• 19.02.2022 11:20

Annem düğün davetiyesi gibi liste yapmış ablamın eline tutuşturdu; komşulara gönderiyor, akşama yemek davetine çağırmak için. Ablamı hiç bu kadar sinirli görmemiştim:
‘Anne, sen ne yapıyorsun, bu pahalılıkta yemek daveti mi verilir? Hem sonra pandemiyi unuttun sanırım!’
Annem, bu kez tatlı-sert:
‘Sen yaygara falan koparma. Top bende!’
Annemin her zaman bir bildiği var, tabii ki.
Ablam, anneme akşam yemeğinde neler olduğunu sorunca durum biraz daha garip bir hal aldı.
‘Mangolu ejder meyveli tropik çorba, vişneli tayfır, Adana kebap, kuzu şiş, sütlaç’
Ablamın tek gözü ile bakıştık ( bir gözü halen kapalı), gözlerimizin ışıltısı kayboldu, annemin sağlığından endişe etmeye başladık. Annem bize laf bırakmadan:
‘Kardeşinizi Meclis lokantasına gönderdim, siparişleri verdim, az sonra gelir.’
Geldi de ama yüzü dolar’ın yeşiline bürünmüş:
‘ Annem, senin Meclis lokantası dediğin yer Ankara’daymış. Buradaki Düzce belediyesinin bu işle iş’i olmazmış.”
Annemin tüm havası söndü ama mırıldanmayı da bırakmıyor, ‘Biz niye Ankara’da oturmuyoruz ki sanki’. Ablam, sabahki komşu listesini bir kez daha dolaştı, sağlam bir gerekçe göstererek, elektrik kesintisi nedeniyle yemeğin iptal edildiğini bildirdi.
***
Ak-Mum ve Tarkan’ın ‘Sahiden geççek mi’ şarkısı eşliğinde cümbür-cemaat sofraya oturduk… Oturduk oturmasına da, herkesin önünde ‘boş tabak’ var. Herkes birbirine ‘yiyecek’ gibi bakmaya başladı.
Annem:
‘Eskiden tencere mi vardı, arap yağı bulmuş gibi yemek mi bekliyorsunuz. Porsiyon küçülttük işte! O göremediğiniz tabağın içinde, patlıcan, biber, salatalık var, iyi bakarsanız görürsünüz.’
Ablamın zaten tek gözü kör; tabakta bir şey’ler göremeyince iki gözünün de kör olduğunu zannedip,
‘ Allahım, inanmıyorum, kör oldum’ diye bağırmaya başladı. Zor sakinleştirdik.
***
Biz ablamla uğraşırken, babam birden soyunmaya başladı. Evin içinde atletle dolaşıyor. Sıcak basmış. Biz don’la kalmasından endişelenirken, annem bu kez bize müjde verir gibi:
‘Merak etmeyin, babanız kuru fasulye yediğini zannediyor. Ben kuru fasulyeleri sakladım, yediği şeyler bonibon şekeri. Dün Ak-marketten aldım. Altında değil, ağzında patlıyor!’