• 22.12.2012 00:00
  • (642)

 

 28 Şubat sürecinde alttan alta yapılan kampanyalardan biri de Ülker ürünlerini boykot etmekti. Çünkü Ülker yeşil sermaye çerçevesinde değerlendirilmeliydi.

 

Aynı şey BIM mağazalar zinciri içinde geçerliydi. Ülker ürünleri almamak BIM mağazalar zincirinden alışveriş etmemek hala birçok kişi için hala kıvanç kaynağı.

 

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın tutuklanma süreci içerinde İtalyan malları boykotu da gündeme gelmişti.  Ülker markalı ürünleri almayan BIM mağazalar zincirlerinden alışveriş etmeyen bu kişilerin İtalyan markaları olan arabalarını değiştireceklerini düşünmüştüm.

 

Hayır, öyle olmadı. Bu kişiler ki bu kişilerin içerisinde epeyce arkadaşım da vardı? Türkiye ‘ye kazık(!) atan İtalyan malı ya da patentli ürünlerini değiştirmediler.

 

AKP iktidarını destekleyen ABD markalı ürünleri boykot etmelerinin bekledim bir süre, mesela Windows işletim sistemini kullanmamalarını, arama motoru olarak Google kullanmamalarını, IBM marka bilgisayarlarını çöpe atmalarını, benim gibi hobisi briç olanların da online briç sitesi olan BBO’ya falan girmemelerini bekledim filan bekledim.

 

Sonucu hepimiz biliyoruz böyle şeyler olmadı. Bu boykotları yapanlara göre boykot yolu ile mücadele sadece yeşil sermaye olarak tespit edilen dâhili mihraklara karşı yapılması yeterleydi.

 

Nedendir bilinmez, boykot sadece hızla tüketilen malzemelerle sınırlanmıştı anlaşıldığı kadarı ile. Kimse bilgisayar markalarını ya da dayanıklı malları boykot etmekten bahsetmiyordu. Yabancı markalı kıyafetler giyilmeye devam adildi ve edildi ve ediliyor, kimse o süreç içersinde elbiselerini yakmadı.

 

Son gelişmelerden sonra Ülker ürünleri almayan BIM’den alışveriş etmeyen bu kahraman arkadaşlarımızı zor günler bekliyor. Kesin bir kafa karışıklığı olacak, bu yazının amacı da bu kafa karışıklığını yok etmek arkadaşlarımıza gösterdikleri kahramanlıkları devam ettirebilmeleri için yardımcı olmak.

 

Bugünlerde otoyol özelleştirmesi yapıldı ve ihaleyi KOÇ, Ülker ve Malezyalı UEM konsorsiyumu kazandı.

 

Kafa karışıklığı da burada başlıyor yeşil sermaye olan Ülker gurubu ile KOÇ grubu ortaklığa girmişler. Ne olacak? Şimdi. Acaba yeşil sermaye şirketi sayılan Ülker gurubunu ortak olduğu otoyolu kullanmaktan vazgeçip alternatif yolları mı kullanacaklar.

 

Konfora bir kere alıştı mı vazgeçilmez ki.  Kimsenin alternatif yolları kullanıp iki misli fazla bir zaman da İstanbul’a gitmek isteyeceğini sanmam. Hadi gittiler diyelim bir de boğaz köprülerini kullanmadan Avrupa yakasına geçmeleri gerekiyor.  Arabalı vapurlar da bu konsorsiyumun eline geçerse, kesinlikle karşı tarafa otomobil ile geçmeme kararı alınmalı.

 

 Bu kararların uygulanmayacağını hepimiz biliyoruz. Benim fikri hizmetim de bu kararların uygulanamayacağı  noktasında başlıyor.. Efendim yeşil sermayeyi boykot etmenin yolu şu. Boykotçu kahraman arkadaşlarımız otoyolun hep sol şeridini kullansınlar.  KOÇ firması bir paylaşım halinde Ülker firmasına otoyolun sağını verecektir kesinlikle. Çünkü yakışanı budur. Yeşil sermaye olan Ülker firmasına yolun solu verile bilemez.

 

AKP’ye oy veren cahil(!) halkı temsil eden kamyoncular biraz da mecburiyetten zaten sağ şeridi kullanıyorlar. Hem bu kamyoncuların çoğunun da adı geçen firmalardan alışveriş yapmakta bir beis görmedikleri de söylemek için anket yapmaya bile gerek yok.

 

UEM firmasına da otoyolun genişliğine göre orta şerit ya da güvenlik şeritleri verilmesi son derece makuldür.

 

Otoyolda soldan gitmek için de arabanız hızlı ve yeni olmalı. Otomobili eski olanlar yenisini almak için arayışa girmeliler öncelikle. Amerikan, İtalyan, Alman, Fransız, İngiliz ya da Japon markalarından birini seçebilirler. Başbakanın istediği yerli markanın üretilmesini bekliye bilerler.

 

Yerli markalı otomobil üretilirse bu da ayrı mesele olur. Bu marka başbakan istediği için üretileceğine göre bu markayı boykot edip etmeme konusunda bir kafa karışıklığı yaşanacağı da muhakkak.

 

Başbakanın istediği için yaratılan yerli marka otoyu mu tercih edilmeli, yoksa emperyalist dünyanın markalarını mı? Problemin büyüklüğüne bak.

 

Zor karar, değil mi?

 

Boş verin bunları geçin sol şeride basın gaza bu kadar solculuk yeter de artar bile.

 

Basın, Ülker ve BiM mağazalarına küfrü, hatta hızınızı alamayıp oralardan alışveriş eden cahil(!) halka da basın küfrü.

 

Birde Zülfü Livaneli’den bir şeyler mırıldanın, tamamdır.

 

HAMİŞ1: Bu yazı Ülker markalı ürünleri almayan BIM mağazalarından alışveriş etmeyen bu eylemlerini çok önemli sayan kapitalizmin gerçek yüzünü anlamaktan uzak, bu eylemlerini çok önemseyen hatta bundan bir nevi kahramanlık çıkaran arkadaşlarımıza yardımcı olmak için yazılmıştır.

 

HAMİŞ2: Durumdan vazife çıkarıp reklam yaptığımı hatta bunu dayattığımı iddia edenler olacaktır. Bu iddiacılara yapabileceğim bir şey yok, kafalarına huni takıp yazıları anlama kabiliyeti zerk edemem ki.