıdır. Sandıktan çıktım benim istediğim halkında istediğidir demek 60’lı yıllarda kalmış bir belediyecilik anlayışıdır. Kendi payıma 60 yılların belediyecilik anlayışına muhatap olmaktan memnun değilim. Bu memnuniyetsizliği birçok kişinin paylaştığını bu yazı dizisinden sonra birçok kişinin daha paylaşacağını umuyorum.

Bir şehrin geleceği bir ya da birkaç kişinin tasavvurlarına teslim edilmemeli, bir şehrin geleceği halkın ortak iradesi ile belirlenmelidir. Akçakoca Belediyesinin kısıtlı imkânları birkaç kişinin egosunu tatmin etmek için kullanıldığı bir yer olmaktan çıkarılmalıdır.

Böyle bir çalışmanın Akçakoca için ilk olduğunun farkındayım, umudum bu tür çalışmaların birden fazla kişi tarafından yapılarak Akçakoca kamuoyunun haberdar edilmesi. Bunu başardığımızda takdirde ileri demokrasi uygulamalarına geçiş için önemli bir merhale kat etmiş oluruz.

Akçakoca halkının ileri demokrasi uygulamalarına layık olduğuna fırsat verildiğinde bunu en başarılı şekilde uygulayacağını biliyor bu yazı dizinin de bu fırsatlardan biri olmasını diliyorum.

 

Bu yazı dizisinde en fazla ele alacağımız belge Akçakoca Belediye Meclisi Denetim Komisyonu 20111 yılı raporu.

Belge 11 sahife ve Sayın Ahmet Göral başkanlığında Sayın Kadir Şengül’ün başkan yardımcısı Sayın Yücel Orhan’ın da üye olarak yer aldığı komisyon tarafından hazırlanmış.

Tahmin edersiniz ki bu denetim raporu belediye başkanımızın resimleri ile süslü belediyemiz web sayfasında yer almaz. Bir denetim raporunun belediye başkanını fotoğraflarından daha önemli olduğunu düşünüyorum, bu düşüncemde de yalnız olmadığımı biliyorum.

Denetim raporlarının belediye web sitesinde yer almaya başladığı günler umarım ki çok uzaklar da değildir.

“Söz konusu gelir kalemleri bazı varlıkların elden çıkarılması sonucunda elde edilmiş olup devamlılığı bulunan bir gelir durumunda değildir.

Dolayısıyla; gelecek yıllarda gelir kalemlerimiz arasında böylesine bir gelir yer almayacağından bütçenin olumsuz yönde etkileneceği mutlaktır.”

 

Şimdi böyle bir cümleyi ben kullanmış olsam, belediye başkanımız bana demediğini bırakmazdı. Ancak bu satırlar altında denetim başkanı olarak yer alan kimse Sayın Ahmet Göral. Kendisini çocukluğumdan beri tanır ferasetine inanırım, müfettişlikteki engin tecrübelerine herkes güvenir.

Bilindiği gibi Sayın Ahmet Göral,  Sayınn Fikret Albayrak’ın bir yıl başkan yardımcılığını yaptı. Bu başkan yardımcılığın daha az eleştirel bir dil seçilmesine sebep olması son derece tabiidir.

Ancak ”Gelecek yıllarda bütçenin olumsuz etkileneceği mutlaktır “ tespitinde kelimeler sert olmasa da yeteri kadar eleştirel olduğunu düşünüyor ve bu tespiti kendi anladığım şekilde Akçakoca halkı ile paylaşmak istiyorum.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                           

“Akçakoca Belediyesinin satacak önemli gayrimenkulü kalmadı, önümüzdeki senelerde bütçenin hali kötü”

 

Denetim kurulu üyelerinin bu konuda yazdıklarını birkaç defa daha okuyorum yine aynı manayı çıkarıyorum. Başka mana çıkaranlar, ancak yağdanlıktan baş yağdanlık pozisyonuna çıkmak isteyenler olabilir.

 

 

Belediyemizin ne kadar borcu olduğu konusu için hemşerilerimize mikrofon uzatsak fikri olan birilerini bulmak zor olacaktır. Çünkü bu bilgiler başarılı bir şekilde kamuoyundan saklanıyor ve paylaşılmıyor paylaşılmak istenmiyor.

