• 23.10.2021 11:24

Tutturdu ‘halkın arasına karışacağım’ diye… ‘Derdin nedir,’ dedik. ‘Dertleri neymiş, öğreneceğim’, dedi. ‘Sen alışık değilsindir, uygun olmaz, otur sarayında', dedik. Ne dediysek olmadı, annem halkın arasına karışmaya karar verdi. Kendince bir önlem de aldı, tebdil-i kıyafetli olacakmış.

Kıyafeti de kendi oluşturdu; türbanın üstüne fes, yüzüne de peçe yerleştirdi. Ablama aldırdığı tesettür elbisesinin üzerini çarşafla örttü. Eline sırık, ayaklarına da terlik geçirdi. Karışmadık tabii ki, ‘nasıl olsa yandaşlarını böyle daha kolay bulur’, dedik.

Annem, akşamüstü döndü. Yüzü allak/bullak. Sinir küpü ötesi, çokgeni. Hızla odasına girdi. Ablamla, kardeşimi bir telaş aldı. Halkın arasına girmeye niyetlenen annem meğer bir markete girmiş ve sadece birkaç kişiyle görüşebilmiş… Kardeşim, “ bu O’na yetmiş” dedi.

Annem bir çırpıda sıralamaya başlamış:

*- Fiyatlar nasıl uygun mu ?

“ Sıvı yağları artık çay bardağı ile almaya başladık. Açık yağ, pompayla veriyorlar. Bir bardak dolduruyoruz, çıkıyoruz. Elektrik kullanmıyoruz, televizyonun ışığı ile idare ediyoruz. Salonumuzun ortasına bir duvar ördük, küçülttük, doğalgazı öyle kullanıyoruz. “

*- Yoksullukla, yolsuzlukla mücadele edilmiyor mu?

“ Hırsız bizdense sorun yok, diyorlar. Başı secdeye değiyorsa yetiyormuş. Başları sıkıştıkça dine sarılıyorlar. Adam milletin a… koyuyor, dert etmiyorlar. Bu memleketi yönetsin diye seçtikleri Bakanları kendi Bakanlığında hırsızlık yapıyor, teşekkür ediyorlar. Şahlanıyoruz diye miting yapılan alanda yoksul halk miting alanını koruyan polislerin atık kumanyalarından besleniyor. İsrafı itibar sandılar. Har vurup, harman savurdular. Ama pandemide esnafı kaderine terk ettiler. Ekonomik hayatın her aşamasına arsızlık, hırsızlık, yolsuzluk, aç gözlülük hakim oldu. “Rüşvet”, “komisyon”, “yüzde” hayatın gerçeği haline getirildi. İhale kazandırılanlar haraca bağlandı.”

*- İş durumunuz, gençlerin durumu nedir?

“ Benim evladım iki üniversite mezunu, belediyenin temizlik işçisi başvurusundan iş bulmaya çalışıyor. Herifin oğlu lise mezunu bile değil, kokain çekerek devletin üst kademesinde iş buluyor. Bunlar, yandaş vakıf ve tarikatlar yoluyla bürokrasiye hakim oldular. Belediyelerden maaş alıyorlar. Yurtları ve şubeleri için bina tahsis ediliyor, kamudan milyonlarca lira bu vakıflara aktarılıyor. Barınma sorunu yaşayan öğrenciler sokakta kalırken bu vakıflara yardım adı altında destek sağlanıyor. Araştıran, soruşturan, sorgulayan, eleştiren nesiller yerine “dindar ve kindar nesil” yetiştirmek şiarıyla yola çıktılar. Kur’an kurslarının, imam hatip okullarının, tarikat medreselerinin, dini vakıfların önünü açtılar. Bilimi değil cehaleti yücelttiler. İktidarın beslediği ikliminden cesaret alıp medreselerde, Kur’an kurslarında, yurtlarda çocuk çoluğa sarktılar. Cin çıkarttılar. Bademlediler. Kedicikler beslediler. Üflediler, kokladılar.

*- Komşularımız, dış politikamız nedir?

“ Beka diye, rabiacı ihvancılığın hamasetin şekil verdiği bir dış siyaset benimsendi. Sıfır sorun yerini sırf soruna bıraktı. Diplomatik teamül ve geleneklerimiz yok edildi. Hırsızlardan, yolsuzlardan, çapsızlardan Büyükelçi yaptılar. Türkiye’yi onlar temsil ediyor dünyada bugün. Beka diye kefen giyerek gösteri yapanlar, en büyük asker bizim asker diye, bedelli askerliğe uğurlandılar.”

*- Biz kötü mü yönetiliyoruz?

“ Artık, aldanan ve aldatanların yönetimini istemiyoruz. Şimdi herkes kapısındaki sarı öküzü arıyor. Sahi biz sarı öküzü ne zaman verdik?”

***

Annem, bir süre sonra kapandığı odasından çıktı. Hepimizi salonda topladı. Heyecanla ne diyeceğini merakla bekliyoruz. Annem işaret parmağını uzattı ve:

“ Bu durumu kim düzelteceğim derse, yönetime talip olursa onun canına okurum, ona göre!” Daha Azını Gör