• 10.06.2022 09:09

Anayasa nedir umursamayan, anayasa ile kendisini bağlı görmeyen bir hâkim vardı. Ödüllendirildi, adalet bakan yardımcısı yapıldı; Akın Gürlek…

Bir anda itirazlar duyduk toplumdan. Haklıydı ses çıkaranlar ama artık çok geçti.

Bu ilk değildi çünkü.

11 Ocak 2018 idi, Anayasa Mahkemesi'nin hem de Genel Kurulu’nun verdiği hak ihlali kararını 26 Ağır Ceza Mahkeme Başkanı Kemal Selçuk Yalçın ile üye hâkim Mehmet Akif Ayaz yok saydı.

İtiraz ettim… 27 Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı A.Orkun Dağ, üye hakim Seval Alaçam ile birlikte ret kararı verdi. Anayasa’yı nasıl yok saydıklarını uzun uzun karar yazarak anlattılar.

A.Orkun Dağ, Yargıtay üyesi yapıldı.

İtirazlar çok cılız kaldı, duyulmadı bile.

Anayasa Mahkemesi kararının yok sayılmasını talep eden savcıların kaptanı Başsavcı İrfan Fidan önce Yargıtay üyesi yapıldı. Bir dosya kapağı dahi açmadan Anayasa Mahkemesi üyesi oldu.

Sezgin Baran Korkmaz dosyası ile anılan başsavcı vekili Hasan Yılmaz, Adalet Bakan yardımcısı oldu, HSK’ya da üye olarak görevlendirildi.

Geçen gün bir tebligat aldım.

Zarfın içinde, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu’nun (HSK) 30 Mayıs 2022 tarihli bir kararı vardı.

Gelen yazıda kararın “kesin” karar olduğu yazılı idi.

Peki neydi “kesin” karar?

Türkiye Cumhuriyeti anayasasını yok sayan dört hâkim;

Kemal Selçuk Yalçın, Mehmet Akif Ayaz, Seval Alaçam ve A. Orkun Dağ hakkında yapılan şikayettin reddi kararı…

HSK’ya göre anayasaya direnen bu dört hâkim görevlerini layığı ile yapmış…

Geldiğimiz noktada, HSK’nın biri bakan, biri bakan yardımcısı, iki üyesi İYİ Parti, bir üyesi de CHP’li muhalefetin, geri kalanın da siyasi iktidarın desteği ile seçilen on bir üyesi Anayasa’yı çiğnediler.

Anayasanın 159. maddesine göre HSK; “mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.”

HSK’nın varlık sebebidir Anayasa.

Bu dört hâkim, “Anayasa da neymiş kararı” verdiklerinde Anayasa Mahkemesi’ne bir kez daha başvurmuştum.

Anayasa Mahkemesi 9 Ocak 2020 tarihinde bir karar daha aldı. Anayasa Mahkemesi kararı ile kendilerini bağlı görmeyerek Anayasa’yı yok sayan Hakimler Kemal Selçuk Yalçın, Mehmet Akif Ayaz, A.Orkun Dağ ve Seval Alaçam ve elbette herkese dedi ki;

“- Anayasa Mahkemesince verilen ihlal kararının nihai ve bağlayıcı olduğunda kuşku yoktur,

- Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu ihlal kararları, başka bir merci tarafından Anayasa'ya veya kanuna uygunluk yönünden denetlenemez, aksi yöndeki değerlendirmelerinin anayasal veya yasal bir dayanağı olamaz,

-Derece mahkemelerinin görevi Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerinin kapsamını değerlendirmek değil Anayasa Mahkemesince tespit edilen ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmaktan ibarettir.”

AYM’nin bu dört hâkimin anayasayı ihlali ettiğini saptayan ve Anayasa’nın emri gereği herkesi ve HSK’yı da bağlayan bu ikinci kararı da varken HSK Genel Kurulu ne yaptı?

Türkiye’nin Adalet Bakanı, bakan yardımcısı ve seçilmiş on bir hâkimi ile Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu, suç işleyen HSK üyelerini Yüce Divan sıfatı ile yargılama yetkisine sahip Anayasa Mahkemesinin iki bağlayıcı ve kesin kararını anayasanın emrine rağmen yok saydı.

Açıkça, tartışılmaz biçimde suç işlendi.

Devletin meşruiyeti hukuk devleti oluşundadır.

16 Ağustos 1789 tarihli Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesinin 16. maddesi der ki;

“Hakların güvence altına alınmadığı ve kuvvetler ayrılığının olmadığı bir toplumda anayasa da yoktur.”

Bir devlette “anayasa” isimli bir belgenin olması, o devlette gerçek anlamda bir anayasanın bulunduğunu her zaman göstermeyebilir.

İşte böyle zamanlardan geçiyoruz.

Anayasanın, bizzat görevliler tarafından çiğnendiği, anayasaya veda etmiş bir ülkeyiz.

Bir gün yeniden çok daha sağlıklı bir şekilde buluşacağız elbet…

Herkese anayasal devleti hatırlatmaya çok az kaldı…

O gün geldiğinde, şimdi “artık bizim için dönüş imkânı kalmadı” deyip açıkça suç işleyen, anayasasız bir hale getirdikleri ülkede panik içinde koşturan “desperadolar” da hukukun ne olduğunu öğrenecekler.

Figen ÇALIKUŞU