20.529.715,29 TL Akçakoca Belediyesinin toplam borcu. Algılamayı düzeltmek için eski para ile 20 trilyon bugünkü para ile söylersek 20 milyondan fazla borcu var Akçakoca Belediyesinin.

17.427.456,86 TL bu rakamda 31,3. 2009 tarihi itibarı ile Akçakoca belediyesinin borcu. Yani Sayınn Fikret Albayrak belediye başkanlılığını devir almadan önceki borç tutarı.

Bu açıklama Sayın Nazmi  Çiloğlu tarafından değil bizzat Sayınn Fikret Albayrak’ın imzası ile  yapılmış.

Bu borç tutarına Sayın Nazmi Çiloğlu muhakkak ki itiraz edecektir. Bu yazı dizisinde Sayınn Fikret Albayrak’ın açıklamalarını veri aldım. Elbette ki bu borç rakamı tartışmaya açıktır.

Sayınn Fikret Albayrak’ın seçimlerden hemen sonra borç içerisinde bir belediye aldık ağlaşılırını unutmadığımız için bu beylik deyişi söylemeden yapamıyorum.

BU NE PERHİZ; BU NE LAHANA TURŞUSU

Borç içerisinde bir belediye aldık diye sitemkâr olan birinin borçları azaltmak için çaba göstereceğini düşünmek son derce doğaldır. Ancak Akçakoca halkı Sayınn Fikret Albayrak tarafından yanıltılmıştır.

Seçimlerden sonra borç içerisinde bir belediye aldık açıklamaları sadece zaman kazanmak için yapılmış açıklamalar olarak gözüküyor. Çünkü bugünkü çalışmalarını tamamen borçlanma üzerine kurmuş durumda. Üstelik bu borçlanmalar geçmiş dönemlere rahmet okutacak boyutlarda.

Sayın Ahmet Göral başkanlığında hazırlanan denetim raporu da bu durumu gözler önüne seriyor.

Aslında borç miktarı daha fazla olacakken imdada gayrimenkul satışları yetişmiş durumda. Gayrimenkul satışından 3 milyondan fazla gelir elde edilmiş durumda. Eğer bu gelir kalemleri olmasa idi belediyemizin borçları Sayınn Fikret Albayrak döneminde şimdilik 6, 4 milyondan fazla artmış olacaktı.

İnsanoğlu bazen garip davranabiliyor. Başkasında eleştirdiğin yerden yere vurduğun çalışmaları kendisi yapınca bir anda marifet olarak görmeye başlayabiliyor. Bizim belediye başkanımızın yaptığı da budur. Geçmiş dönemlerde kötülediği borçlanmayı misliyle kendisi yapınca marifet oluyor.

Sayınn Fikret Albayrak bu borç artışını önemsemiyorsa o zaman ne diye Sayın Nazmi Çiloğlu döneminde borç batağında olduğumuzu iddia etti.

Tutarlılık herkes için önemlidir. Hele bu kişi belediye başkanı ise daha da önemlidir. Çünkü tutarlı olup olmadığı halkın menfaatleri ile birebir ilişkilidir.

Bu borçlanma konusunda tutarsızlıklar bununla sınırlı değil. Bu açıklamalar yine denetim raporundan,

Yeni yapılacak Terminal Binası, Sahil Yolu Projesi, emekliye ayrılacak işçilerin kıdem tazminatları, bazı yolların sıcak asfalt ile kaplanması ve baskı beton yapımı için iller bankasından talep olunan kredilerinde kullanımı sonrasında bu borç tutarının artacağı muhakkaktır”

Edindiğim bilgilere bu yeni borç miktarları 12,9 milyon TL. Aşağıda dökümünü vereceğim bu borçlanma rakamlarında yanlışlık olabilir bunu peşinen belirteyim. Belediyemizden bu konuda bilgi alabilmek o kadar zor ki.

Terminal binası için   :  3.700.000 TL

Su hattı için                 :  1.000.0000 TL

Sahil Projesi                ; 2.000.000 TL 

Emekli Tazminatları.  :  1.300.000 TL

Sıcak Asfalt                  : 2.000.000 TL

Baskı  Beton                :1.4000.000 TL

Su Deposu                     :1.500.000 TL

Ayrıca sahil projesi için yeni borçlanmalar yapmak zarureti de var. Bilindiği gibi bu proje 4 aşamalı buradaki 2 milyon TL’lik borçlanma sadece birinci aşama için.

Bu 12,9 milyonluk borçları içerisinde faiz giderleri var mı o konuda bir bilgiye ulaşamadım. Dâhil değilse borçlanma rakamlarımız daha da artacak demektir. Belediyemizden gelecek doyurucu bütün cevapların yayınlanacağını söyleme gerek yok ama yine de belirteyim.

 

31 12. 2009 tarihi itibarı ile Sayınn Fikret Albayrak ‘ın kamuoyu ile paylaştığı bir önceki başkanlık dönemine ait bir borç listesi var. Listede Devlete Ait Borçlar olarak tasniflenmiş ancak son anda borcu fazla göstermek için artık hangi aklı-evvelin aklına geldiyse, su aboneliklerinden alınan depozitolarda devlete ait borçlar kısmında gösterilerek listeye 190.101 TL daha borç eklenmiş. Vatandaşa olan borçların devlete ait olan borçlar kısmında göstermek nasıl bir marifetse.

 Sayınn Fikret Albayrak’ın yayınladığı bu listeye göre vergi dairesi borçlarımız 2.705.101 TL. 2011 yılı denetim raporuna göre de borç miktarı 3.368.292 TL. ( Bu rakamların kuruşlarını yazmaya gerek görmüyorum)

Vergi dairesine olan borçlarımız da 662.308 TL miktarında bir artış var görüldüğü üzere.

5.487.280 TL ise 31. 12 tarihi ile SSK ve Emekli sandığına olan belediyemizin borçları Sayınn Fikret Albayarak’ın meşhur listesine göre. 2011 yılı denetim raporuna baktığımız zaman bu rakamın 7.894.539 TL olduğunu görüyoruz.

Geçen üç yıl içerisinde sosyal güvenlik kurumlarına olan borç miktarı 2.497.259TL artmış durumda.

Bu durum 2011 yılı denetim raporunda şöyle özetlenmiş.” Birçok belediye ve kuruluşlarında aynı durumda olması nedeniyle söz konusu borçları ödenmesine imkân sağlamak açısından 6111 yasa çıkarttırılarak yürürlüğe konulmuş ise da belediyemiz açısından bu hususta bir borç azaltılmasına gidilmemiştir.”

6111 sayılı yasadan belediyemizin hiç faydalanılmadığını düşünürsek yanlış bir değerlendirme yapmış oluruz. Belediyemizde çalışmakta olan 39 işçi 6111 sayılı yasa sayesinde ayrımcılığa tabi tutularak başka kurumlara atanmışlardır.

6111 sayılı yasadan borçları azaltmak yerine ayrımcılık yapabilmek için faydalanılmıştır.

6111 sayılı yasanın denetim raporundaki macerasının bittiğini düşünmeyelim. Macera devam ediyor.

“Halkın beklentisi olarak kabul edilen 6111 sayılı yasaya(torba yasa) rağmen belediye alacaklarının tahsilinde geçmiş yıllardaki zorlukların yaşandığı görülmektedir.”

 

2.653.704 TL 2011 yılında tahakkuk ettirilen su hizmetleri geliri. 1.513.294 TL ise 2011 yılından devir eden su hizmetleri alacakları. Yani su hizmetleri alacakları 4.166.999 TL.2011 yılında su hizmetlerinden yapılan tahsilât tutarı ise 2.300.352 TL

Görüldüğü üzere torba yasa affının getirdiği tahsilâtlara rağmen su hizmetleri hâsılatı 2011 yılındaki tahakkuk eden rakamın yuvarlak hesap 350.000 TL gerisinde kalmıştır.

39 işçinin belediyeden ayrımcılık yaparak gönderilmesinde torba yasadan faydalanmada büyük başarı gösteren belediye başkanımız iş su hizmetleri tahsilâtına gelince yaya kalmıştır.

Ayrımcılıkta gösterilen başarının(!)  tahsilâtlarda da gösterilmiş olmasını istemek hemşerilik hakkımız.

 

‘2011 yılı denetim raporundaki macera dolu değerlendirmelerimiz devam ediyor. Bu cümlede yine raporumuzdan “Belediyemiz giderleri içerisinde en büyük payı %35,42 oranı ve 5.577.992 TL ile personel giderleri oluşturmaktadır.”

Raporda bu harcama kalemine 959.011 TL sosyal güvenlik kurumları prim giderleri de ilave edilmesi gerektiği belirtiliyor. Ancak raporun sonuç bölümünden bu primlerin ilgili sosyal güvenlik kurumlarına yatırılmadığını görüyoruz.

Uygulama geçmiş dönemlerle aynı anlayacağınız, ancak aradaki fark geçmiş dönemlerdeki başkanlar bunu yapınca felaket Sayınn Fikret Albayrak yapınca marifet oluyor.

Yine denetim raporuna göre 3 firmadan temin edilen personel için 3 firmaya 897.993 TL ödenmiş.

Firmalardan temin edilen bu elemanların ücretleri hizmet alımı olarak mütalaa edildiğinden personel giderleri içerisinde yer almamaktadır. Görüldüğü gibi belediye giderlerinin önemli bir kısmı personel giderlerinden oluşmakta olup personel istihdamında daha hassas davranılması gerektiğine işaret olunur.”

 

 Burada dikkat çekmek istediğim nokta %35,42 olarak gösterilen personel giderlerinin aslında hizmet alımları ve sosyal güvenlik primleri ile daha da yüksek olduğunu altının çizilmesi.

5393 sayılı kanuna göre belediyelerin personel giderleri gelirlerin  %30 un altına düşesiye kadar yeni personel alımının yasaklanmış olması. Yine denetim raporuna göre 5 adet memur alımı yapılmış 1 kişide atama sureti ile göreve başlamış.

Atama sureti ile belediyede işe başlayan bu kişinin Sayınn Fikret Albayrak ‘ın yeğeni olduğunu hatırlatayım.

Kanunun açık hükmüne rağmen yeni personel alımı yapılması sebebi ile belediyemiz başına gelenler ya da gelecek olanlar konusunda bir bilgiye sahip değilim.

Ancak bu konu ile ilgili soruşturma oluşursa çıkarılacak yaygara bellidir. Muhalif partiye mensup olduğumuz için bu konuda üzerimize geliniyor.

AKP’li belediyelerde böyle yapıyor savunmasına karşı sorumu da peşinen sorayım” Siz AKP ‘li bir belediye başkanı mısınız?”                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                              

Belediyemizin tahakkuk eden gelirlerin tahsilâtı ile ilgili olarak denetim raporumuz şöyle bir değerlendirmede bulunuyor.

“Keza bir önceki yıl denetim raporunda da özellikle değinildiği üzere, tahakkuk eden belediye gelirlerinden önemli bir bölümü yıl içinde tahsil edilemeyerek 2012 yılına devredilmiş bulunmaktadır.”

 

Denetim raporu belediyemizin alacakları için bunları söylüyor. Belediyemizin denetim raporuna göre alacaklar toplamı 3.321.352 TL. Bu rakamın 1.866.767 TL su hizmetleri alacağı oluşturuyor.388.586TL Çevre temizlik verginden, 311.117 TL bina vergisinden,267.945 TL arsa vergisinden,11.461TL arazi vergisinden,87548 TL ilan ve reklam vergisinden son olarak da kira gelirlerinden 388.045TL kira gelirlerinden alacaklar bulunuyor.

Belediye başkanımız 2009 yılında seçimi kazandıktan sonra borç içinde bir belediye aldıklarının altını defalarca çizmiş, çıkacak torba yasa sayesinde su hizmetlerindeki tahsilâtlara bel bağladığını defalarca anlatmıştı.

Ancak su hizmetleri tahsilâtındaki alacaklar bir noktadan sonra önemsiz hale geldi. Çünkü çok daha önemli bir para kaynağını keşfetmişti. Neydi bu kaynak borçlanma. Borçlanma konusunda hızlı büyük bir başarı sağladığı da bu yazı dizsinin konusu zaten.

İLLER BANKASI KESİNTİLERİ VE BÜTÇE

 

Belediyemiz gelirleri içerisinde merkezi idareden ayrılan pay en önemli gelir kalemini oluşturmaktadır. oluşturmaktadır.  İller Bankası payları alarak bilinen paylardan 2011 yılında 5.073.340 TL tahakkuk ettirilmiş olup bunun 1.529.110 TL’si borçlarımıza karşılık olarak kesilerek 3.544.230 TL’si belediyemize ödenmiştir.

İller bankasından aktarılan payların kabaca %30’u kesintiye uğramıştır. Bu kesintilerin ne kadarının geçmiş dönemlerde yapılan borçlanmadan kaynaklandığını denetim raporundan öğrenmemiz mümkün değil.

Bu bilgileri şeffaf belediyecilik anlayışı gereği kamuoyu ile paylaşmak belediyemizin görevi. Denetleme kurulu üyelerinin işi değil zaten.

Sayınn Fikret Albayrak kendi dönemindeki borçları belirsizleştirirken aynı uygulamayı geçmiş dönem borçları içinde yapmaktadır.

Belediyemizden bu bilgilere ulaşamadığımız için yine denetim raporundaki bilgilere müracaat etmek elimizdeki tek çare.

12 Mart 2012 tarihinde İller bankasının bilgi amaçlı verilerine 8.588.402TL iller Bankasına borç bulunmakta, bunun 1.343.518TL’si faiz.Bu rakamlarda yine denetim raporumuzdan.

31.12.2011 tarihli mizana göre ise uzun vadeli İller Bankası kredileri 5.954.543TL gözükmekte. Yani İller Bankası verileri ile belediyemizin verileri arasında bir tutarsızlık söz konusu. Arada kabaca 1.600.000 TL fark var. Daha sonra da rapor mizandaki rakamların bilanço için geçerli olduğu belirtiliyor.

İller Bankası verileri ile belediyenin mizanı arasında yaklaşık 3 aylık bir fark var. İller Bankasına bu süre içerisinde bu kadar borç ödenemeyeceğine göre mizanda ve bilançoda faiz borçlarının gösterilmemiş olması ihtimali yüksektir.

Çünkü İller bankasının 2011 yılı içerisinde belediyemiz paylarından kestiği miktarlar aylık 34.000TL ile 240.000 TL arasında değişiyor. Belediyemiz ödemeleri bu en yüksek rakam civarında yapılmış olsa dahi 1.600.000 TL’lik farkı yok etmeye yetmiyor.

Denetim raporumuz aslında belediye bilançosunun rötuşlanarak hazırlanmış olabileceğini en mülayim bir şekilde anlatmış, tabii ki anlayana.

 

Yazımızda buraya kadar hep İller Bankası borçlanmalarından ve kesilen paylarından bahsettik. Kısaca İller bankasına nasıl borçlanılır onu anlatayım. Belediyeler genel bütçe gelirleri tahsilâtı üzerinden merkezi bütçeden pay alırlar. Bu payları dağıtan kuruluş da İller Bankası. Belediyeler pojelerini gerçekleştirmek üzere bu payları teminat göstererek İller Bankasından 5 ila 20 yıl vadeli krediler alabilirler.

İller Bankası, belediyelere kısa vadeli kredi de açmaktadır. Banka tarafından belediyelerin hakkı olan kanuni paydan belediyenin özellikle bankaya olan borçları dikkate alındıktan sonra kalan kısım ölçüsünde, kredinin açıldığı yıl veya bir sonraki yıl belediyenin kanuni payından karşılanmak üzere kısa vadeli kredi verilmektedir. Kısa vadeli kredinin kaynağı bankanın öz kaynakları olabileceği gibi banka dışındaki diğer kredi kuruluşlarından sağlanacak kaynaklar da olabilir.

2011 yılı verilerine baktığımızda kesinti oranın kabaca %30 civarında olduğunu belirtmiştik. Önümüzdeki yıllarda bu kesinti oranının çok daha yüksek olacağı muhakkaktır.

Belediye mülkleri satışı dışında belediye gelirlerinde artış görülmemektedir. Alacak tahsilâtlarında dahi 6011 sayılı yasaya rağmen artış sağlanamamıştır.

 

Edindiğim bilgilere kesinti oranları %40 üzerine çıktığı takdirde, faiz oranları artmakta borçlanmalar İller Bankasının kaynaklarından çok diğer kredi kuruluşlarına müracaat edilmektedir.

Belediyemizin borçlanma rakamlarına baktığımız zaman önümüzdeki yıllar da borçlanmalar yüzünden İller Bankası paylarının %40 dan daha yukarıda kesinti oranlarına çıkacağını söyleyebiliriz.

 

 

Borçlanmalar belediye meclisin kararı ve mülki amirin onayı ile yapılmaktadır. Mülki amirin onayı sadece burada bir prosedür olarak durmaktadır. Belediye borçları kontrol edilemez boyutlara ulaştığı takdirde ve de şikâyetler olduğu takdirde borçlanmalara onay vermeyebilir.

Ancak belediye meclisinin borçlanmaya verdiği onaylar böyle değildir. Her belediye meclisi üyesinin borçlanma için verdiği onay meclis üyeleri içinde bir vebal teşkil etmektedir.

Akçakoca’mız için durum daha da traji- komiktir. Belediye başkanına verilen borçlanma yetkisi için belediye meclisinin salt çoğunluğu yeterken çoğu zaman AKP ve MHP üyeleri de bu kontrolsüz borçlanmaya onay vermişlerdir.

Konuştuğumuz siyasi parti yerel yetkilileri bu borçlanmaların çoğuna karşı çıkmalarına rağmen borçlanma yetkisine verilen onaylara açıklık getirmekte zorlanmaktadırlar.

 

Belediye bütçesi ve belediye başkanımız Sayınn Fikret Albayrak’ın Yüzyılın Projesi diye tanımladığı benim sıradan bir kaldırım projesi olarak nitelendirdiğim proje hakkında belki tekrar olacak ama birkaç şey daha söylemek istiyorum.

Akçakoca  Kent Konseyi Turizm çalışma grubu olarak 2 sene kadar önce Sayın Hidayet Albayrak ve Sayın  Şafak  Şengül ‘E bilgi alamaya gittiğimizde bu projenin maliyetinin ne kadar olacağını sormuştum. Aldığım cevap belediyemizin imkânlarını da devreye soktuğumuz zaman 2 milyon TL’yi aşmayacağı yönünde olmuştu.

Bugün sadece projenin birinci kısmının maliyetinin bu olduğunu görmekteyiz. Belediyenin imar işleri ile ilgili iki yetkilinin tahminlerini elbette ki ciddiye almak gerekir. Bende öyle yapmıştım. Ancak görüldüğü üzere önce proje yapılmış tahmini bir maliyet çalışması yapılmamış ve daha sonra projenin maliyetleri hesaplanmaya başlanmıştır.

Kalıcı bir eser bırakacağım ya da çalışan, projeler üreten belediye başkanı imajını vermek için hesapsız kitapsız girilen bu projelerin maliyetini Akçakoca halkı önümüzdeki yıllarda ödeyecektir. Bu projenin ulaşacağı tahmini maliyet hakkında bir açıklama yok.

Bu proje bittiğinde ortaya güzel cilalı, parlak yeni kaldırımlar ortaya çıkacaktır. . Betonlaşmayı modernleşme olarak algılayanlar bu projeyi çok beğeneceklerdir. Hatta projeyi sadece kaldırımların kalitesi açısından kıyaslamaya kalkarsak herkes beğenecektir.

Lüks ve modern kaldırımlarda yürümenin Akçakoca halkına maliyeti ne olacaktır. Başkanlar geçici halk kalıcı olduğundan hareketle, Akçakoca halkının olan Akçakoca Belediyesinin ileri yıllarda altından nasıl kalkılacağı bilinmeyen borç dağları.

Bu kaldırımlar için benim tahminim belediyemizin bir yıllık bütçesine yakın bir maliyeti olacağıdır. 10-15 milyon TL’lik bir borç yükü.

Peki, bu projenin Akçakoca’ya getirisi ne olacaktır, borç ödeme yükümlülüğünden başka.

Bu projede uygulanan çalışmalar Türkiye’nin her tarafında uygulanan tek tip çalışmalar. Turizm kenti olması için uğraştığımız Akçakoca’da misafirlerimize bu tek tip çözümler ne kadar cazip gelecektir ki.

Kimse sıradan tek tip kaldırımlar ne güzel olmuş demek için tekrar ziyarete gelmez. Tek tip sıradan kaldırımların turizme bir katkısı olmaz.

Kaldırımları yapmak için Akçakoca’yı en güzel ifade eden unsurlardan olan asırlık çınar ağaçlarının kesilmesi, bu yazı dizisinin konusu dışında.

Akçakoca’nın acil olarak giderilmesi gereken acil birçok ihtiyacı varken, kaynakların Akçakoca ‘ya ne götüreceği belirsiz projelere harcanmasına karşı çıkmak Akçakoca’nın hemşehrisi olan herkesin hakkı, dolayısı ile benim de.

 

Yazı dizisi boyunca verdiğimiz bilgilerin içerisinde sorduğum soruları bir kez daha maddeler halinde sorayım, ola ki belediye başkanımız bu soruları cevaplamak ister. İşini kolaylaştırayım.

1      Akçakoca Sahil Projesi toplam maliyeti ne kadara çıkacaktır. Bu proje için bugüne kadar alınan kredi ne kadardır ve faizleri ile ödeme planı nedir? Projenin geri kalanı için ne şartlarda ne kadar daha borçlanılacaktır.

2      Belediyemizin Vergi dairesine olan borçları 6011 sayılı yasaya rağmen azalmış değildir. Vergi dairesine borçlar konusunda belediyemizin çalışmaları nelerdir?

3      Sosyal Güvenlik kuruluşlarına olan borçlar her geçen artıp 8.000.000 TL’ye ulaşmıştır. Bu borçları ödemek için bir girişim var mıdır? Yoksa hedef bu borçları bir daha ki seçim dönemine aktarmak mıdır?

4      Belediyemiz borçları ve harcamaları ile şeffaf bir muhasebe anlayışına yönelip belediyemiz web sitesinden Akçakoca halkı ile paylaşmayı görev edinecek midir? Bilindiği üzere bu konuda hiçbir yasal engel yoktur ve birçok başarılı uygulama vardır.

5      Akçakoca Belediyesinin İller Bankası ve İller Bankasının aracılık ettiği diğer kurumlara anapara ve faiz olarak ne kadar borcu vardır? Bu borçların ödeme planı nedir?

6      İller Bankasından onayı çıkmış ancak henüz borçlanma işlemi başlamamış projeler için de aynı sorular geçerlidir?

 

BİTİRİRKEN

Yazdıklarımı gözden geçirirken okurların borçlanmaya aşırı karşı olabileceğim anlamını çıkarabileceklerini fark ettim.

Benim karşı olduğum hiçbir gelir artırıcı çalışma olmadan aşırı borçlanılması. Belediyemiz gelirlerine eklenecek tek kalem doğalgaz kullanımından gelecek gelirler. Bunun dışında gelir artırıcı bir çalışma yok.

Elbette ki belediyeler bütçelerinin ve kanunlarının el verdiği ölçü ve oranlarda borçlanabilirler. Yeter ki halkın menfaatlerine ve isteklerine yönelik olsun.

Bir önceki dönem için büyük borçlar içersinde bir belediye devraldık söylemine sarılıp daha fazla borçlanmayı bir marifetmiş gibi anlatma samimiyetsizliğine karşı durmanın gerekliliği bu yazı dizinde ne çok üzerinde durduğum nokta oldu.

Umuyorum ki; bu yazı dizisi Akçakoca ‘da şeffaf belediyecilik anlayışı için bir katkı olmuştur ya da en azından bu yolda bir tartışma ortamı başlatır.